A

 

ab

su.

 

aba

Dervişlerin dünyaya gereğinden fazla önem vermediklerini göstermek amacıyla giyindikleri kalın, yünden elbise.

 

âbâ

Bir kimsenin yakın ataları, babalar, dedeler, ecdat.

    

abadile

Sahabe döneminde ilimleriyle ve özellikle verdikleri fetvalarla meşhur olan Abdullah adlı dört sahabe hakkında kullanılan bir terim. Bunlar: Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Zübeyir ve Abdullah b. Amr’dır.

 

Abbasiler

Hz. Peygamber’in amcası Abbas bin Abdülmuttalip  soyundan gelen, M.S. 750-1258 tarihleri arasında Emevilerden sonra hüküm süren sülale.

 

abd

Kul.

 

abdal

Veliler, erenler, Allah’ın veli kulları. Allah’a içtenlikle ibadet edenler. Gezginci dervişler.

 

abdest

Özellikle namazdan önce belli bir düzen içinde yapılması gereken maddi ve manevi temizlik.

 

abdestinde namazında olmak

Dindar, ibadetleri yerine getirme konusunda titiz olmak ve hiç kimseye kötülük düşünmemek.

 

abdestinden şüphesi olmamak

Herhangi bir kötülük yapmadığı konusunda kendine güveni tam olmak.

 

 

abdiyet

Allah’a onun emirlerini yerine getirip yasakladığı şeylerden kaçınarak- içtenlikle kulluk ve ibadet etme.

 

Hz. Abdullah

Hz. Muhammed’in (sav) babası.

 

Hz. Abdullah b. Muhammed

Hz. Peygamber’in Hz. Hatice’den doğma oğlu. Hz. Muhammed’in ikinci çocuğudur.

 

Hz. Abdülmuttalip

Hz. Peygamber’in dedesi. Asıl adı Şeybe’dir.

 

abes

Yararsız, anlamsız, dünya ve ahirette yarar sağlamayan (söz), boş (eylem ve davranış), saçma, akla ve gerçeğe uymayan (şey).

 

Abese Suresi

Kur’an-ı Kerim’in sekseninci suresidir. Mekke’de inmiştir. Kırk iki ayettir. Adını, birinci ayetteki “Surat astı, yüz çevirdi” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

abıhayat

Hayat suyu, bengi su.

 

âbit

Kulluk, ibadet eden. Allah’ın emirlerini içtenlikle yerine getiren.

 

acbızenep

Kuyruk sokumu kemiğinin altında bulunan toplu iğne başı büyüklüğündeki kemik. İnsanın ilk yaratılışında ve öldükten sonraki dirilişinde bedenin çekirdeğini veya özünü oluşturduğu kabul edilen madde, bir tür genetik şifre.

 

Acem

İran ülkesi. Arap olmayan, İranlı. İran’a özgü.

 

a’cemî

Hangi milletten olursa olsun, bir başka dili konuşurken dil tutukluğu ve aksan bozukluğu yüzünden dediği anlaşılamayan kimse. Arap olmayan.

 

adabımuaşeret

Davranış bilgisi. Bir toplumda benimsenerek gelenekleşmiş nezaket, terbiye, ahlak ve görgü kuralları.

 

adak

Allah’ın sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmak, dileğinin gerçekleşmesini sağlamak amacıyla dince sakıncası bulunmayan bir işi yapacağına dair Allah’a söz verme.

 

adalet

Doğruluk, eşitlik, denklik, aşırılıktan uzak ve dengeli olma, her şeye hakkını verme.

 

adap

İzlenmesi gereken usuller, yollar, prensipler. Ahlak, terbiye, incelik, saygı.

 

adem

Yokluk, varlığın karşıtı. Ölüm. Olmama, bulunmama, hiçlik.

 

Âdem

Allah’ın yarattığı ilk insan, insan soyunun atası ve ilk peygamber.

 

âdet

Alışılmış şey, herkes tarafından uyulan yol, töre, gelenek, görenek, usul, alışkanlık, huy.

 

âdetullah

İlahî kurallar, Allah’ın evrendeki değişmez yasaları, sünnetullah.

 

adil

Adaletli, adalet sahibi, doğru, hak tanır, hukuka saygılı, insaflı.

 

Âdiyât Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yüzüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. On bir ayettir. ‘Hızla koşan ve nallarından kıvılcımlar saçan savaş atları’ anlamına gelen kelimeyle başladığından bu adı almıştır.

 

 

 

Âd kavmi

Hud Peygamber’in davet ve uyarılarını dikkate almayarak Allah’a ortak koşmakta ısrar ettikleri ve doğru yoldan saptıkları için ilahî cezaya uğrayarak yok edilen kavim.

 

 

adliilahî

İlahî adalet; Allah’ın şaşmaz, değişmez adaleti.

 

Adn

Cennetin en yüksek derecelerinden biri. Peygamberlerin, şehitlerin, iyi işler yapan doğru kulların gidecekleri cennet.

 

Adnan

Arapların iki ana kolundan birini teşkil eden ve Hz. Peygamber’in soyunun da bağlı olduğu Adnanilerin atası.

 

af

Birinin suçunu, yanlışını bağışlama, hoş görme. Bir suçlu hakkında hüküm verildikten sonra cezasını hafifletme veya tamamen kaldırma.

 

âferin

Yaradan, Yaradıcı, Allah.

 

afet

Bela, hastalık, kusur, büyük felaket, musibet, hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk, kıran.

 

afif

İffetli, namuslu, doğru, zinadan ve zinaya götüren haram yollardan sakınan (erkek).

 

afife

İffetli, namuslu, doğru, zinadan ve zinaya götüren yollardan sakınan (kadın).

 

afiyet

Ruh ve beden sağlığı. Ağız tadı, gönül hoşluğu, mutluluk ve esenlik.

 

aforoz

Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen “cemaatten kovulma” cezası.

 

Afüv (el-Afüv)

“Affeden, bağışlayan, acıyan” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

ahad

Bir, tek, yalnız. İsimlerinde, sıfatlarında, yaratmasında ve emretmesinde tek ve eşsiz olması anlamında, Allah’ın sıfatlarından biri.

 

ahadis

Hadisler.

 

ahadiyet

Allah’ın birliği, vahdaniyet. Allah’ın zatında, sıfatlarında, yaratmasında ve emretmesinde bir ve tek olması; Allah’ın eşinin, benzerinin ve ortağının olmaması durumu.

 

ahad haber

Bir kişinin naklettiği haber, hadis; haberivahid.  Mütevatir olmayan haber.

 

ahbar

Haberler. Âlimler, din büyükleri, üstün kimseler. Yahudiliği ve onun kutsal kitabı Tevrat’ı bilen, Yahudi dinini öğreten ve ortaya çıkan problemleri çözen din adamları, hahamlar.

 

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   

Ahd-i Atik

 Eski sözleşme, anlaşma; Tevrat.  İsrailoğulları’na Hz. İsa’dan önceki peygamberler aracılığıyla indirilen kitaplara verilen isim. (Tevrat, Zebur ve Mezmurlar)

 

Ahd-i Cedit

İncil.  Sonradan yazılan ve İncil adı verilen kitaplar ve ekleri.

 

ahi

Yiğit, cömert, civanmert. Ahilik teşkilatı mensubu, zanaatkâr.

 

Ahilik

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da kurulan ve gelişen dinî ve toplumsal yönü olan bir esnaf teşkilatı. Kurucusu Ahi Evran dır.  

 

Âhir (el-Âhir)

“Bütün yaratılanlar öldükten sonra ahirette hesap vermek için kendisine döndürülecek olan, varlığının başlangıcı olmadığı gibi sonu da olmayan mutlak varlık.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

ahiret

Dünya hayatını takip eden hayatın adı. Dünya hayatındaki amellerin -söz, davranış ve eylemlerin- sonuçlarının alınacağı ve değerlendirileceği zaman.

 

ahiretlik

Ahiret kardeşi. Dünyanın süsüne ve gösterişine değer vermeyip kendisini ibadete veren, çokça hayır işleyen kimse. Evlatlık alınan kimsesiz çocuk.

 

ahir zaman

Kıyametin yaklaştığı ve alametlerinin belirginleştiği zaman.

 

ahir zaman peygamberi

Son peygamber Hz. Muhammed.

.

 

ahit

Söz verme, ant, yemin.

 

ahitname

Antlaşma belgesi, antlaşma, anlaşma, sözleşme, mukavele.

 

Ahkaf Suresi

Kur’an-ı Kerim’in kırk altıncı suresidir. Mekke’de inmiştir. Otuz beş ayettir. Adını, yirmi birinci ayette geçen “rüzgârların oluşturduğu kum tepeleri” anlamındaki kelimeden almıştır.

  

ahkâmışeriye

Allah-insan, insan-insan, insan-hayvan, insan-eşya arasındaki münasebetleri düzenleyen Kur’an-ı Kerim ve sünnete ait hükümler.

 

ahkâm-ı Kur’an

Kur’an-ı Kerim’in hükümleri. İbadetler, insanlar arası ilişkiler, suç ve bu suçlara uygulanacak yaptırımlarla ilgili ayetlerin yorumunu konu alan bilim dalı.

 

ahlak

İnsanın yaratılışından gelen özellikleri ile insanların iyiliğini ve mutluluğunu hedef alan kuralların hayata geçirilmesi ile kazanılan iyi ve güzel davranışlar.

 

Ahmedilik

Kadıyanilik’in diğer adıdır.

 

 

Ahmet b. Hanbel

 

Hanbeli mezhebinin kurucusu olan büyük imam

 

 

ahsenihadis

“Sözün en güzeli” anlamında Kur’an-ı Kerim’in isimlerinden biri.

 

ahsenitakvim

Allah tarafından insana verilen en güzel şekil, yaratılışındaki fiziksel ve manevi güzellik.

 

ahyar

Hayırlılar, iyiler, hayrı çok olanlar, manevi bakımdan zengin olanlar, cömertler, şerefliler.

 

Ahzab Savaşı

Hendek Savaşı’nın diğer adı.

 

Ahzab Suresi

Kur’an-ı Kerim’in otuz üçüncü suresidir. Medine’de inmiştir, yetmiş üç ayettir. Adını, yirmi ve yirmi ikinci ayetlerde geçen “hizipler” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

akabe

Köleyi hürriyetine kavuşturma, bir yetim veya yoksulu doyurma, sabırlı ve haktan yana kimselerden olma gibi erdemli davranışlar.

 

Akabe

Peygamberimize Medinelilerin hicretten önce iki kez biat ettikleri, Kâbe’ye üç kilometre uzaklıkta olan ve Mina sınırları içinde kalan kayalık bir yer.

 

Akabe Biatleri

Akabe denilen yerde 621-622 yıllarında Medineli Müslüman bir grupla Hz. Peygamber arasında yapılan iki anlaşma.

 

akait

Kur’an-ı Kerim ve hadisler çerçevesinde İslam dininin iman esaslarını konu edinen ilim alanı.

 

akıl

Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Sadece insanda var olan; yararlı ile zararlıyı, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini ayırt etme yeteneği.

 

akıl baliğ

Büluğ çağına ulaşmış akıllı kimse. Mükellef, yükümlülük ve sorumluluk altına giren kimse.

 

akide

İnanç, itikat

 

akif

İbadet eden, ibadetinde devamlı olan, kendini adayan, tutkun. İtikâf yapan kişi.

 

akika

Yeni doğan çocuk nedeniyle Allah’a şükür olarak doğumunun yedinci gününde kesilen kurban.

 

akit

Sözleşme, antlaşma, yeminleşme.

 

aklıselim

Sağduyu, hüküm ve kararlarında doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırma yetisi.

 

akraba

Aralarında yakınlık, soyca ilgi ve kan bağı olanlar.

                           

akşam namazı

Güneşin batmasından yatsı namazının vaktinin girmesine kadarki süre içerisinde kılınan üç rekâtlık farz namaz. Farzından sonra iki rekât sünnet kılınır.  

 

Hz. Ali

Hz. Peygamber’in damadı ve dört halifenin sonuncusu. Babası, Hz. Peygamber’in amcası Ebu Talip’tir.

 

âliaba

Son Peygamber Hz. Muhammed’in ev halkı.

 

âlimuhammed

Hz. Muhammed’in aile fertleri; eşleri, çocukları, torunları.

 

Âlâ Suresi

Kur’an-ı Kerim’in seksen yedinci suresidir. Mekke’de inmiştir. On dokuz ayettir. Adını birinci ayette geçen ve “en yüce” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

Alak Suresi

Kur’an-ı Kerim’in doksan altıncı suresidir. Mekke’de inmiştir. On dokuz ayettir. Adını ikinci ayette geçen ve “yumurta hücresi, embriyo” anlamına gelen  sözcükten almıştır. İlk beş ayeti Hz. Peygamber’e ilk vahyedilen ayetlerdir.

 

alamet

Belirti, işaret, iz, nişan, damga, sembol.

 

alem

İşaret, nişan. Minare, kubbe, sancak direği gibi şeylerin tepesinde bulunan madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs.

 

âlem

Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluşturduğu bütün evren; gökyüzünde görünen veya görünmeyen gök cisimleri, yıldızlar, kâinat, dünya, cihan, yer yuvarlağı.

 

âlemiervah

Ruhlar âlemi, insanın dünyaya gelmeden önce ve öldükten sonra ruhunun bulunduğu ve varlığı duyu organlarıyla kavranamayan âlem.

 

Alevi

Hz. Ali’ye özel ilgi ve sevgi gösteren, ona taraftar olan.

 

Alevilik

Hz. Ali’ye bağlılık noktasında birleşen çeşitli dinî ve siyasi grupların ortak adı.

 

aleyhisselam

“Selam, esenlik, huzur, güven, sevgi ve bağlılık onun üzerine olsun.” anlamında Peygamberler için kullanılan dua cümlesi.

 

aleykümselam

“Selam, barış, esenlik, güven, huzur sizin de üzerinize olsun.” anlamında “selamün aleyküm” cümlesine verilen cevap.

 

Aliy (el-Aliyy)

“Kıymeti yüce ve kudreti büyük olan, her türlü kusur ve eksiklikten uzak.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

âlim

Bilgin, iyi bilen, hakkıyla bilen, bilgili.

 

Alîm (el-Alîm)

“Her şeyi bilen, hiçbir şey kendisine gizli kalmayan ve kullarını her an gözetim altında tutan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

alimallah

“Allah bilir.” anlamında anlatıma kuvvet vermek için kullanılan bir söz.

 

Âl-i İmran Suresi

Kur’an-ı Kerim’in üçüncü suresidir. Medine’de inmiştir. İki yüz ayettir. İsmini surede geçen Hz. Meryem’in babası ve ailesinden almıştır.

 

Allah (cc)

Kâinatın ve bütün varlıkların yaratıcısı, tek koruyucusu olan yüce ve tek varlık, Mabut, Tanrı, Rab, Mevla, Huda. İsmicelal, İsmiazam, Lafzayicelal.

 

Allahu ekber

Tekbir getirirken söylenen söz.

 

alperen

Kahraman, dini yaymak için savaşan derviş, mücahit.

 

Altın Oluk

Kâbe’nin damında biriken yağmur sularının ‘Hicr’e akmasını sağlamak için Kâbe’nin kuzeybatı duvarının üzerine yerleştirilmiş oluk.

 

amel

Yapılan iş, eylem, fiil. Dünya ve ahirette ceza veya mükâfat konusu olan her türlü iş ve davranış.

 

amel defteri

İnsanların dünyadaki iyi ya da kötü tüm düşünce, söz ve davranışlarının Kirâmen Kâtibîn adlı melekler tarafından yazıldığı belge, manevi sicil defteri.

 

 

amelisalih

Dinin yapılmasını emrettiği, yararlı, güzel, insanları olumlu yönde değiştirmeye yönelik ve kendisi ile sevap elde edilen iş.

 

amenna

“İnandık, kabul ettik, doğrudur, böyledir.” anlamında onama kelimesi.

 

amentü

“İnandım, iman ettim.” anlamında bir söz. İslam dininin iman esaslarını ana hatlarıyla anlatan terim.

 

amil

Herhangi bir bölgenin zekât, haraç, öşür, ganimet ve vergilerini toplamakla görevli memur. Bir yere atanan üst düzey yönetici.

 

âmin

“Allah’ım! Kabul et, duamızı kabul eyle, dileklerimiz yerine gelsin!” anlamında duaların arasında ve sonunda kullanılan bir söz.

 

 

Hz. Âmine

Hz. Peygamber’in annesi.

 

Amme cüzü

Nebe Suresiyle başlayıp Nâs Suresi ile biten Kur’an-ı Kerim’in otuzuncu ve son cüzü.

 

Amme Suresi

Nebe Suresi.

 

Anane

 

Anglikanizm

 

Anka

Halk arasında adı olup gerçekte var olmayan, Kaf dağında yaşadığına inanılan, efsanevi bir masal kuşu.

 

Ankebut Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yirmi dokuzuncu suresidir. Mekke’de inmiştir. Altmış dokuz ayettir. Adını, kırk birinci ayette geçen ve “örümcek” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

 

âr

Utanma duygusu. Ahlak, namus, edep, hayâ.

 

Araf

Cennetle cehennem arasında bulunan perde, sur, yüksek tepe, set veya duvar.

 

Araf Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yedinci suresidir. Mekke’de inmiştir. İki yüz altı ayettir. Adını kırk altıncı ayette geçen ve “henüz cennete de cehenneme de giremeyen insanların bulunduğu yer” anlamına gelen  kelimeden almıştır.

 

Arafat

Haccın farzlarından biri olan “vakfe”nin yapıldığı Mekke’nin doğusunda bulunan yer.

 

Arap

 

Arapça

 

Arasat

Kıyametin kopmasından sonra diriltilecek olan insanların dünyada yaptıkları tüm davranışlarından sorguya çekilmek üzere toplanacakları yer.

 

arefe

Kurban Bayramından bir önceki gün, zilhiccenin dokuzuncu günü.

 

arif

Bilen, bilgili, çok anlayışlı, sezgili.

 

 

arraf

Gelecekten haber verdiğini ve gaybı bildiğini iddia eden, kâhin, falcı.

 

arş

Allah’ın yaratmış olduğu bütün varlıklar üzerindeki kudret, hükümranlık, egemenlik ve iktidarı.

 

 

 

arz

Hz. Peygamber’in her sene ramazan ayında, o ramazan ayına kadar gelen bütün sure ve ayetleri Cebrail’e, Cebrail’in de kendisine okuması.

 

Arzımukaddes

Temizlenmiş kutsal toprak. Kudüs’teki Mescidiaksa’nın bulunduğu yer.

 

Asayımusa

Hz. Musa’nın bastonu. Hz. Musa’ya verilen mucizelerden biri.

 

 

ashab

Sahabe kelimesinin çoğulu

 

Ashabıaraf

Sevapları ve günahları eşit olduğu için henüz cennete de cehenneme de gidememiş, fakat cennete gitmeyi bekleyen müminler.

 

Ashabıbedir

Bedir Savaşı’nda Hz. Peygamber’in yanında bulunan ve savaşa katılan sahabeler. Sayıları üç yüz civarındadır.

 

Ashabıeyke

Hz. Şuayp’ın, peygamber olarak görevlendirildiği Kızıldeniz ile Medyen arasındaki bölgede yaşayan halk.

 

Ashabıfil

Fillerle Kâbe’yi yıkmaya gelen Yemen Valisi Ebrehe ve ordusu.

 

Ashabıhicr

Hz. Salih’in peygamber olarak gönderildiği Hicaz ile Şam arasındaki bölgenin halkı; Semud kavmi.

Ashabıkehf

Allah’a inanmayan kavimlerinin ve zalim hükümdarlarının şerrinden mağaraya sığınan bir grup inanmış genç insan; mağara arkadaşları.

 

Ashabımedyen

Hz. Şuayp’ın peygamber olarak gönderildiği, Akabe Körfezi’nin kuzeyinden Sina Yarımadasının içlerine ve Ölü Deniz’in doğusunda Moab dağına kadar uzanan bölgede yaşayan halk

 

Ashabıress

Hz. Şuayp’ın peygamber olarak gönderildiği bir halk

 

Ashabısebt

Cumartesi için uygulanan yasağa uymayan bir grup Yahudi; cumartesi halkı.

 

Ashabısuffa

Hz. Peygamber’in Medine’deki mescidinin bitişiğinde bulunan ve adına ‘suffa’ denilen üstü kapalı özel bir yerde Kur’an-ı Kerim ve din öğrenimi gören sahabeler; ehlisuffa.

 

Ashabışimal

Kur’an-ı Kerim’e göre amel defterleri ahirette sol taraflarından veya arkalarından verilecekler; cehennemlikler.

 

                                              

Ashabıuhdud

İslamiyet’ten önceki bir dönemde müminleri ateş dolu hendeklere atarak diri diri yakıp bununla eğlenenler; Uhdud halkı.

 

Ashabıyemin

Kur’an-ı Kerim’e göre, ahirette amel defterleri sağ taraflarından verilecekler; cennetlikler.

 

asi

İsyan eden, karşı gelen, baş kaldıran, günahkâr.

 

asitane

Bir tarikat veya tarikat kolunun merkezi durumunda olan büyük tekke. İstanbul’un ünvanı

 

asli vatan

Kişinin kendisinin ve aile bireylerinin bulunduğu, yolcunun (seferînin) faydalandığı kolaylıklardan yararlanamadığı sürekli yerleşmek ve yaşamak üzere karar verdiği yer.

 

Asrısaadet

Hz. Muhammed’in peygamberlik görevini yaptığı ve varlığıyla şereflendirdiği devir.

 

Asr Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yüz üçüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Üç ayettir. Adını; “zaman, yüz yıl, ikindi” anlamlarına gelen kelimeden almıştır.

 

aşar

Öşür vergisinin diğer adıdır.

 

Aşereyimübeşşere

Hz. Peygamber tarafından cennetlik oldukları müjdelenen on sahabe.

 

aşır

Bir dinî tören sırasında veya cemaatle namaz kılındıktan sonra okunan Kur'an-ı Kerim’den on ayetlik  bölüm

 

aşk

En üst biçimiyle sevgi, sevda, muhabbet, gönül verme, candan sevme.

 

aşrışerif

Bir dinî tören sırasında veya cemaatle namaz kılındıktan sonra okunan Kur'an-ı Kerim’den on ayetlik  bölüm

 

aşure

Kamerî aylardan muharrem’in onuncu günü.

 

ateh

Bunama, aklın zayıflayıp eksilmesi,

 

ateist

Tanrı tanımaz, mülhit, ateizm görüşünü benimseyen.

 

ateizm

Kâinatta bir yaratıcı güce inanmayan felsefi bir ekol.

 

ateşgede

Eski İran’da ateşe tapanların, Mecusilik inancına sahip olanların ateş yaktıkları tapınak.

 

ateşperest

Mecusi. Ataşe tapan

 

avam

Halk, cumhur, ahali.

 

avret

İnsan bedeninde gösterilmesi ve görülmesi haram olan yerler. Namazda veya namaz dışında örtülmesi farz olan yerler.

 

ayet

Surelerin içinde yer alan, başından ve sonundan özel işaretlerle ayrılan bir veya birkaç cümleden oluşan ilahî söz.

 

Ayetelkürsi

İçerisinde ‘ilahî hükümranlık, ilahî ilim ve kudret’ anlamındaki “kürsi” kelimesinin geçtiği Bakara Suresi’nin iki yüz elli beşinci ayeti

 

ayıp

Toplumun ahlak kurallarına aykırı olan utanılacak durum ve davranış.

 

ayin

Çeşitli tekke ve tarikatların hareket ve musiki unsurlarını taşıyan dinî merasimler.

 

Hz. Ayşe

Hz. Peygamber’in eşi. Hz. Ebubekir’in kızıdır. Annesi Ümmü Ruman bt. Amir’dir.

 

azap

Allah’ı tanımayan veya emirlerine karşı gelenlere dünyada ve ahirette verilecek ilahî ceza.

 

azat

Köle veya cariyeyi hürriyetine kavuşturma.

 

Azazil

İblis.

 

Azim (el-Azim)

“Emirlerine hiçbir şekilde karşı gelmek mümkün olmayan ve âciz bırakılamayan, kendisinin ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu ve yüce varlık.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

azimet

Allah’ın yapılmasını emrettiği ve yapılmamasını istediği konularda tam bir titizlik gösterip bu emir ve yasaklara içtenlikle ve kararlılıkla uyma.

 

Aziz (el-Aziz)

“Mutlak surette güç, kuvvet ve şeref sahibi, kendisine hiçbir varlığın gücünün yetmediği, aksine, dilediği her şeye gücü yeten varlık.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Azrail

Dört büyük melekten biri, ölüm meleği, Allah tarafından insanların canını almakla görevli melek, Melekülmevt.

 

azze ve celle

Allah’a saygının, sevginin ve bağlılığın bir ifadesi olarak, onun isimlerinden sonra söylenen “Rabbimizin şanı aziz ve yüce olsun!” anlamında bir söz.

 


B

 

Babıselam

Kâbe’yi de içine alan Haremişerif’in kapılarından biri. Medine’deki Mescidinebevi’de de aynı adı taşıyan bir kapı bulunmaktadır.

 

Babilik

Bahailik.

 

Bacıyanırum

13. yüzyılda Anadolu’da kadınların oluşturduğu Ahilik benzeri bir kuruluş.

 

baç

Halktan alınan öşür, haraç. Her çeşit vergi.

 

 

Bahai

İran’da Bahaullah Mirza Hüseyin Ali Nuri (1817-1892) tarafından kurulan mezhebe bağlı kişi.

 

Bahailik

19. yüzyılın ikinci yarısında İran’da Bahaullah Mirza Hüseyin Ali Nuri (1817-1892) tarafından kurulan mezhep.

 

Bâis (el-Bâis)

“Peygamber gönderen; ahirette hesap vermeleri için insanları öldükten sonra yeniden dirilten ve huzurunda toplayan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Bakara Suresi

Kur’an-ı Kerim’in ikinci suresidir. Medine’de inmiştir. İki yüz seksen altı ayet olup Kur’an-ı Kerim’in en uzun suresidir.

 

Bâkî (el-Bâkî)

“Ölümsüz, devamlı, kalıcı, ebedî, sürekli, bütün varlıklar yok olduktan sonra da zatıyla var olacak tek varlık.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

baliğ

Büluğ çağına girmiş

 

barekallah

“Allah mübarek etsin.”, “Hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun.” anlamlarında “Maşallah” gibi söylenen dua sözü.

 

Bârî (el-Bârî)

“Kusursuz olan, yoktan var eden, örneksiz ve modelsiz yaratan.” anlamında Yüce Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

ba’s

Kıyametten sonra İsrafil’in sura ikinci kez üfürmesiyle insanların Allah tarafından yeniden diriltilmeleri.

 

basar

 “Her şeyi bütün ayrıntılarıyla bilip görmesi.” anlamında Allah’ın zati sıfatlarından biri.

 

Bâsıt (el-Bâsıt)

“İnsanların sıkıntılarını gideren; yaratılanların rızkını istediği zaman, istediği kadar bollaştıran.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Basîr (el-Basîr)

“Kusursuz ve eksiksiz olarak tam gören; her yönden işlere vâkıf olan, olayların içyüzünü bilen.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

basiret

Allah’a bilinçli bir biçimde kul olmanın bir sonucu olarak elde edilen hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü birbirinden ayırma gücü.

 

basubadelmevt

Her insanın ölümden sonra Allah’ın huzurunda hesap vermek üzere yeniden diriltilmesi.

 

batıl

Allah’ın peygamberleri aracılığıyla bildirmiş olduğu dine uymayan her türlü inanç, fikir, duygu, kanaat, tutum, davranış.

 

batıl din

Allah’tan geldiği şekliyle korunamamış ve insan eliyle müdahale edilerek bozulmuş din. Kurucusunun adıyla anılan ve vahye dayanmayan din(ler).

 

Bâtın (el-Bâtın)

“Her şeyin iç yüzünü bilen, her şeye herkesten daha yakın olan, hiçbir gözün göremediği ve kavrayamadığı, hiçbir bilginin kuşatamadığı varlık.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Batınilik

Ayet ve hadislerin gerçek anlamlarını ancak Allah ile ilişki kurabilen “masum imam”ın bilebileceği temel görüşünü savunan aşırı fırkaların ortak adı.

 

bayram

Dinî ve millî bakımdan önemli olan ve toplumca kutlanan gün veya günler.

 

bayram namazı

Ramazan ve Kurban Bayramı’nın birinci günü cemaatle birlikte ve iki rekât olarak kılınan namaz.

 

Bayramiye

Halvetî tasavvuf geleneğine bağlı Hacı Bayram Veli tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.

 

beddua

Birinin kötülüğü için edilen dua, lanet.

 

Bedî (el-Bedî)

“Allah’ın, evreni hiçbir model olmadan benzersiz ve eşsiz mükemmellikte yaratması.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Bedir Savaşı

Hicretin ikinci yılında (M.S. 624) Mekkeli müşriklerle Medineli Müslümanlar arasında Bedir kuyusu etrafında yapılan ilk büyük savaş.

 

beka

 “Sonsuz, ölümsüz ve ebedî olması.” anlamında Yüce Allah’ın zati sıfatlarından biri.

 

Bekke

Mekke’nin diğer adı.

 

Bektaşi

Bektaşi tarikatına giren ve bu tarikatın ilkelerine bağlı kalan kişi.

 

Bektaşilik

13. yüzyılda Horasan’dan Anadolu’ya gelen Hacı Bektaş-ı Veli tarafından kurulmuş tasavvuf okulu.

 

bela

Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse. Allah’ın kullarını denemesi, sınaması.

 

belagat

Sözün düzgün, kusursuz ve yerinde söylenmesini öğreten ilim, söz sanatlarını inceleyen bilim dalı.

 

Bel’am

 Hz. Musa döneminde yaşayan; bilgisini, doğrunun ve peygamberin lehine kullanmak yerine kötülüğün ve Firavun’un zulmünün devamı için kullandığından dolayı Allah tarafından lanetlenen kişi.

 

Beldeyiemin

Mekke. Hz. Peygamber’e vahyin geldiği toprakların ortak adı.

 

Beldeyitayyibe

Hz. Peygamber’in hicret yurdu olarak seçtiği ve hicretten sonraki ömrünü geçirdiği, Mescidinebevi’nin ve kabrinin bulunduğu “güzel şehir” anlamında Medine şehri.

 

Beled Suresi

Kur’an-ı Kerim’in doksanıncı suresidir. Mekke’de inmiştir. Yirmi ayettir. Adını, ilk ayette geçen “yer, şehir ve kasaba” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

Belkıs

Yemen’de yaşamış olan Sebe kabilesinin kraliçesi.  Hz. Süleyman zamanında yaşamıştır

 

Beni İsrail

İsrailoğulları. Lakabı İsrail olan Yakup Peygamber’in soyundan gelenler; Hz. Yakup’un çocukları ve torunları.

 

Berâe suresi

Tevbe suresinin diğer adı

 

berat (beraet)

Kişinin hukuki veya cezai sorumluluğunun olmaması veya ortadan kalkması.

 

 

Berat Kandili

Müslümanların günahtan kurtulup Allah’ın affını elde etmeyi umdukları şaban ayının on beşinci gecesi.

 

bereket

Bolluk, gürlük, feyiz, mutluluk ve güzelliklerin artması.

 

Berr (el-Berr)

“Kulları hakkında bağışı, iyiliği çok olan, onlar için kolaylık ve rahatlık isteyen.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

berzah

Ahiret hayatının başlangıcını oluşturan dünya ile ahiret arasındaki âlem, kabir hayatı.

 

besmele

 ‘Bismillahirrahmanirrahim’in kısaltılmış şekli.

 

beşir

 “Müslümanlara Allah’ın bağış ve yardımını, ahirette erişecekleri ilahî nimetleri müjdeleyen.” anlamında Hz. Muhammed’in sıfatı.

 

betül

İffeti ve ahlakıyla örnek kadın Hz. Meryem ve Hz. Peygamber’in kızı Hz. Fatıma’nın sıfatı.

 

beyan

İslam dininin birinci kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’in açıklanması. Kur’an-ı Kerim’in adlarından biri. Belagat ilminin, teşbih, istiare, mecaz ve kinaye gibi bölümlerini öğreten kısmı.

 

beynamaz

Namaz kılmayan kimse.

 

Beytiatîk

Yeryüzünde yapılan ilk mescit, Kâbe.

 

Beytiharam

“Çevresinde suç işlenmesi haram olan ev.” Anlamında Kâbe’nin adlarından biri.

 

Beytimukaddes

Hz. Süleyman tarafından Kudüs şehrinde yaptırılan Mescidiaksa.

 

Beytullah

Kâbe.

 

beytülmal

Hz. Peygamber’in Medine döneminden itibaren devlet gelirlerini korumak, muhafaza etmek ve yeri geldiğinde de hak sahiplerine vermek için oluşturulan devlet hazinesi.

 

beyyine

Apaçık ve kesin delil, kanıt.

 

Beyyine Suresi

Kur’an-ı Kerim’in doksan sekizinci suresidir. Medine’de inmiştir. Sekiz ayettir. Adını birinci ayette geçen “apaçık delil, kanıt” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

bezmielest

Ruhlar âleminde, Allah’ın bütün insanların ruhlarından, kendisinden başka bir ilahın varlığını kabul etmemeleri konusunda almış olduğu söz, ahit, kalubela.

 

biat

Söz verme amacıyla el sıkma.

 

bidat

Hz. Peygamber döneminden sonra ortaya çıkan, dinî bir delile dayanmayan inanç, ibadet, fikir ve davranışlar.

 

billahi

“Allah adına ant içerim, Allah adına söz veririm, Allah hakkı için.” anlamında bir yemin sözü.

 

Bi’rimaune

Mekke ile Medine yolu üzerinde Süleymoğulları ve Amiroğulları kabileleri arazisinde yer alan, 70 kişilik bir Müslüman davetçi heyetinin feci şekilde  katledildiği bir kuyu.

 

birr

İyilik ve hayrın her çeşidi; Kur’an-ı Kerim ve sünnette emredilen bütün ibadetler, salih amel, iyilik, sevap.

 

bi’set

Bütün peygamberlerin, özel olarak da Hz. Muhammed’in peygamberlikle görevlendirilmesi.

 

bismillah

besmele.

 

boşanma

talak.

 

boy abdesti

gusül.

 

Brahmanizm

Hindistan’ın sosyal ve siyasal yapısını şekillendiren, kutsal kitap olarak “Vedalar”ı kabul eden en eski Hint dini.

 

Budizm

Buddha’nın kurmuş olduğu din.

 

buğuz

Bir kişiye, yapmış olduğu bir kötülükten dolayı kin besleme, husumet.

 

 

Buhari

Sahihibuhari’yi yazan büyük hadis alimi.

 

büluğ

Ergenlik, çocuğun belirli çağa erişmesi ve bünyesinin belirli fizyolojik ve biyolojik nitelikleri kazanması.

                                     

 

Burak

Hz. Peygamber’i Miraç Gecesi taşıyan binek.

 

burhan

Kesin delil, kanıt, ispat, apaçık ve en kuvvetli kanıt. Kur’an-ı Kerim

 

Buruc Suresi

Kur’an-ı Kerim’in seksen beşinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yirmi iki ayettir. Adını, birinci ayette geçen ve “burçlar” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

bühtan

İftira, suçlama.Bir kimseye günah yahut kusur sayılan bir söz, davranış veya nitelik yakıştırma, çamur atma.

 

büyü

Sihir.Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlar.

 

 

büyük günah

kebire.

 

 


C

 

Caferî

Şiiliğin bir kolu olan Caferîlik’e bağlı kimse.

 

Caferîlik

İnanışta, ibadetlerde ve sosyal ilişkilerde Cafer es-Sadık’ın (ö. 148/765) görüşlerine dayanan bir Şii mezhebi. Bu mezhebe “İmamiye” adı da verilmiştir.

 

cahil

Bilgisiz, bilmeyen. Allah’ı ve dinini tanımayan, İslam’ın buyruklarından habersiz (kimse).

 

cahiliye

Hz. Muhammed’in peygamberliğinden önce, insanların yaşadıkları ve özünde, putlara tapma, soy-sopla övünme, hukuksuzluk, kibir ve zayıfları ezme gibi olumsuzlukları barındıran sosyal ve kültürel ortam.

 

cahim

Çok kızgın alevli ve şiddetli ateş. Cehennemin yedi katından biri.

 

caiz

Din, yasa, örf, âdet ve törelere göre yapılmasında sakınca olmayan; işlenmesine izin verilen şey. mubah.

 

cami

Müslümanların ibadet amacıyla toplandıkları, dini eğitimin gerektirdiği her türlü konunun konuşulup çözüm arandığı yer.

 

cami

Hz. Peygamber’in çeşitli konulardaki hadislerini bir araya getiren kitaplar.

 

can

Ruh. İnsanlar ve hayvanlarda hayatı devam ettiren ve ölümle vücuttan ayrılan unsur, öz.

 

can

Mevlevilik ve Bektaşilik’te, tarikata kabul edilmek isteğiyle gelen yeni derviş.

cariye

Eskiden savaşta ele geçirilen kadın köle.

 

Casiye Suresi

Kur’an-ı Kerim’in kırk beşinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Otuz yedi ayettir. Sure, adını yirmi sekizinci ayette geçen ve ‘diz çöken’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

Cebbar (el-Cebbar)

“Düzeni bozulan her şeyi gerektiğinde zor kullanarak düzelten, yaratılmışların durumunu iyileştiren, hakkı üstün tutan, her güçlüğü kolaylaştıran, güç, kuvvet ve ululuk sahibi.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

 

Cebelürrahme

Arafat Dağında bir tepe

 

Cebrail

 “Allah’ın kulu, Allah eri” anlamına gelen ve Allah tarafından peygamberlere vahiy iletmekle görevlendirilmiş melek. Cibril, Ruhulemin, Ruhulkudüs ve Ruh.

 

 

Cebriye

İnsanın özgürlük ve seçme hakkının olmadığını, tüm davranışlarının Allah tarafından zorla yaptırıldığını ve kişinin rüzgâr önündeki tüy gibi olduğunu savunan mezhep. Kurucusu Cehm b. Safvan dır.

 

cedel

Bir tezin, bir düşüncenin doğruluk veya yanlışlığını ya da çelişkilerini göstermek amacıyla yapılan tartışma kurallarından bahseden ilim, tartışma sanatı.

 

cehennem

İnanılması gereken şeylere inanmayan ve günahı affedilmeyen insanların ahiret âleminde cezalandırılacakları yer. Sair, sakar, cahim, hutame, leza, haviye.

 

Celal (el-Celal)

“Yücelik ve şeref sahibi Rab, şanı ve büyüklüğü pek yüce olan, inkârcılara ve zalimlere karşı kahredici, azameti ve ululuğu her şeyi kuşatan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Celil (el-Celil)

“Ululuk sahibi, her şeyi kudretiyle kuşatan, zatında ve sıfatlarında büyük ve eşsiz.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

cemaat

Namaz kılmak için bir araya gelen ve imama uyan topluluk.

 

Cemal (el-Cemal)

“Allah’ın mutlak güzelliğine, lütfuna ve iyiliğine işaret eden; mutlak güzelliğinin, yaratılışta mükemmellik olarak varlıklara yansıması.” anlamında Allah’ın sıfat isimlerinden biri.

 

cenabet

Bazı temel ibadetlerin yerine getirilmesine engel olan manevi kirlilik. Cünüplük.

 

Cenabıhak

Yüce Allah.

 

cenaze

Gömülmemiş insan ölüsü.

 

cenaze namazı

Müslüman bir kişi gömülmeden önce Allah rızası için dua amacıyla cemaatle kılınan namaz, meyyit namazı.

 

cenin

Henüz doğmamış, doğum vaktine kadar ana rahminde kalan çocuk.

 

cennet

Günahsız, günahları affedilen ya da günahlarının cezasını cehennemde çekmiş olan müminlerin, içerisinde sonsuza dek kalacakları yer. Firdevs, Adn, Me’va, Naîm, Huld, Karâr, Dârüsselâm ve Dârülmukame.

                           

Cennetülbaki

Medine’de Hz. Peygamber tarafından kurulan ilk mezarlık.

.

 

Cennetülmualla

Mekke’nin en eski mezarlığı.

cerh

Bir hadis ravisinin temel inanç esasları, dinî sorumluluklarını yerine getirme ve duyup öğrendiği hadisleri başkalarına aynen rivayet etme bakımından bir kusurunun ve yanlışının bulunması.

 

cevamiulkelim

Az sözcükle çok manayı anlatma sanatı. Kur’an-ı Kerim.

 

 

cevaz

mubah.

 

ceza

Bir şeyin hem iyi hem de kötü karşılığı. Türkçede sadece suçluya ve kötü davranışlarda bulunanlara uygulanan maddi ve manevi yaptırım

 

ceza günü

Kıyamet.

 

cezbe

Allah aşkıyla insanın kendi varlığından geçip kendinden habersiz duruma gelmesi ve ilahî aşk hâline ermesi.

 

Cibril

Cebrail.

 

cidal

cedel.

 

cihat

İslam dininin, insanlığın huzuru ve güzelliği için koymuş olduğu ilkeleri hayata katıp yaşanabilir duruma getirebilmek için çalışma ve gayret sarf etme.

 

cimri

Elindeki maddi ve manevi imkânları kullanmaktan aşırı derecede kaçınan, her türlü sıkıntıya katlanarak mal biriktiren ve harcanması gereken yerde harcamayan; pinti, hasis.

 

cin

Duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahî emirlere uymakla yükümlü tutulan ve mümin-kâfir gruplardan oluşan varlık türü.

 

cincilik

Cinlerle uğraşmayı, muska ve büyü ile meşgul olmayı meslek edinme.

 

Cin Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yetmiş ikinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yirmi sekiz ayettir.

 

cizye

Geçmişte Müslüman devletlerde, gayrimüslimlerin canlarını, mallarını, namuslarını korumak ve inançlarını özgür bir şekilde yaşamaları için devletin sağlamış olduğu imkânlara karşılık çalışabilir durumda olan erkeklerinden almış olduğu vergi.

 

cömert

Karşılık beklemeden veren.

 

Cudi

Nuh tufanı sona erdiğinde Hz. Nuh’un gemisinin karaya oturduğu dağ.

 

cuma günü

Müslümanların cemaat ile topluca namaz kılmak için her hafta bir araya geldikleri gün.

 

cuma ezanı

Cuma günü öğle vaktinde cami dışında okunan dış ezan.

 

cuma mescidi

Cuma namazı kılınabilecek yerleşim yerlerinde sadece cuma ve bayram namazlarını kılmak için belirlenen büyük cami veya namaz kılınacak açık alan, musalla.

 

cuma salası

Cuma namazından önce okunup namazın yaklaştığını haber veren; müminlere maddi ve manevi olarak cuma namazına hazırlanmayı hatırlatan ve Hz. Peygamber’e okunan salavatışerifelerden meydana gelen çağrı sözleri.

 

cuma namazı

Cuma günü öğle namazı vaktinde cemaatle kılınması zorunlu olan namaz.

 

Cuma Suresi

Kur’an-ı Kerim’in altmış ikinci suresidir. Medine’de inmiştir. On bir ayettir. Adını, Müslümanların, cuma ezanı okununca, her türlü işlerini bırakıp camilere gitmelerini bildiren dokuzuncu ayetten almıştır.

 

cumhur

Çoğunluk, halk. Âlimlerin çoğunluğu.

 

cumhurıfuhaka

Aynı mezhep içindeki fıkıh bilginlerinin çoğunluğunun herhangi bir konuda ortak görüşe varmaları.

 

cülus

Osmanlılarda padişah tahta oturduğunda, yeniçerilere dağıtılan bahşiş.

 

cübbe

Diyanet işleri başkanı, imam, hatip ve vaizlerin görev sırasında giydikleri bir giysi.

 

cünah

Günah, cürüm, dinen suç sayılan söz ve davranış.

 

cünun

Kişiye cinlerin dokunması suretiyle aklının çalışamaz duruma gelmesi.

 

cünüp

Bazı temel ibadetleri boy abdesti almadığı için yerine getiremeyen kişi.

 

cürüm

Günah, kabahat, suç, isyan, hata. Kur’an-ı Kerim ve hadislerde yapılması yasaklanan her türlü söz ve davranış.

 

cüz

Kur’an-ı Kerim’in yirmi sayfadan oluşan otuz bölümünden her biri.

 

 

cüziirade

İnsana verilen sınırlı irade.


Ç

 

Çalap

Yaratıcı, tanrı, Allah, Mevla, Hüda, Rab.

 

çarmıh

 haç.

 

çelebi

Kibar, zarif, asil, okumuş, bilgili kimse. Osmanlı döneminde şehirli halk arasında kullanılan unvan sözcüğü.

 

 

çile

Birtakım basit arzu ve tutkulardan kurtulup ruh temizliğine ermek için girişilen sıkı perhiz.

 

çilehane

Eskiden dervişlerin kırk gün kimseyle görüşmeksizin dua ve ibadetle meşgul oldukları dar ve özel oda.


D

Dabbetülarz

Kıyametin büyük alametlerinden biri olarak kabul edilen ve Kur’an-ı Kerim’in Neml Suresi 82. ayetinde adı geçen yaratık.

                                     

 

dai

Davet eden, çağıran, tebliğ eden.

 

dâl

İslam inanç ve hayat tarzından ayrılan, dinden çıkan, sapkın.

 

dalalet

Doğru yoldan sapma, sapkınlık, şaşırma. Haktan yüz çevirip batıla yönelme, ilahî buyruklara aykırı davranma.

 

Dâr (ed-Dâr)

“Zarar verici şeyler dâhil her şeyi yaratan; insanları çeşitli biçimlerde zarara sokanları, azgınları ve sapkınları zarara uğratan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

dârülaceze

Kimsesiz çocukları, yaşlı ve muhtaçları barındırmak amacıyla 1896’da İstanbul’da açılan ve bugün de varlığını sürdüren bir hayır kurumu.

 

Dârülerkam

Mekke döneminde Hz. Peygamber’in, Müslümanlara İslam’ı anlattığı, gelen vahyi tebliğ ettiği, topluca ibadet veya çeşitli görüşmelerin yapıldığı ve İslami eğitimin verildiği Erkam b. Ebi’l-Erkam’ın evi.

 

dârülhadis

Hadis ilimlerinin öğretildiği ve hadis ilimlerinde uzmanların yetiştirildiği yüksek öğretim kurumları.

 

dârülhuffaz

Kur’an-ı Kerim ezberletilen, Kur’an ilimleri okutulan ve hafız yetiştirilen okul.

 

dârülkurra

Kur’an-ı Kerim okuma ilmini uzmanlık derecesinde öğreten okul.

 

Dârünnedve

Müslümanlıktan önce Mekke’de Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinin toplanıp siyasi, hukuki ve idari konuları görüştükleri, ayrıca nikâh vb. törenler için de kullandıkları yer.

 

darüsselam

Selamet yurdu, barış, huzur ve esenlik yeri. Cennet.

 

dârüssünne

Hz. Peygamber’in sünnetinin en iyi bilindiği ve yaşandığı yer.

 

dârüşşifa

Sağlık yurdu, hastane. Tımarhane, akıl hastalarının tedavi edildiği yer.

 

davet

tebliğ.

 

Davut Peygamber

İsrailoğulları’na gönderilen, kendisine kitap olarak Zebur verilen ve Kur’an-ı Kerim’de adı geçen bir peygamber.

 

Deccal

Kıyametin büyük alametlerinden biri olarak ortaya çıkacağı ifade edilen yalancı bir kişi.

 

dede

Bektaşi tarikatında şeyh, baba. Mevlevilik tarikatında çile doldurup dervişlik derecesine erişmiş kişi.

 

defihacet

Tuvalete çıkma, abdest bozma.

 

defin

Ölüyü gömme.

 

dehri

Zamanın ve maddenin ebediliğine inanan, Allah’ın yaratıcılığını inkâr edip tüm evrenin tabiat kanunları tarafından var edildiğini savunan kimse.

dehriye

Zamanın ve maddenin ebedîliğine inanan, dünyadaki tüm olayların tabiat kanunları tarafından yaratıldığını savunan felsefi akım.

 

Dehr Suresi

İnsan Suresi.

 

delil

Yol gösteren, kılavuz, rehber, işaret, iz. Bir davayı ispat etmeye yarayan şey, kanıt.

 

dergâh

Bir tarikat şeyhi ile o tarikata mensup dervişlerin toplanıp ibadet yaptıkları ve kendilerini ilmen ve manen geliştirerek eğitim gördükleri yer.

 

derviş

Tarihte bir şeyhin gözetiminde bir tarikata girip tekkede hizmet ederek ibadetlerle meşgul olan, dünyanın geçici nimetlerine tutku ile bağlanmayan, kendini Allah’a veren kişi.

 

destur

Halk arasında “İzin verin, yol verin.” anlamında, kuytu, karanlık ve süprüntülü yerlerden geçerken söylenen bir seslenme sözü.

 

deyiş

Alevi-Bektaşi edebiyatında, çoğunlukla hece vezninde söylenmiş şiirler. Bektaşilikte nefes

 

didar

Yüz. İlahî güzelliği seyretme.

 

dil

Farsçada gönül.

 

dilenci

Maddi menfaat sağlamak amacıyla başkalarına el açarak para isteyen.

 

din

Akıl sahiplerini kendi istek ve hür iradeleri ile hayırlı olan şeylere sevk eden ilahî kanunlar bütünü.

 

dindar

Dinin emirlerine hakkıyla uyan ve içtenlikle yerine getiren kişi, mütedeyyin, dini bütün.

 

din günü

İnsanın dünyada yaşamış olduğu hayata göre ahirette iyiliklerinin ve kötülüklerinin tam karşılığının verileceği gün, ahiret günü, hesap günü.

 

dirayet tefsiri

Akli yoruma dayalı tefsir.

 

dirhem

İslam’ın ilk dönemlerinde kullanılan ve daha sonraları da Müslüman toplumlarında geçerli olan gümüş para birimi.

 

divan

Devlet işleri ile alakalı yüksek düzeydeki devlet adamlarından oluşan en yüksek idari makam. Şairlerin şiirlerinin toplandığı kitap.

 

diyanet

Din. Türkiye’de İslam dini ile ilgili işleri yürütmek, toplumu din konusunda aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle ilgili kamu kuruluşu

 

diyet

İslam hukukunda, öldürme ve yaralamalarda suçlunun veya velisinin, mağdurun kendisine veya yakınlarına ödemek zorunda olduğu bedel, kan parası.                                                                                                                                                                                                                                                       

 

doğruluk

Sıdk, sadakat.

 

dost

Arkadaş, sevilen kimse, sevgili. Veli, koruyucu.

 

dua

İnsanın, Allah’ın yüceliği ve büyüklüğü karşısında kendi zayıflığını kavrayıp ona yalvarması, şükretmesi, onu övmesi ve Allah’la her an beraber olduğunun bir göstergesi olarak onunla iletişim kurma eylemi.

 

duha namazı

Güneşin doğup bir miktar yükselmesinden tepe noktasına gelmesine kadarki sürede iki, dört, sekiz veya on iki rekât olarak kılınan nafile namaz, kuşluk namazı.

                                     

 

Duha Suresi

Kur’an-ı Kerim’in doksan üçüncü suresidir. Mekke’de indirilmiştir. On bir ayettir. Adını, “kuşluk vakti” anlamına gelen ve birinci ayette geçen kelimeden almıştır.

 

Duhan Suresi

Kur’an-ı Kerim’in kırk dördüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Elli dokuz ayettir. Adını, “gökyüzünü kaplayan duman” anlamına gelen ve onuncu ayette geçen kelimeden almıştır.

 

durak işaretleri

vakıf işaretleri.

 

Dürzilik

Şiiliğin İsmailiye kolundan ortaya çıkan ve Fatımi halifelerinden el-Hâkim bi Emrillah’ın veziri olan Hamza b. Ali tarafından kurulan bir mezhep.

 


E

 

ebabil

Kâbe’yi yıkmaya gelen Habeşli komutan Ebrehe ve askerlerine taş yağdırarak yok eden dağ kırlangıcı; keçisağan da denilen kuş sürüsü.

 

ebcet

Arap alfabesindeki harflerin taşıdığı sayı değerlerine dayanan hesap sistemi.

 

ebeveyn

İnsanın dünyaya gelmesine, sevgiyle yetiştirilip eğitilmesine ve büyümesine sebep olan ana baba.

 

ebrar

İyiler, hayır sahipleri. İtaat edenler, Allah’a gönülden bağlı olanlar, sadıklar.

 

ebter

Arap kültüründe kendisini takip edecek, neslini devam ettirecek erkek çocuğu olmayan veya yaşamayan.

 

Hz. Ebubekir

İlk Müslümanlardan, dört halifenin birincisi.

 

 

Ebu Davut

Sünen’i bulunan büyük hadis alimi

 

Ebu Hanife Numan b. Sabit

Hanefi mezhebinin kurucusu

 

ecel

Ölüm için belirlenen ve takdir edilen zaman.

 

ecir

Ücret, karşılık. İbadetlere ve güzel davranışlara verilen ahiret mükâfatı, sevap.

 

eda

İslam dininin yapılmasını emrettiği bütün ibadetlerin ve yüklediği sorumlulukların şartlarına uygun olarak vaktinde yerine getirilmesi.

 

edep

Allah ve Resulünün emrettiği bütün istekleri yerine getirip sakındırdıklarından kaçınarak elde edilen güzel huy.

 

edep yeri

Avret yeri.

 

edilleyierbaa

İslam fıkhının dört ana kaynağı: Kur'an-ı Kerim, sünnet, icma ve kıyas.

 

edilleyişeriye

İslam fıkhının dört ana kaynağı: Kur'an-ı Kerim, sünnet, icma ve kıyas. Bu dört ana kaynağa ek olarak sahabe kavli, istihsan, istishab, mesalihimürsele, seddizerayi ve örf de dinî delillerden sayılmaktadır.

 

efâlimükellefin

Allah’ın yapınız veya yapmayınız şeklinde isteklerine muhatap olan insanların yapmış olduğu iş ve davranışlar.

 

efdal

Çok faziletli, yapıldığında sevabı çok olan.

 

 

Ehlibeyt

Hz. Peygamber’in ev halkı ve yakın akrabaları.

 

ehlibidat

Dinî konularda, Hz. Peygamber’in ve seçkin arkadaşlarının yolunu ve yöntemini terk ederek İslam dışı yollara sapanlar.

 

ehlidünya

Dünyaya fazlaca bağlanarak dine ve dinî emirlere karşı duyarsız, ahiret bilinci ve hesap verme duygusu olmadan yaşayanlar.

 

ehlihadis

Hadis bilgini, hadisçi, muhaddis, hadis ilimleriyle uğraşan kimseler.

 

ehlihak

Hakka uyanlar, hakikat ehli, doğru kimseler, doğru yolda bulunanlar.

 

ehlihâl

Tasavvuf düşüncesini benimseyip bunu davranış hâline getiren kimse.

 

ehlihâl velakd

Halifenin belirlenmesinde söz sahibi kimseler, İslam bilginleri.

 

ehliheva

İnanç ve davranışlarını peygamberlerce bildirilen ilahî buyruklara dayandırmaksızın sadece kişisel görüş ve arzularına göre oluşturanlar.

 

ehlikıble

İslam inanç esaslarını dinin özüne aykırı düşmeyecek şekilde yorumlayan farklı mezheplere bağlı bütün Müslümanlar.

 

ehlikitap

Yahudiler ve Hristiyanları müşriklerden ayırt etmek için elde bulunan Tevrat, Zebur ve İncil’e inanan kimseler.

 

ehlikur’an

Okuduğu sure ve ayetleri düşünen, anlayan ve ayetlerden çıkardığı sonuçları samimiyetle hayatına yansıtan ve başkalarının da yaşaması için diğer insanlarla paylaşanlar.

 

ehlirey

Kur'an-ı Kerim ve sünnette çözümü açık olmayan konularda kıyas metodunu kullanarak hüküm çıkaranlar ve içtihat yapanlar.

 

ehlisalat

Kâbe’ye doğru yönelerek namaz kılmanın farz olduğuna inanan, değişik mezheplere bağlı Müslümanların ortak adı.

 

ehlisalip

Haçlılar, Hristiyanlar. Baba, oğul ve Ruhu’l-Kudüs’ten meydana gelen teslis inancını haç ile sembolize edenler.

 

Ehlisuffe

Ashabısuffa.

 

ehlisünnet

İslam dininin temel konularında Hz. Peygamber’in sünnetine ve sahabelerinin yoluna uymayı ilke edinenlerin izlediği yolu ve yöntemi benimseyenler.

 

 

ehlitarik

Bir tarikata bağlı olanlar.

 

ehlitertip

sahibitertip

 

ehlitevhit

Allah’ın varlığını ve birliğini kesin olarak kabul eden, onun varlığına iman etmekle hayatın her alanında prensipler koyması arasında ayrım yapmayan bilinçli müminler.

 

ehliyet

Allah’ın koymuş olduğu dinî, hukuki emir ve yasaklarla yükümlü olma durumu, mükellefiyet.

 

ehlizikir

Allah’ı, isim ve sıfatlarıyla veya Hz. Peygamber’in öğretmiş olduğu dualarla devamlı olarak ananlar.

 

ehlullah

Allah dostları, veliler.

Ehrimen

Zerdüştilik.

 

ekrem

Cömert, bağışı ve affı çok olan; şeref ve cömertlikte hiçbir benzeri olmayan.

                           

 

Ekremülekremin

“Cömertliği, bağışı ve affı her şeyi kuşatan; şerefte, izzette ve cömertlikte eşi ve benzeri olmayan.” anlamında Allah.

 

elçi

resul.

 

Elest Bezmi

Allah’ın, ruhlar âleminde kullarıyla ezelde yaptığı, kulların da bizzat şahitlik ettikleri toplantıda yapılan ilahî sözleşme.

 

elhamdülillah

“Allah’a şükürler olsun.”, “Allah’a hamdolsun.” anlamında bir dua sözü.

 

elli dört farz

Türk kültüründe İslam âlimlerinin belirlediği önemli dinî emir ve yasaklar

 

Elyesa Peygamber

Kur'an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri.

 

eman

Tarihte Müslüman ülkesine girmek ve Müslüman ordusuna teslim olmak isteyen bir yabancıya verilen can, mal ve namusunu koruma güvencesi.

 

emanet

“Eminlik, güvenilirlik” anlamında peygamberlerin en önemli niteliklerinden birisi.

 

emin

Hz. Peygamber’e  dürüstlüğü, iyi ahlakı, erdemli ve güvenilir kişiliğinden dolayı gençliğinde  Mekke halkınca verilen ünvan

 

emir

Yüce Allah’ın ve Hz. Muhammed’in müminlerin kesin olarak yapmalarını istediği farzlar.

 

emir

Yönetici, vali, komutan.

 

 

emrihak

Allah’ın belirlediği kader, varlıklarla ilgili hükmü. Ölüm.

 

emirülmüminîn

İslam tarihinde Hz. Ömer’den itibaren halifelere verilen unvan.

 

emr-i bi’l-ma’ruf

İyiliği, hayrı tavsiye etme

 

nehy-i ani’l-münker

Kötülüğü ve çirkin olanı yasaklama.

 

enam

Dinen yenilmesi ve kurban edilmesi caiz olan evcil hayvanlardan deve, sığır, koyun ve keçi.

 

Enam Suresi

Kur’an-ı Kerim’in altıncı suresidir. Mekke’de inmiştir. Yüz altmış beş ayettir. Adını 136 ve 139. ayetlerde geçen ve “deve, sığır, koyun, keçi” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

 

enamışerif

Enam Suresiyle beraber Kur'an-ı Kerim’in bazı sure ve ayetlerini içine alan kitapçık.

 

enaniyet

Kendini beğenme, bencillik, egoistlik.

.

 

enbiya

Nebiler, peygamberler, resuller.

 

Enbiya Suresi

Kur'an-ı Kerim’in yirmi birinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yüz on iki ayettir. Surenin ismi “peygamberler” anlamına gelir.

 

endüljans

Hristiyanlık’ta, işlenen günahlardan dolayı dünyada çekilecek cezanın bir miktar para ödemek karşılığında affedilmesi.

 

enfal

Ganimet, savaşta düşmandan alınan taşınır ve taşınmaz mallar.

 

Enfal Suresi

Kur'an-ı Kerim’in sekizinci suresidir. Medine’de inmiştir. Yetmiş altı ayettir. Adını “ganimet” anlamına gelen ve birinci ayette geçen kelimeden almıştır.

 

 

engizisyon

Katolik inançlarına karşı gelenleri cezalandırmak üzere kurulan kilise yüksek mahkemesi.

 

ensar

Hicret sırasında Hz. Peygamber’e ve Mekke’den Medine’ye göç eden diğer Müslümanlara kucak açıp onları misafir eden Medineli Müslümanlar.

 

erbain

Kırk sayısı esas alınarak dinî konularda yazılan eserler.

 

erbain çıkarmak

Tarikat ehlinin özel küçük bir odaya girip kırk gün süreyle ibadet, zikir ve tefekkürle meşgul olması.

 

eren

veli.

 

Erhamerrahimin

“Yarattığı tüm varlıklara karşı şefkati, bağışı ve merhameti çok ve eşsiz olan.” anlamında Allah.

 

ervah

ruhlar

 

esatir

Uydurulmuş sözler, hurafeler, masallar.

 

esbabınüzul

Tefsir ilminin ayet ve surelerin iniş nedenlerini araştıran dalı.

 

 

 

esbabıvürudilhadis

Hadis ilminde bir hadisin veya sünnetin Hz. Peygamber tarafından hangi ortamda, ne sebeple, hangi şartlarda söylendiğini veya yapıldığını araştıran ilim dalı.

 

eser

Hadis. Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirleri. Sahabe ve tabiilere ait her türlü haber.

 

esfelisafilin

İnsanın, görev ve sorumluluklarını kasten terk edip yaratılış amacından uzaklaşarak Allah katında değer kaybetmesi sonunda düştüğü manevi konum.

 

Esmayıhüsna

Allah’ın zatını, sıfatlarını ve fiillerini en güzel şekilde tanımlayan Allah’a ait güzel isimler.

 

Essenilik

M.Ö. II. yüzyılda ortaya çıkan, dünyadan el etek çekerek gruplar hâlinde sıkı bir keşişlik disiplini altında yaşamayı öneren mistik yapılı bir Yahudi mezhebi.

 

estağfirullah

“Allah’tan af ve bağışlama isterim.”, anlamına gelen bir dua cümlesi, istiğfar.

 

Eşarî

Eşarîlik mezhebine bağlı olan kimse.

 

Eşarilik

Ebu’l-Hasan el-Eşari’nin, inanca ait konularda ayet ve hadislerden çıkardığı görüşleri kabul edenlerin bağlı olduğu itikadi mezhep.

 

Eşrefimahlukat

Yaratılmışların en şereflisi

 

eşhürihurum

Kamerî takvime göre içerisinde savaş yapmanın yasaklandığı recep, zilkade, zilhicce ve muharrem ayları. Haram aylar

 

euzü besmele

 “Euzubillahimine’ş-şeytani’r-racim”, “Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahîm.” cümlelerinin kısaltılmış biçimi.

 

Evamiriaşere

On Emir.

evkaf

vakıflar

 

evliya

Allah’ın özel ilgisini, sevgisini ve yardımını elde eden sevgili kulları, dostları; onun övgüsüne layık olan veliler, ermişler, erenler.

 

evliyaullah

Allah’ın evliyası, velileri, dostları, koruması altına aldığı kimseler.

 

evrad

Allah’a yaklaşmak için belirli zamanda ve belli miktarda yapılan ibadet, dua ve zikirler.

 

evvabin namazı

Akşam namazından sonra en az iki, en çok altı rekât kılınan ve Hz. Peygamber tarafından tavsiye edilen nafile namaz.

 

Evvel (el-Evvel)

“Yaratmayı ilk başlatan ve sürdüren, bütün var olanlar ve olaylarla birlikte tüm evreni ilk kez yaratan, kendisinden evvel hiçbir varlığın olmadığı.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

eyvallah

“Evet.”, “Doğrudur.”,“Teşekkür ederim.”, “Allah razı olsun.”, anlamında bir söz. “Allah’a ısmarladık.” anlamında ayrılırken söylenen bir söz.

 

eyyamıbiyd

Kamerî ayların on üçüncü, on dördüncü ve on beşinci günleri.

 

eyyamınahr

Kurban bayramında kurban kesme günleri olan zilhicce ayının onuncu, on birinci ve on ikinci günleri.

 

Eyüp Peygamber

Kur'an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri.

 

Eyyubiler

Adını Selâhaddin Eyyubi’nin babası Necmeddin b. Eyyub b. Şadi’den alan, 1171-1348 yılları arasında Ortadoğu, Mısır, Hicaz, Yemen ve Kuzey Afrika’da hüküm süren bir Türk devleti.

 

ezan

Her gün kılınması farz olan namazların ve Cuma namazının vaktinin geldiğini Müslümanlara duyurmak için okunan ve sözleri Hz. Peygamber’in sünneti ile belirlenen namaza çağrı sözleri.

 

ezan duası

Ezandan sonra okunması sünnet olan dua, vesile duası.

 

ezel

Başlangıcı belli olmayan zaman, öncesizlik.

 

ezelî

Başlangıcı olmayan, öncesinde yokluk olmayan. Hiç evveli olmayan varlık, Allah.

 

ezlam

İslam öncesi Arapların fal açmak veya uğur saymak için kullandıkları kumar okları.

 

ezvacıtahirat

“Tertemiz, iffetli, namuslu, terbiyeli eşler.” anlamında Hz. Peygamber’in hanımları.


F

 

facir

Günaha dalan, günahkâr, isyankâr, azgın. İslam’ın koymuş olduğu emirleri ve yasakları çiğneyen.

 

fahiş

Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. Dinin koymuş olduğu ölçülere uygun olmayan.

 

Fahriâlem

“Âlemin övünç ve gurur duyduğu kimse.” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan bir saygı ve sevgi sözü.

 

Fahrikâinat

“Bütün varlıkların övünç ve gurur duyduğu kimse.” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan bir saygı ve sevgi sözü.

 

faiz

Hizmet ve emek karşılığı olmaksızın paranın kullanılmasına karşılık olarak elde edilen ve dinen yasal olmayan her çeşit kazanç, riba.

 

fakih

İslam fıkhını iyi bilen ve kendisine sorulan konular hakkında fetva verme ve çözüm önerme yetkisine sahip olan kimse.

 

fakir

Kendisinin ve ailesinin zorunlu ihtiyaçlarının dışında malı olmayan, zekât verebilecek miktarda mala sahip olmayan kimse.

 

fakr

İnsanın her zaman Allah’a muhtaç hissetmesi.

 

fal

Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kağıdı, kahve telvesi ve el ayası gibi şeylere bakarak anlam çıkarma.

 

Faraklit

İncil’de, Hz. İsa’nın kendisinden sonra geleceğini müjdelediği peygamber.

 

fariza

farz.

 

farz

İslam dininde mükelleflerden yapılması kesinlikle istenen ve terk edilmesi günah olan fiiller, emirler.

 

farzıayın

Dinen sorumlu sayılan kimselerin her birinin ayrı ayrı yapması zorunlu olan fiiller, emirler.

 

farzıkifaye

Dinen sorumlu sayılan kimselerden bazılarının yapmalarıyla diğerlerinden sorumluluk kalkan fiiller, emirler.

 

fasık

günahkar

 

fasıla

Kur'an-ı Kerim ayetlerinin son kelimesi, iki ayeti birbirinden ayıran kelime.

 

fasit

Dinin farz veya vacip olarak emrettiği bir ameli bozan, iptal eden şey.

 

Hz. Fatıma

Hz. Peygamber’in en küçük kızı, Hz. Ali’nin eşi.

 

Fâtır Suresi

Kur'an-ı Kerim’in otuz beşinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Kırk beş ayettir. Adını, birinci ayette geçen ve “Yaratan” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

Fatiha Suresi

Kur'an-ı Kerim’in ilk suresidir. Mekke’de inmiştir. Yedi ayettir. Kur'an-ı Kerim bu sure ile başladığı için ismi “açan” anlamına gelir.

 

fazilet

İnsanın doğuştan sahip olduğu ve sonradan çalışma yoluyla geliştirip zenginleştirdiği güzel nitelikler. Olgunluk, erdemlilik.

 

 

fecir

Güneşin doğmasından önceki vakit, tan yerinin ağarması.

 

 

 

 

fecrikâzip

Sabaha karşı doğu yönünde ufuktan göğe doğru dikey olarak yükselen, piramit şeklinde ve Samanyolu ışığına benzeyen beyazlık. Yalancı sabah.

 

fecrisadık

Sabah namazı vaktinin girmesi, sahurun sona erip orucun başlamasını haber veren ufukta yatay olarak boydan boya uzanan ve giderek genişleyip yayılan aydınlık.

 

Fecr Suresi

Kur'an-ı Kerim’in seksen dokuzuncu suresidir. Mekke’de inmiştir. Otuz ayettir. Adını üçüncü ayette geçen ve “tan yerinin ağarması” anlamına gelen  kelimeden almıştır.

 

 

felah

Kurtuluş, zafer, selamet.

 

Felak Suresi

Kur'an-ı Kerim’in yüz on üçüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Beş ayettir. Adını birinci ayette geçen ve “sabah aydınlığı, şafak” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

felsefe

Varlık, bilgi ve değerler alanlarıyla ilgili problemleri, akılcı, tenkitçi yöntemlerle inceleyen ve temellendiren sistemli bilgi faaliyeti.

 

 

fenafillah

Tasavvuf yoluna giren dervişin, tüm davranışlarında Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmayı gaye edinmesi sonucunda ulaşabileceği hâl.

 

feraiz

İslam hukukuna göre mirasçıların her birine düşen payları ayrıntılı biçimde inceleyen ilim dalı,

                  

feraset

Allah Teâla’nın sevdiği kullarının kalplerine ihsan ettiği bir nevi idrak, anlayış, kavrayış.

 

Ferisilik

M.Ö. 2. yüzyılda ortaya çıkan bir Yahudi mezhebi.

 

fesat

Hak ve adaletin ortadan kalkmasının bir sonucu olarak insan hayatında kaçınılmaz biçimde ortaya çıkan kargaşa.

 

fesih

Bir sözleşmenin veya hukuki bağın ortadan kaldırılması.

 

fesüphanallah

“Allah’ı yanlış anlamaya ve anlatmaya neden olacak her türlü söz ve davranışlardan kaçınırım.” anlamında hayret ve şaşkınlık bildiren bir söz.

 

feta

fütüvvet.

 

fetanet

Üstün zekâ ve kavrayış gücüne sahip olma anlamında peygamberlerin sıfatlarından biri.

 

fetih

Bir yeri savaşla ele geçirme, zaptetme.

 

 

fetihname

Tarihte, İslam ve Türk-İslam devletlerinde fethedilen beldeleri, kazanılan zaferleri haber veren mektup ve fermanlarla bu fetihleri anlatan tarihsel eserlerin genel adı.

 

Fetih Suresi

Kur'an-ı Kerim’in kırk sekizinci suresidir. Yirmi dokuz ayettir. Medine’de inmiştir. Adını birinci ayetteki “fetih” kelimesinden almıştır.

 

fetret ehli

İslam dininin varlığından haberdar olmayan ve İslamiyet’i kabul etmesi için herhangi bir çağrıyla, dine davetle karşılaşmayan kimseler.

 

fetretiresul

Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen ve peygamber gönderilmeyen yaklaşık altı yüz yıllık süre.

 

fetretivahiy

İlk vahiy olan Alak Suresi’nin ilk beş ayetinden sonra, Müddessir Suresi’nin gelmesine kadar Hz. Peygamber’e vahyin inmediği dönem.

 

Fettah (el-Fettah)

“Mümin kullarına hayır kapılarını açan ve kurtuluş yollarını gösteren.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

fetva

İslam hukukuyla ilgili bir sorunun Kur’an-ı Kerim ve sünnet çerçevesinde çözümünü açıklamak üzere şeyhülislam veya müftü tarafından verilen belge.

 

fey

Savaş yapmaksızın Müslümanların gayrimüslimlerden almış olduğu taşınır ve taşınmaz mallar, ganimet.

 

feyiz

İçten gelen sevgi ve saygı ile Allah’a yönelen kimsenin kalbine doğan manevi haz, ilham,

 

fezailülkur'an

Kur'an-ı Kerim’in üstünlükleri.

 

fıkıh

İbadet, cezalar ve muamelatla ilgili dinî hükümleri Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in sünnetinden çıkarılan ayrıntılı delillerle bilme.

 

fıkıh usulü

Müçtehidin, Kur’an-ı Kerim, sünnet ve İslam fıkhının diğer kaynaklarından uygulamaya yönelik dinî hükümleri çıkarabilmesine yarayan yöntem ve kuralları içeren ilim dalı.

 

Fıkhıekber

İmam Ebu Hanife’ye ait, Ehlisünnet inancının özetlendiği ve birçok İslam bilgini tarafından şerh edilen meşhur akait kitabı.

 

fıkhılhadis

Hz. Peygamber’in sünnetinin ve hadislerinin anlaşılmasını ve onlardan hüküm çıkarılmasını konu edinen ilim dalı.

 

fırka

İslam düşünce tarihinde kendilerine özgü görüş ve inançlara sahip olan mezhep ve siyasi akımlar.

 

fısk

Büyük günahları işleme ve küçük günahta ısrar etme.

 

fıtra

fitre.

 

fıtrat

İnsanın doğuştan sahip olduğu ahlak, huy, karakter, tabiat.

 

Ficar Savaşları

İslam’dan önce bazı Arap kabileleri arasında savaş yapılması yasak kabul edilen ve haram aylar olarak bilinen zilkade, zilhicce, muharrem ve recep aylarında yapılan savaşlar.

 

fidye

Dince geçerli bir nedenden dolayı ibadetlerde meydana gelen bir eksikliğe karşılık olarak verilen mal, para.

 

 

fiilî sünnet

bk. sünnet.

 

Fil Olayı

bk. Ashabıfil.

 

Fil Suresi

Kur'an-ı Kerim’in yüz beşinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Beş ayettir. Surede, “Ashabıfil Kıssası” anlatıldığı için bu adı almıştır.

 

 

Firavun

Eski Mısır hükümdarlarına verilen unvan.

 

Firdevs

Arşın altında bulunan cennetin ortası, en yüksek ve değerli bölgesi.

 

fisebilillah

Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla hiçbir karşılık beklemeksizin yapılan maddi ve manevi

 

fiten

Fitneler, belalar, musibetler, kargaşalar.

 

fitne

İmtihan, deneme, sınama. Nifak, münafıklık.

 

fitre

Gücü yeten Müslümanların sağlıklı olmalarının bir şükrü olarak ramazan ayının sonuna kadar fakirlere ödemekle yükümlü oldukları sadaka.

 

fuhuş

Din, ahlak, iffet ve hayâ sınırlarını aşan cinsel suçlar ve davranış bozuklukları.

 

fukaha

Fakihler, fıkıh bilginleri, İslam hukukçuları.

 

Fukahayıseba

Tabiin döneminde yetişen Medineli yedi meşhur İslam hukukçusu.

 

fukara

Gelirleri bir yıllık zorunlu ihtiyaçlarını; barınak, giyecek, yiyecek, eğitim ve sağlık giderlerini karşılayamayan kimseler.

 

furkan

Hak ile batılı ayırma, bu ayrılmayı sağlayan Allah’ın koyduğu ölçü, hak ile batılı ayırma yeteneği.

Kur'an-ı Kerim.

 

Furkan Suresi

Kur'an-ı Kerim’in yirmi beşinci suresidir. Yetmiş yedi ayettir. Mekke’de inmiştir. Adını, birinci ayette geçen ve ‘hak ile batılı birbirinden ayıran’ anlamına gelen  kelimeden almıştır.

 

Fussilet Suresi

Kur'an-ı Kerim’in kırk birinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Elli dört ayettir. Adını, üçüncü ayette geçen ve ‘bir şeyin ayrıntılarıyla açıklanması’ anlamına gelen kelimeden alır.

 

fücur

Dince çirkin sayılan davranışlar, ahlaksızlık, edepsizlik.

 

Fütuhatname

fetihname.

 

fütüvvet

Gençlik, delikanlılık.

 

fütüvvetname

Tarihte esnaf teşkilatının uyması gereken kural ve ilkelerden bahseden eser(ler).

 


G

Gaffar (el-Gaffar)

“Bağışlaması kendinden ve sonsuz olan, tövbe eden kullarının günahlarını bol bol bağışlayarak onları cehennem azabından koruyan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Gâfir Suresi

Mümin Suresi.

 

gaflet

Günah sevap hususunda duyarsız ve dikkatsiz davranma, Allah’tan habersiz olma.

 

Gafur (el-Gafur)

“Kullarını ahirette perişan etmeyen, onların günahlarını gizleyen, örten ve günahlarından dolayı cezalandırmayan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

galat

Yanlış, yanılma, hata, bozukluk.

                           

galiye

Şia mezhebine mensup olup Hz. Ali ve on iki imam hakkındaki düşünceleri İslam’ın inanç sistemine aykırı olan ve bu düşüncelerinde aşırı giden kimseler.

 

Gani (el-Gani)

“Zenginliğin kaynağı olan, kendi varlığıyla yetinip başkasına muhtaç olmayan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

ganimet

Savaş sırasında Müslüman olmayan düşman ordusundaki askerlerden alınan her türlü mal ve esirler.

 

garip

Senedinin herhangi bir yerinde ravi sayısı bire düşen hadis.

 

gasil

İslam dinine göre, insana saygının ve verilen değerin bir göstergesi olarak Müslüman ölüyü dini usule uygun bir biçimde yıkayıp temizleme.

 

gasilhane

Ölü yıkanan yer.

 

gasp

Başkasına ait olan değerli dayanıklı malları, sahibinin izni olmaksızın elinden alma.

 

gassal

Dini usule uygun olarak ölü yıkayan kimse.

 

Gaşiye Suresi

Kur'an-ı Kerim’in seksen sekizinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yirmi altı ayettir. Adını, beşinci ayette geçen ve ‘ansızın gelip insanı kuşatan üzücü veya sevindirici haber’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

gavs

Velilikte ulaşılabilen en yüksek manevi makam, veliler zümresinin başkanı.

 

gâvur

Kâfir.

 

gayb

Öldükten sonra dirilme, cennet, cehennem, hesap günü gibi insanın duyu organları ve akıllarıyla haklarında bilgi edinemeyecekleri âlem.

 

gayrimüekked sünnet

Peygamberimizin bazen terk ettiği sünnet.

 

gayrimüslim

İslam dinini hak din olarak kabul etmeyen, mümin olmayan.

 

gaza

İslam dinini korumak, yaymak veya davetin önündeki engelleri kaldırmak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılan savaş, cihat.

        

gazap

Öfke, kızgınlık, hiddet, hışım.

 

gazavatname

Osmanlılarda, Hristiyan devletlere karşı yapılan savaşları konu edinen eserler.

 

gazi

İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla savaşa gidip büyük yararlılıklar gösteren ve sağ olarak dönen kişi, mücahit.

 

gazve

Hz. Peygamber’in bizzat kendisinin sevk ve idare ettiği savaşlar.

 

gıpta

İmrenme, özenme. Kişinin başkasının elindeki nimetin yok olmasını istemeksizin aynısının kendi elinde de olmasını istemesi.

                                     

 

gılman

Cennete giren kimselerin hizmetleriyle görevlendirilen gençler.

 

gıyar

Eskiden Müslüman toplumlarda yaşayan gayrimüslimlerin taşımaya mecbur oldukları zünnar, kuşak, kemer, şal vb. simge.

 

gıybet

Kendimiz hakkında söylendiğinde hoşlanmayacağımız bir şeyi başka bir Müslümanın arkasından söyleme, onu küçültücü sözlerle anma.

 

gönül

Kalp.

 

 

gufran

Bağışlama, affetme. Allah’ın azap dokunacak şeylerden kulunu koruması ve affetmesi.

 

Gulatışia

Hz. Ali ve Şia imamlarını ilahlık veya peygamberlik derecesine varan nitelemelerle anan, bu aşırı görüşlerinden dolayı İslam’ın temel prensiplerine aykırı inanışlar geliştiren Şii gruplar.

 

Gurabiye

Hz. Peygamber’le Hz. Ali’nin fiziken birbirine benzetilmesinden yola çıkarak Cebrail’in vahyi yanlışlıkla Hz. Ali yerine Hz. Muhammed’e verdiğini savunan aşırı Şii grup.

 

gurbet

Dervişin, nefsini eğitip geliştirerek iç dünyasında elde edeceği derinlikle kötü söz ve davranışlardan uzak kalması.

 

 

gusül

Cünüplük, hayız ve nifas gibi manevi kirlilikten kurtulmak için, niyet ederek ağız ve burun içleri de dâhil hiçbir kuru yer kalmadan bütün vücudu yıkama, boy abdesti.

 

günah

Dinin emir ve yasaklarına aykırı olarak yapılan ve bazı durumlarda işleyene dünyada yaptırım, ahirette ise azabı gerektiren söz, iş ve davranışlar.

 

günahıkebair

Büyük günahlar.


H

 

Haberivahid

ahad haber

 

Habibullah

“Allah’ın en sevgili kulu.” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan saygı ve hürmet ifadesi, Hz. Peygamber’in sıfatlarından biri.

 

Habil

Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın küçük oğlu.

 

Habir (el-Habir)

“Her şeyi tüm ayrıntılarıyla bilen ve kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, kullarının niyet, söz ve davranışlarından haberdar olan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

habis

Kötü ve zararlı olduğu için insan tabiatının hoşlanmadığı, aklın ve dinin benimsemediği şeyler.

 

hablullah

Kur’an-ı Kerim; Allah’ın peygamberlerine bildirmiş olduğu vahiy. Allah’ın ipi.

 

hac

İmkânı olan Müslümanların zilhicce ayında ihram giyerek, Arafat’ta vakfe yaparak ve Kâbe’yi tavaf ederek yaptıkları farz ibadet, İslam’ın beş şartından biri.

 

haccıasgar

Küçük hac, umre.

 

 

haccıekber

Büyük hac, hac.

 

haccıifrad

İhrama girerken yalnız hacca niyet edilip içerisinde umre yapmanın olmadığı ve kurban kesmenin gerekmediği hac türü.

 

haccıkıran

İhrama girilirken hac ve umreye birlikte niyet edilip önce umrenin yapıldığı, sonra da ihramdan çıkılmaksızın hac görevlerinin yerine getirildiği ve kurban kesmenin de vacip olduğu hac türü.

 

haccıtemettü

Niyet edilerek önce umre için ihrama girilip umre tamamlandıktan sonra ihramdan çıkılarak aynı yılın hac ayı içerisinde ikinci kez ihrama girilmek suretiyle yapılan ve kurban kesmenin de vacip olduğu hac türü.

 

Haceriesvet

Tavafın başlangıç yerini göstermek üzere Kâbe’nin güneydoğu köşesinde bulunan parlak siyah bir taş.

 

hacet namazı

Herhangi bir ihtiyacı olan Müslümanın bu ihtiyacının karşılanmasını Allah’tan istemeden önce kılmış olduğu nafile namaz.

 

hacı

Hac görevini yerine getiren Müslüman.

 

Hac Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yirmi ikinci suresidir. Yetmiş sekiz ayettir. Adını yirmi yedinci ayette geçen İslam’ın şartlarından birinden almıştır.

 

haç

Birbirini dikey olarak kesen iki çizginin oluşturduğu artı şeklinde bir işaret, Hristiyanlığın simgesi, çarmıh.

 

Haçlılar

11. yüzyılın sonlarında Avrupa dünyasının, Kudüs’ü kurtarma sloganı ile Türkleri Anadolu’dan atmak ve bütün Orta Doğu’yu ele geçirmek için başlattığı siyasal amaçlı askerî harekâta katılanlar.

 

had

İslam dininin koyduğu helal haram sınırları, ölçüleri.

 

hades

Din açısından temizlenmeyi gerektiren manevi kirlilik durumu, cünüplük.

 

hadesten taharet

Kişinin manevi kirlilik durumundan temizlenmesi.

 

Hâdi (el-Hâdi)

“İnsanlara doğru yolu gösteren, rehberlik eden, onların zihinlerini ve gönüllerini aydınlatarak hayır ve mutluluk veren.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Hadid Suresi

Kur’an-ı Kerim’in elli yedinci suresidir. Medine’de inmiştir. Yirmi dokuz ayettir. Adını yirmi beşinci ayette geçen ve “demir” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

hadis

Hz. Peygamber’in sözleri, fiilleri ve takrirleri; sahabelerin dine aykırı olmayan söz ve davranışlarını onaması.

 

Hadis Ekolü

Yeni ortaya çıkan olayların çözümünü Kur'an-ı Kerim’in yanı sıra Hz. Peygamber’in hadisleri ve sahabelerin görüşlerine dayandıran, Kur'an ve hadisten bağımsız görüş belirtmekten sakınan İslam âlimleri

hadisierbain

Allah’ın, Hz. Muhammed’in gönlüne ilham ettiği, onun da bu ilham edilen şeyleri kendi ifadesi ile dile getirdiği hadis(ler), rabbani hadis.

 

hadisikuds

Kudsî hadis.

 

hadisinebevi

bk. nebevi hadis.

 

hadis usulü

Hz. Peygamber’den nakledilen hadis metinlerini ve özelliklerini inceleyen ilim dalı.

 

hafaza melekleri

İnsanları takip edip yerine göre korumakla görevlendirilen melekler

 

hafazanallah

“Allah bizi her türlü beladan, felaketten ve kazalardan koruyup esirgesin.” anlamında dua cümlesi.

 

Hâfıd (el-Hâfıd)

“Kâfirleri, müşrikleri, münafıkları ve emirlerine karşı gelerek çok günah işleyenleri alçaltan, onlara değer vermeyen.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Hafîz (el-Hafîz)

“Yaratmış olduğu tüm varlıkları rızıklandıran, koruyan, görüp gözeten.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

hafız

Kur’an’ı başından sonuna kadar ezberleyip okuyabilen kimse.

 

 

haham

Yahudilik dinini iyi bilen, Tevrat’ı açıklamakla görevli, Yahudi geleneğini öğreten din adamı.

 

hak

Gerçek, doğru, gerçeğe uygun. Bir iş ve emeğin maddi veya manevi karşılığı. Adalet.

 

 

Hak (el-Hak)

“Her şeyi bir hikmete göre -gerekçesine uygun olarak- kullarının dünyada ve ahirette yararlarını gözeterek adaletli bir biçimde yaratan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Hak Din

Allah’tan Hz. Peygamber’e geldiği gibi aslını koruyan; özüne insan düşüncesinin karışmadığı bozulmamış din, İslam.

 

hakem

Mevcut veya ileride çıkabilecek uyuşmazlığın çözümü için taraflarca seçilen veya kanunun gösterdiği şekilde atanan özel kişi; uzlaştırıcı; yargıç.

 

Hakem (el-Hakem)

“Her şeyi en güzel bir biçimde, yerli yerince, mükemmel olarak yaratan, bilgisiyle ve adaletiyle en doğru hükmü veren.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

 

 

hakikat

Bir şeyin aslı ve esası, iç yüzü. Gerçek, doğru.

 

Hakîm (el-Hakîm)

“Bütün sözleri ve fiilleri adalete ve ilme dayanan, her şeyi bilen, hikmetli bir biçimde yaratmasını sürdüren, dünyada adaletin kaynağı.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

hâkim

Hüküm veren.

 

Hâkka Suresi

Kur’an-ı Kerim’in altmış dokuzuncu suresidir. Mekke’de inmiştir. Elli iki ayettir. Adını, birinci ayetteki; ‘hak, hukuk, hesap ve her şeyin ortaya çıkacağı gün’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

hâl

Durum, oluş, vaziyet, keyfiyet, tutum, tavır, hareket, davranış.

 

hal’ etme

Tarihte, işbaşındaki halifenin -devlet başkanının- yönetim ehliyetini kaybetmesi durumunda görevden uzaklaştırılması, yetkilerine ve halifeliğine son verilmesi.

 

halife

Hz. Peygamber’in vefatından sonra onun yerine devlet başkanlığına geçen yöneticilerin ortak adı.

 

Hâlık (el-Hâlık)

“Tüm varlıkların işlerini ölçülü ve ahenkli bir şekilde var eden, evreni bir plan ve amaca uygun olarak yoktan ve örneksiz bir biçimde yaratan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

halil

Dost, arkadaş, veli.

 

Halîlullah

“Allah’ın dostu” anlamında İbrahim Peygamber için kullanılan övgü ifadesi, Hz. İbrahim’in unvanı.

 

Halîm (el-Halîm)

“İnsanlara güzel muamele yapan, onlara nazik ve şefkatli davranan, işledikleri suçlara hemen karşılık vermeyen.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Hz. Halime

Hz. Peygamber’in sütannesi.

 

halvet

Tasavvuf yoluna giren birinin mürşidin denetiminde tenha bir yerde yalnız başına kalıp, kendisini bütün varlığıyla Allah’a vermesi.

 

halvethane

Tasavvuf yoluna giren dervişlerin halvete çekildikleri küçük boyutlu ve genellikle dış dünyaya kapalı yer.

 

hamail

muska.

 

hamd

Bütün övgü çeşitlerini içeren sevgi ve saygıyla Allah’a yapılan şükür.

                           

 

hamdele

“Hamd yalnızca Allah’a mahsustur.” anlamına gelen “Elhamdülillah” dua cümlesinin kısaltılmış biçimi.

 

hameleyikur’an

Kur'an-ı Kerim’i ezberleyenler, hafızlar.

 

Hamîd (el-Hamîd)

“Bütün varlıkların kendisini güzellikle niteleyip övdüğü, sıfatlarında ve fiillerinde övgüye layık olan tek varlık.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

 

hamiyet

Aile, namus, şeref, din, vatan gibi üstün değerlere yönelik saldırılar karşısında öfkelenme.

 

hamr

Şarap. İnsanı sarhoş eden katı ve sıvı her şey, tüm içki çeşitleri, uyuşturucular.

 

Hz. Hamza b. Abdülmuttalip

Hz. Peygamber’in, kahramanlığı ve savaşçı kişiliği ile ünlenen ve Uhut Savaşı’nda şehit olan amcası.

 

Hanbeli

Hanbeli mezhebinden olan, Hanbeli mezhebinin görüşlerini benimseyen kimse.

 

Hanbeli mezhebi

Ahmet b. Hanbel’in görüşleri etrafında oluşan ve ona nispet edilen mezhep, fıkıh ekolü.

 

Hanefi

Hanefi mezhebinden olan, Hanefi mezhebinin görüşlerini benimseyen kimse.

 

Hanefi Mezhebi

Ebu Hanife’nin görüşleri etrafında oluşan ve ona nispet edilen mezhep, fıkıh ekolü.

 

hanif

Hz. İbrahim’in tebliğ ettiği tevhit inancını koruyan; Hz. Muhammed’in peygamber olarak gönderilmesinden önce Allah’ın varlığına ve birliğine inanan kimse.

 

hankah

Tekke, zaviye, dergah.

 

hannas

İnsanı Allah’ı zikretmekten vazgeçirmeye zorlayan, kötü fikirleri insana sinsi bir biçimde ilham eden (Şeytan).

 

haraç

Tarihte gayrimüslimlerden alınan ve miktarı şartlara göre belirlenen toprak vergisi.

 

haram

Dinen sorumluluk çağında ulaşmış olan herkese, Allah’ın yapılmasını kesin olarak yasakladığı söz ve davranış.

 

haram aylar

İçinde savaş yapmanın, adam öldürmenin hatta Kâbe çevresinde avlanmanın bile yasak kabul edildiği dört kutsal ay; zilkade, zilhicce, muharrem, recep.

 

haram liaynihi

Geçici bir sebebe dayanmaksızın bir şeyin bizzat kendi varlığındaki bir zarar, kötülük veya çirkinlik nedeniyle Allah ve Resulünün yasaklamış olduğu söz ve davranışlar.

 

haram ligayrihi

Özünde bulunan bir zarar, kötülük ve çirkinlikten dolayı değil de, başka bir nedenden dolayı Allah ve Resulü tarafından yasaklanan şey.

 

harem

Hac ve umre için ihrama girilen yerlerden itibaren Mekke’de Kâbe’ye doğru olan kısım, Kâbe ve çevresi.

 

Haremeyn

Müslüman olmayanların girmesi dinen yasak olan iki şehir; Mekke ve Medine.

 

Haremişerif

Kâbe ve çevresi.

 

Hariciler

Sıffin savaşından sonra Hz. Ali ve Muaviye’yi küfürle suçlayan siyasi ve dinî gruplar.

 

Harun Peygamber

Hz. Musa’nın kardeşi olup onun yardımcısı olarak İsrailoğulları’na gönderilen ve Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri.

 

Harut ve Marut

Kur’an-ı Kerim’in Bakara Suresi’nin yüz ikinci ayetinde adları geçen ve Babil’de yaşadıkları belirtilen iki melek.

 

Hz. Hasan

Hz. Peygamber’in torunu, Hz. Fatıma ile Hz. Ali’nin büyük oğlu

 

Hasbünallah

“Allah bize yeter!” anlamında Allah’tan sabır ve yardım dileme sözü.

 

hasenat

Aklın ve dinin iyi ve güzel kabul ettiği şeyler

hasene

Aklın ve dinin iyi ve güzel kabul ettiği şey.

hasen hadis

Sahih hadisin şartlarını taşımakla beraber hadisleri başkasına aynen nakletmede bazı kusurları olan ravinin naklettiği hadis. Hadisler sağlamlık bakımından üç gruba ayrılır: Sahih, hasen, zayıf.

 

haset

Kıskançlık, çekememezlik.

 

Hasîb (el-Hasîb)

“Tüm yarattıklarının ihtiyaçlarını bir ölçü içerisinde karşılayan, insanları ahirette hesaba çekip yapmış olduklarının karşılığını eksiksiz olarak verecek en yüce varlık.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

hasis

cimri.

 

haşa

Asla, katiyen, hiçbir vakit, Allah göstermesin, Allah korusun anlamlarında bir ünlem ifadesi.

 

Haşimi

Hz. Peygamber’in de bağlı olduğu Kureyş kabilesinin bir kolu.

 

haşir

Bütün canlıların öbür dünyada yeniden diriltilerek ‘mahşer’ denilen yerde bir araya getirilmeleri.

                           

 

haşiye

Geçmişte eser veren bilginlerin yazmış oldukları herhangi bir kitabın sayfa kenarlarına ya kendilerinin ya da başkalarının yazdıkları kısa açıklamalar, tamamlayıcı notlar.

 

haşr

haşir.

 

Haşr Suresi

Kur’an-ı Kerim’in elli dokuzuncu suresidir. Yirmi dört ayettir. Medine’de inmiştir. Adını ikinci ayette geçen ve ‘bir araya toplama’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

haşyet

Kulun işlediği günahlar sebebiyle veya Allah’ın gazabının kendisine ulaşacağı düşüncesiyle kalbinde duyduğu endişe, ahirete yönelik Allah korkusu.

 

hat

hüsnühat.

 

hata

Yanlış, yanılma, kusur.

 

Hatemienbiya

“Peygamberlerin sonuncusu, kendisinden sonra kesinlikle peygamber gelmeyecek olan.” anlamında Hz. Muhammed’in sıfatı.

 

Hateminübüvvet

Hz. Muhammed’in son peygamber olduğunu gösteren ve iki kürek kemiğinin arasındaki güvercin yumurtası büyüklüğünde olan ben.

 

Hz. Hatice

Hz. Peygamber’in ilk hanımı, kadınlardan ilk Müslüman.

 

hatim

Kur'an-ı Kerim’i baştan sona tek başına veya cemaatin huzurunda yüzüne veya ezberden okuma.

 

 

Hatîm

Kâbe ile kuzey tarafındaki yarım daire şeklinde ve bir buçuk metre yüksekliğindeki duvarın arasında kalan yer, Hicr.

 

hatip

Cuma günleri, cuma namazından önce camide, İslam dininin emirlerini, yasaklarını hatırlatarak ayetlerden ve hadislerden öğütler veren kimse, imam, hutbe okuyan.

hatmihacegân

Nakşibendilik’te yapılan toplu zikirler.

 

havaiciasliye

Zekâta tabi olmayan temel ihtiyaç maddeleri.

 

havari

Hz. İsa’nın, kendisine yardımcı olarak seçtiği ve İncil’in içerisindeki hükümleri ve öğütleri insanlara bildirmekle görevlendirdiği on iki mümin kişiden her biri.

 

havas

İleri gelen, seçkin kişiler.

 

havassıkur'an

Kur'an-ı Kerim’deki bazı kelime, ayet ve surelerin belli bir düzene göre okunması veya yazılması durumunda yapılan duaların gerçekleşeceğinden bahseden ilim veya bu konuda yazılan eserler.

 

havassıselime

İslam dinine göre bilgi elde etme yollarından biri olan ve herhangi bir etkenle kendisine ait özelliğini kaybetmemiş bulunan beş duyu

 

havatır

İnsanın iradesi dışında zihnine gelen veya kalpte hissedilen duygu ve düşünceler.

 

havf

Allah’a onun istediği gibi ibadet edememekten, işlenen günahları çokça hatırlamaktan, ahiret hâllerini düşünmekten duyulan korku.

 

haviye

Münafıkların ve küfürde aşırı gidenlerin girecekleri cehennemin en derin yeri, yedinci tabakası.

 

havkale

“Güç ve kuvvetin kaynağı sadece Allah’tır.” anlamına gelen “La havle vela kuvvete illa billah” biçimindeki dua cümlesinin kısaltılmış şekli.

 

havlihavelan

Zekâtı verilecek bir ticaret malının üzerinden bir kamerî yılın (yaklaşık 354 gün) geçmesi.

 

havra

Yahudilerin ibadethanesi, sinagog.

 

Hz. Havva

İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’in hanımı, ilk kadın, insanlığın anası.

 

Hay (el-Hay)

“Varlığı devamlı olan, hayat sahibi, ölmeyen diri, her şeyin varlığı onun varlığına bağlı olan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

hayâ

Kişinin, Allah’a olan içten sevgi ve saygısından dolayı kötü, çirkin, ahlak dışı ve günah olan davranışlardan rahatsız olup onlardan kaçınması.

 

hayat

Doğumdan ölüme kadar olan süre, ömür, yaşam. Yüce Allah’ın bir sıfatı

 

Hayber Savaşı

Hicretin yedinci yılında (M.S. 628), Medine Suriye yolu üzerinde ve Yahudilerin yerleşim merkezi olarak seçtikleri Hayber denilen yerde Hz. Muhammed ile Yahudiler arasında yapılan savaş.

 

hayır

Dinin ve aklın yapılmasını iyi ve güzel gördüğü, kişinin sadece Allah’ın rızasını gözeterek yaptığı iş, amel.

 

hayız

Kadınların ay hâli, âdet görmesi, aybaşı.

 

hayrat

Allah’ın rızası gözetilerek toplumun faydalanması için yapılan ve kişinin ölümünden sonra da amel defterine sevap yazılmasına sebep olan güzel işler.

 

Hayrulbeşer

“İnsanların en hayırlısı.” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan övgü sözü.

 

hazret

Saygı ve yüceltme ifadesi olarak değerli ve yüce kabul edilen kişilerin isimlerinin başına getirilen unvan.

 

helal

Dinî bakımdan kullanılmasına, yapılmasına, söylenmesine, yenilip içilmesine izin verilen şey.

 

Hendek Savaşı

Medineli Müslümanlarla, Mekkeli müşrikler ve bu müşriklerle ortak hareket eden Arap kabileleri arasında Medine etrafına çukurlar kazılarak yapılan savaş.

 

hervele

Hac ve umre yaparken Kâbe’nin yakınındaki Safa ile Merve tepeleri arasında yer alan iki yeşil direk arasında erkeklerin koşmaları veya canlı ve diri bir biçimde yürümeleri.

 

hesap günü

Ceza günü, din günü, ruziceza, ahiret günü, haşir günü.

 

heva

Kişinin, dinini dikkate almaksızın arzuladığı şeylere yönelmesi.

 

Hevazin Savaşı

Huneyn Savaşı.

 

heybet

Celal, azamet, ululuk, büyüklük, haşmet.

 

hezl

Şaka, latife.

 

Hıdırellez

Hızır ve İlyas Peygamber’in her baharın başlangıcında buluştuklarına inanılan Miladi 6 Mayıs, Rumi 23 Nisan’a rastlayan gün.

 

hıfz

Kur’an-ı Kerim’in belirli bir bölümünü ya da tamamını ezberleme ve ezberde tutma.

 

hıkd

kin.

 

Hıristiyan

Hz. İsa’nın getirmiş olduğu ilahî dinin, insanlar tarafından değiştirildikten sonraki hâline inanan kimse, Nasrani.

 

Hıristiyanlık

Hz. İsa’ya vahyedilen dinin insan eliyle değiştirildikten sonra almış olduğu ad.

 

 

Hırkayısaadet

Kâb b. Züheyr’e Hz. Muhammed’in sırtından çıkarıp hediye ettiği hırka. Bugün bu hırka Topkapı Sarayı’nda ‘Mukaddes Emanetler Dairesi’nde bulunmaktadır.

 

Hırkayışerif

Hz. Peygamber’in Veysel Karani’ye hediye ettiklerine inanılan krem renginde yünlü bir kumaştan dokunan hırka. .

 

hırs

Bir amaca ulaşma konusunda kişinin bütün benliğini saran tutku, aç gözlülük, tamahkâr olma.

 

hırsızlık

Başkasına ait bir malı mülk edinmek amacıyla korunmuş olduğu yerden gizlice alma, çalma, sirkat.

 

hıyanet

ihanet.

 

Hızır

Hz. Musa zamanında yaşadığı rivayet edilen ve peygamber mi, melek mi, yoksa bir veli mi olduğu konusunda çeşitli görüşler olan ve kendisine ilahî ilim verilen kişi.

 

hızlan

Buyruklarına boyun eğmeyen günahlara çokça dalan kimselerden Allah’ın yardımını kesmesi, onları kendi hâllerine bırakması.

 

hibe

Karşılıklı şart koşulmaksızın bir malın hayatta iken sahibi tarafından bir başkasına mülk edinmek amacıyla bağışlanması.

 

hicap

Utanma duygusu, ar, hayâ, namus.

 

hicabe

Kâbe’nin kapısının, örtüsünün ve anahtarlarının bakımı ve korunması, Makamıibrahim’in ve Kâbe’nin belli zamanlarda ziyaretçilere açılması görevi.

 

Hicaz

Arabistan Yarımadasında Kızıldeniz’in doğu sahili boyunca uzanan, Mekke ve Medine ile hac ve umre yapacakların ihrama girecekleri yerleri de içine alan coğrafi bölge.

 

Hicr

Hatim

 

hicret

Hz. Peygamber’in ve sahabelerinin Mekke’den Medine’ye 622 tarihinde yapmış oldukları göç.

 

hicri takvim

Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicretini tarih başlangıcı olarak kabul eden ve ayın yörüngesi üzerinde dönüşüne göre düzenlenen kamerî takvim, ay takvimi.

 

Hicr Suresi

Kur'an-ı Kerim’in on beşinci suresidir. Mekke’de inmiştir. 99 ayettir. Adını, sekseninci ayette geçen ve Salih Peygamberin kavmi Semudluların yaşadığı bölgenin adı olan kelimeden almıştır.

 

hidane

Boşanma, ölüm veya başka bir nedenden dolayı muhtaç duruma düşen bir çocuğa bakmakla yükümlü olan kimsenin onu yanına alarak gözetimi altında yetiştirmesi, koruması ve eğitmesi.

 

hidayet

Allah’ın, insanlara kendi yolunda gidebilecek akıl, düşünme, öğrenme, hatırlama gibi yetenekler vermesi ve insanların da bunları kullanarak doğru yolu bulması.

 

hikmet

Bilgelik, Allah’ı gereği gibi bilme bilgisi.

 

hil

Bir şeyin helal olması.

 

hilaf

İslam hukukunun fıkıh mezhepleri arasındaki ayrılıkları konu alan dalı.

 

hilafet

Özgür bir seçimle Hz. Peygamber’e vekâleten İslam toplumunun başına getirilen kişinin adalet, şûra ve İslam dininin ilkelerine göre Müslümanları yönetme biçimi.

 

hilal

İslamiyet’in sembolü.

 

hileyişeriye

İslam hukukuna aykırı bir fiili, yerinde ve dinin amacına uygun değişiklikler yaparak hukuka uygun hâle getirme.

 

Hilfulfudul

M.S. 580’li yıllarda Arap kabileleri arasında süregelen savaşlar sonucunda ortaya çıkan anarşi ortamında, can ve mal güvenliğinin sağlanması, zayıf ve güçsüzlerin korunması, zulmün önlenmesi gibi amaçlarla, toplumda sözü geçen, saygın ve iyi niyetli kişilerin önderliğinde kurulan ve Hz. Peygamber’in de üye olduğu barış cemiyeti.

 

hilim

Akıllı ve kültürlü olmakla kazanılan kişisel davranışlarda hoşgörülü, bağışlayıcı ve medeni olma.

 

hilye

Türk kültüründe, Hz. Peygamber’in niteliklerinin hat sanatıyla yazılıp süslendiği levhalar.

 

hilyeyişerif

hilye.

 

himmet

Gayret, emek, çabalama, manevi yardım.

 

Hinduizm

Hintlilerin inanç, düşünüş, his ve hayat tarzı olan Hindistan’ın geleneksel dini.

 

Hira Dağı

Hz. Muhammed’e ilk vahyin geldiği mağaranın bulunduğu dağ. “Cebelinur (Nur dağı)” adıyla da bilinir.

 

hisbe teşkilatı

Tarihte, İslam devletlerinde genel ahlakı, kamu düzenini korumak ve denetlemek; iyiliği emretmek, kötülükleri engellemek için kurulmuş bir teşkilat.

 

hitabet

Hutbe okuma, güzel söz söyleme, vaaz ve nasihat etme, nutuk.

 

hitan

Erkek çocuklarının üreme organlarının ucundaki deri parçasının alınması, sünnet olma.

 

hiyel

hileyişeriye.

 

hizip

Kur’an-ı Kerim’in beş sayfalık her bir bölümü.

 

hoca

İmam, müezzin, vaiz, müftü gibi din görevlilerinin ortak adı.

 

Horasan Erenleri

İslami ilimlerin merkezlerinden Horasan bölgesinde yaşamış olan Ahmed Yesevi’nin (M. 1093-1166), Anadolu’yu İslamlaştırmak için seçip gönderdiği dervişler.

 

Hu

Arapçada, Allah’ın zatına işaret eden  (hüve) kelimesi.

 

Hucurat Suresi

Kur’an-ı Kerim’in kırk dokuzuncu suresidir. Medine’de inmiştir. On sekiz ayettir. Adını, “odalar” anlamına gelen dördüncü ayetteki  kelimeden almıştır.

 

Huda

Allah.

 

Hudeybiye Antlaşması

Mekkeli müşriklerin Medine İslam devletini resmen tanıdıklarını gösteren belgeyi imzaladıkları barış antlaşması (628).

 

Hud Peygamber

Kur'an-ı Kerim’de adı geçen ve Ad kavminin yaşamış olduğu Ahkaf bölgesine gönderilen peygamber.

 

Hud Suresi

Kur’an-ı Kerim’in on birinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yüz yirmi üç ayettir. Sure, adını elli ile altmışıncı ayetler arasında kıssası anlatılan Ad kavmine gönderilen peygamberden almıştır.

 

hududullah

İslam’da insanların uyması gereken dinî inanç, ibadet, ahlak ve sosyal hayatla ilgili kurallar.

                           

 

Hulefayıraşidin

Hz. Peygamber’in vefatından sonra seçimle yönetime getirilen ve halkın önderleri konumunda olan dört halife

 

hulul

Allah’ın kendisinin veya sıfatlarının yarattıklarından birine veya tamamına geçtiğine ve onların bedenine yerleştiğine inanma.

 

humus

Tarihte, İslam devletlerinde savaş ganimetlerinden elde edilen gelirlerden devlet hazinesine ayrılan beşte birlik pay.

 

Huneyn Savaşı

Mekke’nin fethinden sonra Müslümanlarla Havazin kabilesinin müşrikleri arasında meydana gelen savaş. (M.S. 630)

 

hurafe

Batıl dinlerden ve halk arasında uydurulan masallardan kalma aslı esası olmayan inanışlar.

 

huri

Hayatının tüm alanlarında ve bütün davranışlarında Allah’ın rızasını amaçlayan müminlere cennette hizmet etmek üzere verilecek güzel kadın.

 

Hurufilik

Harflerden anlamlar ve hükümler çıkaran bir fırka, inanç sistemi.

 

hurufumukattaa

Bazı surelerin başında bulunan harfler.

 

husuf namazı

Ay tutulduğu zaman kılınan bir namaz

 

husumet

Düşmanlık, kin, hasım olma durumu.

 

huşu

Allah’a duyulan saygının bir gereği olarak başta namaz olmak üzere ibadetlerin yerine getirilmesi sırasında kulun sükûnet ve vakar içinde bulunması.

 

hutame

Cehennemin yedi katından biri.

 

hutbe

Cuma ve bayram namazları başta olmak üzere bazı ibadet ve törenlerin yerine getirilmesi esnasında topluluğa karşı yapılan konuşma.

 

huzur

Gönül rahatlığı, sükûnet.

 

Hübel

İslamiyet’ten önce müşriklerin Kâbe’de bulundurduğu kırmızı akikten yapılmış insan şeklindeki put.

 

hüccet

Delil, senet, vesika.

 

Hücreyisaadet

Hz. Peygamber’in içerisinde vefat edip sonra da defnedildiği Hz. Aişe’ye ait oda.

 

hüküm

Karar verme, idare etme.

 

hülle

Kocasından kesin olarak boşanıp ayrılmış olan bir kadının boşandığı kocasına tekrar dönebilmek amacıyla bir başka erkekle, anlaşmalı bir şekilde geçici olarak nikâhlanması, evlenmesi.

İslam fıkıh ekolleri hülle yapmanın dinen haram olduğunu belirtmişlerdir.

 

Hümeze Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yüz dördüncü suresidir. Dokuz ayettir. Mekke’de inmiştir. Adını, birinci ayette geçen ve “insanların şeref ve haysiyetleriyle alay edip kınayanlar” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

hünkâr

Osmanlı padişahlarına verilen bir unvan.

 

hünsa

Cift cinsiyetli.

 

hürmüz

Zerdüştilik’te iyilik tanrısı.

 

hürriyet

Özgürlük, bağımsızlık, köle olmama.

 

Hz. Hüseyin

Hz. Peygamber’in kızı Hz. Fatıma ile damadı Hz. Ali’den olma torunu (ö. h.61/680).

Hz. Hüseyin, ‘Kerbela Şehidi’ olarak tanınmıştır.

 

hüsnühat

Arap harflerinin yazımından doğarak İslam medeniyetinde başlı başına bir konum kazanan güzel yazı sanatı.

 

hüsnühatime

Bir işi sonunu hayır olacak biçimde bitirme, iyilikle sonuçlandırma.

 

hüsnüzan

Bir kimse hakkında iyi bir düşünceye sahip olma, biri hakkında iyimser olma

 

hüsran

İnsanın ömrünün boşa gitmesi ve kişinin bütün manevi değerlerini kaybetmesi.

 

hüsün

Güzellik, beğenilen ve sevilen şey, iyilik.

 

hüthüt

Kur'an-ı Kerim’e göre Hz. Süleyman ile Sebe Kraliçesi Belkıs arasında haber getirip götüren kuş.

 

hüzün yılı

Mekke döneminin en sıkıntılı anında Hz. Peygamber’in eşi Hz. Hatice ile amcası Ebu Talip’in vefat ettikleri yıl. (M.S. 620)


I

 

ırz

İffet, namus.

 

ıskat

Ölen Müslümanı, sağlığında yerine getiremediği namaz, oruç gibi ibadetlerinden veya kefaretini veremediği yeminlerinden dolayı ahiretteki sorumluluğundan kurtarmak umuduyla fakirlere verilen para, fidye.

 

ıslah

Dini değerleri, inanç ve yaşama biçimini yeniden canlandırmayı, bozulan değer yargılarını tekrar Kur'an-ı Kerim ve sünnet çerçevesinde düzeltmeyi amaçlayan düşünce ve faaliyetler.

 

ıstılam

Allah sevgisinin coşkulu bir şekilde kalbe doğmasının sonucunda tasavvuf yoluna giren kişinin kendinden geçmesi.

 

ıstına

Allah’ın, bazı kullarını güzel ahlak ile süslemesi, onları kötü ahlak ve davranışlardan arındırıp sonra da kendisine dost edinmesi.

 

ıztıba

Hac ve umre esnasında ihram elbisesinin üst kısmının bir ucunu sağ koltuk altından geçirip sol omuz üzerine atma, sağ omuz ve pazısını açıkta bırakma.


İ

 

ibadet

Allah’ın insanlara emrettiği ve insanların da Allah’a karşı yapmakla yükümlü oldukları tüm davranışlar. Kulluk etme, tapınma.

 

ibadethane

Çeşitli din mensuplarının kendilerine mahsus ibadet, tapınma, ayin ve merasimlerini gerçekleştirmek için toplandıkları yer.

 

ibaha

Mubah kılmak.

 

İbahiye

İslam dininin emirlerini ve ahlak kurallarını kabul etmeyip her şeyi serbest kabul edenlerin bağlı olduğu sapık ve batıl bir mezhep.

 

ibadilik

Abdullah b. İbad tarafından kurulan ve günümüze kadar varlığını devam ettiren bir Haricî fırkası.

 

iblis

“Allah’ın rahmetinden ümit kesen, hayırdan yoksun, hayırsız” anlamında şeytanların en büyüğü, Azazil.

 

İbn Mace

Sünen sahibi hadis alimi.

 

ibnisebil

Yolcu, bir yerden bir başka yere giden kimse

 

Hz. İbrahim b. Muhammed

Hz. Peygamber’in küçük yaşta vefat eden, Hz. Mariye adlı hanımından doğma oğlu.

 

İbrahim Peygamber

Kur'an-ı Kerim’de kendisinden çok söz edilen, sabrı ve yaptığı tevhit mücadelesi ile övülen, bunun sonucunda Allah’ın kendisine dost olarak seçtiği peygamber, Halilullah.

 

İbrahim Suresi

Kur'an-ı Kerim’in on dördüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Elli iki ayettir. Otuz beş ile kırk ikinci ayetleri arasında İbrahim Peygamberden bahsettiği için bu adı almıştır.

 

İbrani

Sami ırkından olan Yahudi, İsrailoğulları milletine mensup kimse.

 

ibret

Yanlış davranışların yol açtığı kötü sonuçlardan ders alma.

 

icabet

Allah’ın kendisine yapılan dualara karşılık vermesi.

 

icar

Mal ve hizmetin ücret karşılığı kiralanması.

 

icaz

Bir şeyin benzerini yapmada veya bir sözün benzerini söylemede herkesi susturma, cevap veremez duruma düşürme, çaresiz ve âciz bırakma.

 

icazet

Eskiden medreselerde, eğitim ve öğretim kurumlarında hocanın okuttuğu talebeye verdiği diploma benzeri yeterlilik belgesi.

 

icazulkur’an

Kur'an-ı Kerim’in sahip olduğu hem edebî üstünlük hem de içerik zenginliği nedeniyle benzerinin meydana getirilememesi özelliği.

 

icma

Hz. Peygamber’in vefatından sonraki dönemlerde fıkıh âlimlerinin Kur’an-ı Kerim ve sünnetten hareketle bir konuda görüş birliğine varmaları.

                 

icmayiümmet

İslam âlimlerinin ortak kararları sonucunda meydana gelen icma.

 

icmali iman

Hz. Peygamber’in bildirdiği dinî esasların tamamına inanma, toptan kabul etme.

 

içki

Aklın doğru düşünme ve karar verme yeteneğini gideren, içinde alkol ve uyuşturucu bulunan, kullanıldığında sarhoşluk veren her türlü katı veya sıvı madde.

 

içtihat

Dinî konularda kıyas yoluyla yeni sonuçlar elde etme, hüküm çıkarma, istinbat.

 

iddet

Evliliğin ölüm, boşanma veya hâkim kararı ile iptal edilip sona erdirilmesinden dolayı kadının yeniden evlenebilmek için dinen beklemesi gereken süre.

 

İdris Peygamber

Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri.

 

ifa

Bir şeyi tam ve mükemmel bir biçimde yapma, yerine getirme, ödeme, eda etme.

 

ifada

Hac esnasında hacıların Arafat, Müzdelife ve Mina’dan gruplar hâlinde ayrılmaları.

 

iffet

Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlı kalarak insanın namusunu, şerefini ve haysiyetini koruması.

 

İfk Hadisesi

Münafıkların, Müstalikoğulları savaşından dönerken Hz. Peygamber’in hanımı Hz. Ayşe hakkında uydurdukları yalan haber ve onun namusuna yapmış oldukları iftira.

 

iflas

Kişinin ağır borç yükü altında kalıp sermayesini kaybetmesi ve borçlarını da ödeyemez duruma düşmesiyle çok az miktarda paraya muhtaç hâle gelmesi.

                                     

ifrat

Söz ve işte sınırı aşma, aşırı gitme, taşkın olma, ölçüsüz davranma.

 

ifrat haccı

İhrama girerken yalnız hacca niyet edilip içerisinde umre yapmanın olmadığı ve kurban kesmenin gerekmediği hac türü.

 

ifrit

Cinlerin reisi, en kurnaz ve zararlı olanı.

 

ifsat

Bir şeyi normal hâlinden ve hedefinden çıkarıp yararsız duruma getirmek, bozgunculuk.

 

ifta

Fetva verme

 

iftar

Oruç tutan bir kimsenin güneşin batıp akşam vaktinin girmesiyle beraber yeyip içmeye başlaması, başladığı orucunu bitirmesi.

 

iftar duası

İftar etmeden önce yapılması sünnet olan dua.

 

iftira

Bir kimseye asılsız olarak haksız bir şekilde suç, günah yahut kusur sayılan bir söz, nitelik veya davranış isnat ederek onun onur ve kişiliğiyle oynama.

 

iftitah tekbiri

Namaza başlarken söylenen ve “Allah’ı yüceltme ve saygı” anlamına gelen “Allahu Ekber” ifadesi.

 

iğva

Bir kimseyi şaşırtıp doğru yoldan çıkartma.

 

ihanet

Sözünde durmama, anlaşmayı bozma, haksızlık yapma, vefasızlık.

 

ihbat

Boşa gitme, değerini kaybetme, silip yok etme.

 

ihdad

Kocası ölen veya kocasından kesin bir şekilde boşanan bir kadının dinen beklemesi zorunlu olan iddet süresince tutum ve davranışlarında nikâh bağına saygıyı gözetmesi.

        

ihlas

İnsanın bütün davranışlarında, sözlerinde, inançlarında ve ibadetlerinde yalnızca Allah’ın rızasını gözetmesi.

 

İhlas Suresi

Kur'an-ı Kerim’in yüz on ikinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Dört ayettir. İnançta samimiyeti, iman esaslarının özüne kesin bağlılığı konu edinir.

 

ihram

Hac ve umre yapmak isteyenlerin, giymeye mecbur oldukları dikişsiz beyaz kıyafet, altlı üstlü iki parçadan oluşan peştamal.

 

ihsan

İyilik etme, iyi ve güzel davranma, güzel yapma, bağışlama, bağışta bulunma, ikram etme.

 

ihsan

İnsanın, kendisinin Allah’ın huzurunda olduğunu hissetmeye çalışarak onu görüyormuşçasına ibadetlerini yerine getirmesi.

 

ihsar

Hac yapacak kişinin hastalık, düşman tehdidi, yol parasını kaybetme gibi nedenlerle hac yapmasının engellenmesi.

 

ihtida

Diğer dinleri terk edip İslam dinini kabul etme, hidayete erme.

 

ihtikar

Ticaret malının pahalılaşması amacıyla malı stoklayıp piyasaya mal vermeme, vurgunculuk, karaborsacılık yapma.

 

ihtilaf

Bir konudaki farklı görüş ve düşünüş, fikir ayrılığı.

 

ihtilam

Yetişkin bir erkek veya kadının uykuda iken cünüp olması

 

ihtilat

Kişinin şuurunun bozulması, söylediklerini ve yaptıklarını karıştırması, bunama.

 

ihtiyat

Harama düşmemek için, dinin kesin olarak yasaklamadığı konularda bile günahlardan kaçınmak amacıyla en güvenli yolu ve çözümü benimseyip ölçülü davranma.

 

ihvan

Kardeşler.

 

ihya

Hayat verme, diriltme, canlandırma, yeniden hayata döndürme.

 

 

ikab

Allah’ın emirlerini hiçe sayarak ona karşı gelen inkârcılara dünyada ve ahirette verilecek ceza.

 

ikamet

Kişinin, yolculuk ve misafirlik durumunda olmayıp kendi memleketinde veya bir beldede yerleşik olması durumu.

 

ikamet

Farz namazlardan önce kamet getirmek.

 

ikindi namazı

Öğle vaktinin bitmesinden güneşin batmasına kadarki süre içerisinde kılınan dört rekâtlık farz namaz.

 

İkra Suresi

Alak Suresi.

 

ikrah

Zorla iş yaptırma, bir kimseyi inanç konularında istemediği bir sözü söylemeye veya bir işi yapmaya zorlama.

 

ikrar

Allah’ın varlığına ve birliğine iman eden bir kimsenin Müslüman muamelesi görebilmesi için inanmış olduğu değerleri sözlü veya fiilî olarak dışa yansıtması.

 

ikta

İslam tarihinde mülkiyeti devlete ait olan arazi ve taşınmaz malların kendisinin veya işletme haklarının yöneticiler tarafından kişilere verilmesi.

 

iktibas

Bilgi elde etmeye çalışma, birinin ilminden yararlanma. Alıntı yapmak.

 

iktida

Cemaatle kılınan namazlarda imama uyma.

 

iktisat

Tutumlu olma.

    

ilah

Hak olsun batıl olsun tapınılan her türlü varlık, tanrı, mabut.

 

ilahî

Allah’a ait, Allah’la ilgili. Dini musiki eseri

 

ilahî gazap

Allah’ın öfkelenmesi.

 

ilahî kitaplar

İnsanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak için peygamberler aracılığıyla gönderilen, inanç, ibadet, ahlak ve her türlü toplumsal kuralları içeren vahiyler bütünü.

 

ilahiyat

Dinin çıkış yerini, tarih içindeki etkinliğini ve değişik alanlardaki faaliyet şekillerini araştıran bilimler, teoloji.

 

ilayıkelimetullah

Allah’ın dininin ve tevhit inancının yüceltilip yaygınlaştırılması yolunda gösterilen her türlü gayret ve faaliyet.

 

ilhad

İslam’dan çıkıp İslam’ın dışındaki dinlerden veya görüşlerden herhangi birisine meyletme.

 

ilham

Gönle doğan şey, kalbe gelen mana, akıl yürütme ve düşünmeye dayanmaksızın elde edilen bilgi.

 

 

ilim

İnsanın duyu organlarıyla elde ettiği veya Allah’ın vahiy yoluyla doğrudan doğruya gönderdiği ve kesinliği konusunda şüphe olmayan bilgi.

 

illet

Bir hükmün amacının kendisiyle gerçekleştiği sıfat, hükmü gösteren veya gerekli kılan gerekçe, mana.

 

ilmihâl

İnanç, ibadet, ahlak, sosyal ve ekonomik hayatla ilgili dinî bilgiler kitabı.

 

ilmiilahî

Allah’ın yaratmış olduğu bütün varlıklar hakkında ezelde takdir etmiş olduğu; ömürleri, şekilleri, cinsiyetleri, coğrafyaları, renkleri ile ilgili bilgi, kader.

 

İlyas Peygamber

Kur'an-ı Kerim’de adı geçen ve İsrailoğulları’na gönderilen peygamberlerden biri.

 

ima

Geçerli bir özrü veya hastalığı bulunan Müslümanın kılmak istediği namazının rükû ve secdelerinin yerine geçmek üzere baş ve gözüyle yaptığı işaret.

 

imam

Camilerde cemaate namaz kıldıran ve başta Kur'an-ı Kerim bilgisi olmak üzere diğer İslami ilimlere sahip kişi.

 

imame

Tespihlerin baş tarafına geçirilen uzunca kısım ve başlık.

 

imamet

Camilerde Müslümanlara namaz kıldırma görevi.

imameyn

‘İki imam’ anlamında olup Hanefî mezhebinin kurucusu olan Ebu Hanife’nin iki öğrencisi; Ebu Yusuf ile İmam Muhammed.

 

İmamı Azam

Ebu Hanife.

 

İmamiye

Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ali ve onun iki oğlu Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i ve bunların torunlarını Allah’ın emri, Peygamberin de tayiniyle imam kabul edenlerin mezhebi.

 

iman

Son peygamber Hz. Muhammed’e ve onun tarafından insanlığa bildirilen şeylere hiçbirini dışta bırakmaksızın inanma, onun doğruluğu konusunda herhangi bir kuşku duymama.

                                       

 

imare

Kâbe’nin bakımını yapma, çevresini bayındır duruma getirme, orada huzur ve emniyeti sağlama görevi.

 

imarethane

Osmanlılar döneminde yoksullara, yolculara, öğrencilere yardım etmek amacıyla kurulmuş hayır kurumu.

 

imsak

Oruca başlama zamanı.

 

imsakiye

Ramazanda oruca başlangıç, iftar ve namaz vakitlerini gösteren çizelge.

 

inabe

Gözüken ve gözükmeyen bütün günahlardan vazgeçip Allah’ın affına, bağışına yönelme.

 

inam

Yeme, içme, nefes alma başta olmak üzere, Allah’ın kullarına her türlü hayır yollarını kolaylaştırarak ikramda bulunması.

                           

 

inanç

İnanılan şey, itikat, iman, bir fikre olan bağlılık.

 

inayet

Allah’ın, hayırlı davranışlarında kullarına yardım edip onları başarıya ulaştırması.

 

İncil

Hz. İsa’ya verilen ilahî kitabın Kur'an-ı Kerim’deki adı.

infak

Allah’ın rızasını kazanmak için insanın kendisine verilen malların şükrünün bir göstergesi olarak onun emrettiği yerlere harcama yapması, bağışta bulunması.

 

İnfitar Suresi

Kur’an-ı Kerim’in seksen ikinci suresidir. Mekke’de indirilmiştir. On dokuz ayettir. Sure, adını birinci ayetteki ‘göğün yarılmasından’ bahseden kelimeden almıştır.

 

inkâr

Allah’ın varlığını ve birliğini, Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabul etmeme.

 

insan

Âdemoğlu, beşer.

 

insanıkâmil

Olgun, ideal, örnek insan.

 

İnsan Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yetmiş altıncı suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Otuz bir ayettir. Adını, birinci ayetinde geçen çoğulu ‘nas’  olan kelimeden almıştır.

 

inşallah

“Allah izin verirse, Allah isterse, Allah nasip ederse, Allah dilerse, kısmet olursa” anlamlarında bir dua ifadesi.

 

 

İnşikak Suresi

Kur’an-ı Kerim’in seksen dördüncü suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Yirmi beş ayettir. ‘Kıyamet gününde göğün yarılması olayı’ anlatıldığı için sure bu adı almıştır.

 

inşikakıkamer

Hz. Peygamber’in Mekke müşriklerine göstermiş olduğu ayın ikiye yarılması mucizesi.

 

İnşirah Suresi

Kur’an-ı Kerim’in doksan dördüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Sekiz ayettir. Adını, ‘Hz. Peygamber’in göğsünün açılmasına’ işaret eden kelimeden almıştır.

 

intihar

İnsanın kendini öldürmesi, canına kıyması.

 

intisap

Bağlanma, katılma, girme.

 

inzal

Kur’an-ı Kerim ayetlerinin Allah tarafından Hz. Peygamber’e indirilmesi.

 

inzar

Allah’ın, göndermiş olduğu emirlerine uymayanları ahirette ilahî azabın beklediğini peygamberleri aracılığıyla uyarması.

 

inziva

Köşeye çekilme, halktan uzaklaşıp ayrı yaşama, insanlarla beraber olmaktan kaçınma.

 

irade

Seçme, tercih etme, isteme, dileme, arzu etme, meyletme, karar verme.

 

iradeyicüziye

İnsana verilen sınırlı özgürlük, tercih etme kabiliyeti.

 

iradeyikülliye

 “Allah’ın istediğini istediği gibi dilemesi ve seçmesi” anlamında Allah’ın mutlak ve sınırsız iradesi.

 

İrem

Sütunları ve kaleleriyle ünlü olan ve Âd kavminin yaşadığı, Kur'an-ı Kerim’de sözü edilen yerleşim merkezi.

 

irfan

Bilme, marifet, keşif, ilham, sezgi, anlayış, kavrayış.

 

irhas

Allah’ın, peygamber olarak göndereceği kimselerde peygamber olmadan önce görülen olağanüstü hâller.

 

irşat

Rehberlik etme, yol gösterme, kılavuzluk yapma.

 

irtidat

Dinden dönme, dinden çıkma, küfür, riddet.

 

İsa Peygamber

İsrailoğulları’na gönderilen ve kendisine ilahî kitap olarak İncil verilen, Kur'an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri.

 

isar

Kişinin, kendi ihtiyacı varken başkalarına yardımda bulunarak özverili davranması, onları kendisine tercih ederek fedakârlık yapması.

 

İsevilik

Hristiyanlık.

 

İshak Peygamber

Hz. İbrahim’in oğlu olan ve Kur'an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri.

 

İslam

Allah tarafından peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed’e vahiy yolu ile bildirilerek bütün insanlığa gönderilen son ve hak din, Müslümanlık.

 

ism

Günah, suç.

 

İsmail Peygamber

İbrahim Peygamberin oğlu ve Kur'an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri.

 

İsmaililik

Kendilerini İsmail b. Cafer b. Sadık’a nispet eden ve İslam’ın inanç ve ibadet sistemine batıni yorumlar getiren aşırı Şii bir grup.

 

ismet

Allah’ın, peygamberlerini gizli ve açık her türlü günahtan; şirkten, küfürden, münafıklıktan ve zulüm yapmaktan koruması.

 

ismetienbiya

Peygamberlerin günah işlemekten korunmuş olduklarını kanıtlamak amacıyla yazılan eserler.

 

ismiazam

Allah’ın bütün isimlerinin anlamlarını içinde bulunduran en önemli ve en büyük ismi.

 

İsna Aşeriye

Hz. Peygamber’in vefatından sonra, imametin Hz. Ali ve onun soyundan gelen on bir imama geçtiğine inanan insanların oluşturduğu, Şia’nın bir kolu olan siyasi ve amelî mezhep.

 

isnat

Bir hadisin Hz. Muhammed’e ulaşıncaya kadar birbirine nakleden ravilerin hadis metninin başında belirtilmesi.

 

isra

Hz. Peygamber’in, hicretten yaklaşık bir buçuk sene evvel (620), Miraç gecesinde Kâbe’den Kudüs’teki Mescidiaksa’ya Allah’ın izniyle götürülmesi.

 

İsra Suresi

Kur’an-ı Kerim’in on yedinci suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Yüz on bir ayettir. Adını birinci ayette geçen ve ‘gece yolculuğu yapmak’ anlamına gelen ‘esra’ sözcüğünden almıştır.

                                                              

 

israf

Saçıp savurma, harcamalarda orta yoldan sapma, ölçüyü aşma ve aşırılık yapmak suretiyle sahip olduğu nimetleri gereksiz yere tüketme.

 

İsrafil

Dört büyük melekten biri olup kıyametin kopması ve kıyametten sonra tekrar dirilmenin gerçekleşmesi için sura üflemekle görevlendirilen melek.

 

İsrail

Yakup Peygamber.

 

İsrailoğulları

Tevrat ve Kur’an-ı Kerim’de Hz. Yakup’un (İsrail) çocuklarına ve onların soyundan gelenlere verilen ad.

 

İsrailiyat

İslami kaynaklara kasıtlı veya kasıtsız olarak aktarılan Yahudi ve Hristiyan kültürüne ait sosyal ve mitolojik olaylar veya dünyanın yaratılışı ile ilgili haberler.

 

istavroz

Haç.

 

istiaze

Kur’an-ı Kerim okumaya, ibadetlere ve hayırlı bir işe başlarken lanetlenmiş şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak amacıyla okunan dua.

 

istibra

Erkeklerin küçük abdest yaptıktan sonra herhangi bir idrar akıntısının gelmeyeceğinden emin olana kadar beklemesi.

 

istidlal

Akıl yürütme, delil arama, delile başvurma.

 

 

istidrac

Adım adım ilerleme, basamak basamak yükselme, derece derece yukarı çıkma veya aşağı inme.

 

istigase

Tehlikeli veya sıkıntılı bir durumda kalan insanın bu durumdan kurtulmak için Allah’tan yardım istemesi.

 

istiğfar

Estağfirullah (Allah’tan bağışlanma dilerim.), estağfirullah el-azim (Yüce Allah’tan bağışlanma isterim.) şeklindeki dua cümlelerini okuma.

 

istihare

Kişinin kararsız kaldığı mubah bir iş için iki rekât namaz kılıp dua ettikten sonra hayırlı olanı belirlemek üzere rüyada manevi bir işaret alma arzusu.

 

istihaze

Kadının rahminden hayız ve nifas hâlleri dışında, genellikle de bir hastalık sebebiyle akan kan, özür kanı.

 

istihfaf

Hz. Peygamber’in Allah’tan getirdiği vahiyleri ve bunlardan zorunlu olarak çıkan dinî hükümleri küçümseme.

 

istihlaf

Namaz kıldırırken imamın bir özür sebebiyle namaza devam edememesi durumunda cemaatten imamlığa uygun olan birini yerine geçirmesi.

 

istihsan

İslam fıkhında birey veya toplum herhangi bir meselede sıkıntıya düşünce müçtehidin insanlar için en kolay olanı almak amacıyla kıyası terk etmesi.

 

istihza

Başkasının söz ve davranışlarını kusurlu göstermek amacıyla alaya alma, küçük düşürme, şeref ve haysiyetini kırma, hakir görme, hafife alma, horlama.

 

istikamet

Hak yolda olma, hak yola girme, doğruluk, dürüstlük, adalet, denge, dürüstçe yaşama.

 

istikbalikıble

Namazın şartlarından olup namaza başlarken yüzü Kâbe yönüne çevirme.

 

istikbar

Büyüklenme, kibirlenme, insanları küçük görme.

 

istila

Bir şeyi ele geçirme, egemenliği altına alma.

 

istilam

Kâbe’yi tavaf sırasında Hacerulesvet’in karşısına gelindiğinde ona el sürme veya el ile dokunma, bunlar mümkün olmadığı zaman ise elleri yukarı kaldırarak onu selamlama.

 

istimdat

Yardıma çağırma, tehlikeli ve sıkıntılı durumlarda yardım isteme.

 

 

istinbat

Müçtehidin, Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerden ve Hz. Peygamber’in sünnetinden hükümler çıkarması, dinî sonuçlara varması.

 

istinca

İdrar, dışkı, meni, hayız akıntısı gibi maddelerin temizleyici özelliği olan herhangi bir şeyle temizlenmesi.

 

istinşak

Abdest ve gusülde burna su çekip iyice temizleme.

 

istirca

Bir ölüm haberi veya bir felaket duyulduğu zaman “Biz Allah’tan geldik ve Allah’a döneceğiz.” anlamına gelen “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.” ayetini okuma.

 

istishab

Sabit olan bir hükmün, değiştiğine delil bulununcaya kadar, olumlu veya olumsuz hâliyle devam etmesini kabul etme.

 

istiska

Kuraklık olduğunda yağmur yağdırması için Allah’a özel bir şekilde topluca dua etme.

 

istiska namazı

Yağmur duasına çıkıldığı zaman cemaatle kılınan iki rekâtlık nafile namaz.

 

istişare

Görüş alışverişinde bulunma, fikir alma, danışma.

 

istiva

“Allah’ın her şeye hükümran ve egemen olması, yarattıklarını istediği gibi yönetip yönlendirmesi.” anlamında Allah’ın sıfatlarından biri.

 

işrak namazı

Güneş doğduktan yaklaşık kırk beş dakika sonra kılınan iki veya dört rekâtlık nafile namaz.

 

itaat

Boyun eğme, uyma, dinlenme, söz dinleme, alınan emre göre hareket etme, saygı gösterme.

 

itidal

Duygu, düşünce, inanç, ibadet, ahlak ve davranışlardaki denge. Ölçülülük

 

itikâf

İbadete açık olan bir mescitte, kişinin Allah’ın rızasını kazanmak için ramazanın son on gününde ibadet niyetiyle kalması.

 

itikat

Gönülden bağlanma, kesin karar verme, samimi olarak inanma, iman.

 

itlaf

Tahrip etme, yok etme, telf etme.

 

 

ittihadıislam

19. yüzyılın ikinci yarısında özellikle II. Abdülhamid döneminde Müslümanlar arasında birliği sağlayarak sömürgeciliğe karşı koymayı amaçlayan siyasi anlayış.

 

ittika

takva.

 

iyafe

Cahiliye Araplarının kuş uçurmak ve iz sürmek suretiyle kehanette bulunmaları, gelecekten haber vermeleri.

 

izdivaç

Evlenme, nikâhlanma.

 

İznik Konsili

Hristiyanlık tarihinde M.S. 325 yılında toplanan ilk genel konsil.

 

izzet

Değer, itibar, şeref, yücelik, kuvvet ve kudret, galebe, üstünlük, büyüklük.

    


K

 

Kâbe

Mekke’de Mescidiharam’ın ortasında bulunan ve Müslümanların kıblesi olan yeryüzündeki ilk mescit.Beytullah

 

Kâbıd (el-Kâbıd)

“Kullarının ve diğer canlıların rızkını zaman zaman daraltan, dilediği zaman insanların hayatına son veren.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Kabil

Hz. Âdem’le Hz. Havva’nın büyük oğlu.

 

kabir

Ölen bir kimsenin toprağa gömüldüğü yer, mezar.

 

kabir ziyareti

Ölümü hatırlama, ibret alma ve kişinin, ölü de olsa, akrabalık bağlarını gözetmesinin bir göstergesi olarak yaptığı mezar ziyareti.

 

ka’de

Namazda ikinci ve dördüncü rekâtlardan sonra “Ettehiyyatü” duasını okuyacak kadar oturma.

 

ka’deyiahire

Namazın sonunda “Ettehiyyatü” duasını okumak için oturma, son oturuş.

 

ka’deyiula

İkiden fazla rekâtlı namazların ikinci rekâtındaki secdeden sonra “Ettehiyyatü” duasını okumak için oturma, ilk oturuş.

 

kader

Allah’ın sonsuz ilmi ve kudretiyle başlangıçtan sona kadar evrende olacak olan her şeyi programlaması, bir plana göre düzenlemesi.

 

Kaderiye

Sorumluluk doğuran davranışlar konusunda insanın kendi eylemlerinin yaratıcısı olduğunu savunan siyasi ve itikadi bir mezhep.

 

kadı

Hukuki anlaşmazlıkları ve davaları İslam fıkhına göre karara bağlamak için devletçe tayin edilen görevli, hâkim.

 

Kâdir (el-Kâdir)

“Güç, kuvvet ve iktidar sahibi olarak, istediği her şeyi bir ilim, hikmet ve ölçü dâhilinde dilediği gibi yaratması, her şeye gücünün yetmesi.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Kadir Gecesi

Kur’an-ı Kerim’in inmeye başladığı Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi.

 

Kadiri

Abdülkadir Geylani tarafından kurulan ve sistemleştirilen tarikata bağlı kimse.

 

Kadirilik

Abdülkadir Geylani tarafından kurulan ve İslam dünyasında en yaygın olan tasavvuf ekollerinden biri.

 

Kadir Suresi

Kur’an-ı Kerim’in doksan yedinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Beş ayettir. Adını, Kur'an-ı Kerim’in indirildiği geceyi bildiren birinci ayetten almıştır.

 

Kadıyanilik

Mirza Gulam Ahmet Kadıyani tarafından kurulan dini bir hareket.

 

Kâfi (el-Kâfi)

“Evreni ve içindekileri yaratıp idare eden ve bütün bu konularda yeterli olan, hiçbir varlığa muhtaç olmayan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

kâfir

Allah’ın varlığını ve birliğini inkâr eden.

 

Kâfirun Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yüz dokuzuncu suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Altı ayettir. Sure, kâfirlere hitap ederek başladığından dolayı bu adı almıştır.

 

Kaf Suresi

Kur’an-ı Kerim’in ellinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Kırk beş ayettir. Adını, surenin başındaki mukatta harfi olan bir harften almıştır.

 

Kahhar (el-Kahhar)

“Güç ve kuvvet sahibi olup mağlup edilemeyen, evrendeki zorbaları, zalimleri, ahlaksızları dünyada ve ahirette cezalandırıp yok eden.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

kâhin

Evrendeki sırları, herkesin bilemeyeceği bazı gizli şeyleri bildiğini söyleyen ve gelecekten haberler verdiğini iddia eden; kehanette bulunan kişi.

 

kalp

İman, küfür, sevgi, nefret, cesaret, korkaklık, iyilik ve kötülük gibi duyguların merkezi. Gönül

 

kalp gözü

Gönül gözü, gerçeği kavrayabilecek anlayış, sezgi gücü.

 

Kalem Suresi

Kur’an-ı Kerim’in altmış sekizinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Elli iki ayettir. Adını, ilk ayetinde geçen “yazı yazma aleti” anlamındaki  kelimeden almıştır.

 

kalender

Dünyaya fazla değer vermeyip Allah’ın emirlerine göre yaşamayı ilke edinen kimse.

 

Kalubela

Allah’ın yaratma ve emretmede kendisinden başka ilah olmadığını kabul etmelerini ruhlar âleminde insanlara bildirdiğinde, onların da bu gerçeği işitip kabul ettiklerini anlatan ifade

 

kamerî ay

Ayın hareketine bağlı olarak oluşan ay. Hicri ay

 

Kamer Suresi

Kur'an-ı Kerim’in elli dördüncü suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Elli beş ayettir. Adını birinci ayette geçen ve ‘ay’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

kamet

Gerek tek olarak gerekse cemaatle namaz kılarken farz namazların öncesinde “kad kameti’s-salah” cümlesinin ezana eklenip okunması.

 

kanaat

Kişinin kendi elindekilerle yetinip başkasının mal, mülk ve kazancında gözü olmaması.

 

kandil gecesi

Müslümanlarca mübarek sayılan ve çeşitli dinî etkinliklerle kutlanan gece(ler).

 

Karia Suresi

Kur'an-ı Kerim’in yüz birinci suresidir. Mekke’de inmiştir. On bir ayettir. ‘Kıyamet’ manasına gelen kelimeyle başladığından bu adı almıştır.

 

Karun

Kur'an-ı Kerim’de zenginliği ile tanıtılan, Allah’ın emirlerine karşı çıkarak mal varlığını kötüye kullanmasından  dolayı ilahî azapla cezalandırılan kişi.

 

karzıhasen

Hiçbir kişisel kazanç veya çıkar gözetmeksizin, ihtiyaç sahibi kişilere Allah rızası için verilen borç, karşılıksız verilen para.

 

Kasas Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yirmi sekizinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Seksen sekiz ayettir. Adını yirmi beşinci ayetinde geçen ve “olaylar, kıssalar” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

kasem

yemin.

 

Hz. Kasım b. Muhammed

Hz. Peygamber’in Hz. Hatice’den doğma ilk çocuğu.

 

Kasideyibürde

Cahiliye döneminin tanınmış şairlerinden Kâ’b b. Züheyr’in Hz. Peygamber’i öven, onun din ve insanlık için önemini anlatan şiiri.

 

kasrısalat

İslam dininin, yolculuğa çıkanlara sağladığı bir kolaylık olmak üzere yolculuk şartlarını taşıyan kimselerin dört rekâtlı farz namazları ikişer rekât kılmaları.

 

Katolik

Hristiyanlığın en büyük üç kilisesinden biri olan Katolik Kilisesine bağlı kimse.

 

Katoliklik

İnanç ve ahlak alanında papanın otorite kabul edildiği, Hristiyanlığın en kalabalık cemaatini teşkil eden Hristiyan kilisesi.

 

Kavi (el-Kavi)

“Her şeye gücü yeten, kudret sahibi, gücünde ve kuvvetinde kendisine denk olmayan, yarattığı varlıklara da dilediği kadar kuvvet veren.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

kavli sünnet

Sözlü sünnet.

 

kayyum

Cami ve imaretlerin bakım ve temizliğini üstlenen kişi.

 

Kayyum (el-Kayyum)

“Bütün yaratılmışları dilediği gibi idare eden, her şeyin gözetimini üzerine alan, yok olmayan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

kaza

Allah’ın, kulları için belirlemiş olduğu şeylerin zamanı ve yeri gelince tek tek yürürlüğe konması, uygulanıp gerçekleşmesi.

 

kaza

Zamanında yerine getirilememiş olan dinî görevlerin sonradan yerine getirilmesi.

 

kaza namazı

Çeşitli nedenlerle vaktinde kılınamayan farz bir namazın vaktinin dışında sonradan kılınması.

 

kazf

Namuslu bir erkek veya kadına zina iftirasında bulunma veya bir kimsenin soyunun bozuk olduğunu iddia etme.

 

Kebir (el-Kebir)

“Ulu, yüce ve aşkın olan, kudret ve hükümranlığının sınırı olmayan, hiçbir şeye ihtiyaç duymayan ve yaratılmışlara benzemeyen.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

kebire

Büyük günah.

 

kefaet

Evlenecek olan kadın ile erkek arasında dinî, ahlaki, ekonomik ve sosyal bakımdan olması gereken yakınlık ve denklik.

 

kefalet

Birinin bakım ve gözetim sorumluluğunu üstlenme.

 

kefaret

Yerine getirilmeyen bir ibadeti, işlenen bir günahı veya yapılan bir hatayı telafi etmek umuduyla kesilen kurban, verilen sadaka veya tutulan oruç.

 

kefaretihac

Hac için ihrama giren kişinin bazı yasakları çiğnemesi durumunda işlemiş olduğu suça karşılık kurban, oruç ve sadaka türünden ödemesi gereken ceza.

 

kefaretisavm

Ramazan orucunu bilerek bozan kimsenin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması, buna gücü yetmezse altmış gün peş peşe oruç tutması, bu da mümkün değilse altmış fakiri doyurması biçiminde yerine getirmesi gereken ceza.

 

kefaretiyemin

Allah adına yemin edip de yeminini bozan bir kimsenin on fakire sabahlı akşamlı yemek yedirmesi veya elbise giydirmesi ya da bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması, buna da gücü yetmiyorsa üç gün peş peşe oruç tutması biçiminde yerine getirmesi gereken ceza.

 

kefen

Ölen kimselerin yıkanıp kurulandıktan sonra gömülmek için sarıldıkları beyaz bez.

 

kefil

Başkasının sorumluluğunu üstlenen.

kehanet

Kâhinlerin gelecekten haber vermesi.

 

Kehf Suresi

Kur'an-ı Kerim’in on sekizinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yüz on ayettir. Mağaradaki gençlerin inançlarını koruma uğruna verdikleri mücadeleden bahsettiği için sureye bu ad verilmiştir.

 

kelam

 “Dilediği varlıkla kendine özgü bir biçimde konuşması.” anlamında Allah’ın ezelî sıfatlarından biri.

 

kelam ilmi

İslam dininin inanç esaslarını konu edinen ilim.

 

Kelimeişehadet

İslam dinine girişin şartı olan ve “Ben tanıklık ederim ki, Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur ve yine tanıklık ederim ki Hz. Muhammed onun kulu ve elçisidir.” Anlamındaki söz

 

Kelimeitevhit

İman esaslarının özünü ifade eden “Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed Allah’ın elçisidir.” anlamına gelen “Lailahe illallah Muhammedün Resulullah” cümlesi.

 

Kelimullah

“Allah’ın kendisiyle konuştuğu kişi.” anlamında Hz. Musa’ya verilen ad.

 

kerahet

Yapılmasını dinin onaylamadığı, Hz. Peygamber’in sünnetinde yapılabilirliğine dair bir örneği bulunmayan söz ve davranışlar.

 

kerahet vakti

İçerisinde kaza namazının, vacip bir namazın veya nafile namazların kılınması mekruh olan vakit(ler).

 

keramet

Salih bir mümine bağışlanan olağanüstü durum.

 

Kerbela Olayı

Hz. Peygamber’in torunu Hz. Hüseyin ve aile fertlerinden yetmiş kadar kişinin Emevi hükümdarı Yezid b. Muaviye ve ordusu tarafından şehit edilmesi olayı.

 

Kerim (el-Kerim)

“Yarattıklarını rızıklandırmayı, yaşatmayı, şefkat göstermeyi sürdüren, cömert, ulu, büyük ve en şerefli.” anlamlarında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

keşf

Tasavvufta, aklın ve duyuların yetersiz kaldığı kabul edilen konularda ilham yoluyla bilgi edinme.

 

keşiş

Hristiyanların âlim, zahit ve ileri gelen din adamı, kıssis.

 

kevser

Hz. Peygamber’e cennette verilecek olan ırmak veya havuz

 

Kevser Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yüz sekizinci suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Kur’an-ı Kerim’in en kısa suresi olup üç ayettir

 

kıble

Başta namaz olmak üzere bazı ibadetleri yaparken yönelinen taraf, Kâbe.

 

kıble ehli

ehlikıble.

 

kıdem

“Varlığının başlangıcı olmayan ve varlığında başkasına ihtiyaç duymayan.” anlamında Allah’ın ezeli sıfatlarından biri.

 

kıraat

Namazın bir şartı olarak ayakta iken Kur'an-ı Kerim’den yeterli miktarda sure veya ayetler okuma.

Hz. Peygamber’in okuma biçimini örnek alarak Kur'an-ı Kerim’i harflerin çıkış yerlerine ve tecvit kurallarına uygun olarak okuma

kıran haccı

haccıkıran.

 

kırk hadis

Hz. Peygamber’in çeşitli konularla ilgili seçme hadislerini içeren eserlerin ortak adı, hadisierbain.

 

kısas

Kasıtlı adam öldürme ve yaralamalarda suçlunun işlemiş olduğu suça aynı cinsten denk bir cezanın verilmesi.

 

kısasıenbiya

Peygamberlerin hayat hikâyeleri, onların başından geçen önemli olaylar, kıssalar.

 

kıssa

Kur’an-ı Kerim’deki geçmiş peygamberler ve milletlerle ilgili ibretli ve tarihi olay(lar).

 

kıyam

Namazın şartlarından olmak üzere Kur'an-ı Kerim’den sure veya ayetler okumak için namazın başlama tekbiriyle rükûsu arasında ayakta kalınan süre.

 

Kıyam binefsihi

“Varlığı kendinden olup varlığı konusunda hiçbir şeye muhtaç olmayan.” anlamında Allah’ın sıfatlarından biri.

 

Kıyame Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yetmiş beşinci suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Kırk ayettir. Adını ahiret gününün mutlaka gerçekleşeceğini haber veren birinci ayetteki kelimeden almıştır.

 

kıyamet

Evrende bulunan her şeyin yok olmasıyla, ölen tüm insanların yaptıklarının hesabını vermek üzere diriltilecekleri zaman.

 

kıyas

Herhangi bir şeyin helal, haram veya mubah olup olmadığını belirlemede Kur'an-ı Kerim, sünnet ve icmadan sonra kendisine başvurulan İslam fıkhının dördüncü delili.

 

kibir

Büyüklenme, büyüklük taslama, kendini üstün görme, böbürlenme.

 

kilise

Hristiyanlık inancını benimseyenlerin ibadetlerini yapmış oldukları yer, tapınak, Hristiyan mabedi.

 

kin

Gizli düşmanlık, öç alma duygusu, nefret, hınç, hıkd.

 

kiramen kâtibin

İnsanların her birinin yapmış olduğu iyi kötü, büyük küçük bütün amellerini, söz ve davranışlarını Allah tarafından yazmakla görevlendirilen değerli melekler.

 

kitap

Dinî hükümlerin kendisinden çıkartıldığı İslam dininin temel iki kaynağından birincisi, Kur’an-ı Kerim.

                  

 

kitabi

ehli kitap.

 

Konfüçyüsçülük

Konfüçyüs (Kung Fu-Tzu) tarafından kurulduğu ileri sürülen dinî, ahlaki, siyasi, sosyal ve ekonomik konularla alakalı düşüncelerin ve uygulamaların bütünü.

 

kovculuk

Dedikodu yapma.Bir yerde konuşulan sözleri başka birilerine götürme, söz taşıma.

 

köle

Esir, tutsak, bende.

 

Kuba Mescidi

Hz. Peygamber’in, Mekke yolu üzerinde ve Medine’ye on bir kilometre uzaklıkta bulunan Kuba köyünde, 622 yılında Medine’ye hicreti sırasında yaptırdığı ilk mescit, cami.

 

Kubbetüssahra

Kudüs’ün fethedilmesinden sonra Hz. Ömer tarafından yaptırılan mescidin yerine Emevi halifesi Abdülmelik b. Mervan tarafından yaptırılan ortası kubbeli sekizgen yapı.

 

kuddise sırruhu

Allah’ın veli kullarından, genellikle vefat etmiş olanlarının ardından büyüklüklerini ifade etmek için kullanılan; “Allah, sırrını mübarek ve kutsal kılsın.” anlamında bir dua cümlesi.

 

Kuddus (el-Kuddus)

“Her türlü ayıptan, eksiklikten, hatadan uzak ve temiz olan, bütün sıfat ve isimlerinde en güzel, mutlak kemal ve güzellik sahibi.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

kudret

“Her şeye gücünün yetmesi, dilediğini dilediği zamanda var veya yok etmesi” anlamında Allah’ın sıfatlarından biri.

 

Kudüs

Hz. Muhammed’in Miracının başlangıç yeri Mescidiaksa’nın bulunduğu Müslümanlarca kutsal kabul edilen üç önemli şehirden biri.

 

kul

abd.

 

kumar

Şans ve talih oyunu.

 

 

kunut

Vitir namazının üçüncü rekâtında Fatiha ve sure okunduktan sonra okunan dualar.

 

Kur'an-ı Kerim

Fatiha suresi ile başlayıp Nâs Suresi ile biten, Hz. Muhammed’e indirilen ve kendine has özellikleri olan Allah kelamı.

 

 

kurban

Belli nitelikleri olan bir hayvanı belirli günlerde ibadet niyetiyle usulüne uygun bir biçimde kesme.

 

Kurban Bayramı

Zilhiccenin onuncu günü bayram namazından sonra başlayıp dört gün süren ve Allah’a ibadet amacıyla kurban kesilen bayram.

 

Kureyş Kabilesi

Hz. Peygamber’in bağlı olduğu kabilenin adı.

 

Kureyş Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yüz altıncı suresidir. Mekke’de inmiştir. Dört ayettir. Birinci ayette peygamberimizin kabilesinden söz edildiği için bu adı almıştır.

 

kurra

Kur’an-ı Kerim’i ezberleyip okuma konusunda uzmanlaşan, çokça okuyup başkalarına öğreten kimseler.

 

kuru’

Hayız dönemi .

 

kuşluk namazı

Güneşin doğuşundan kırk beş, elli dakika sonra başlayıp tepe noktasına gelmesine kadarki sürede iki, dört, altı, sekiz ve on rekât olarak kılınan nafile namaz, Duha namazı.

 

kutsi hadis

Hz. Peygamber’in Kur'an-ı Kerim dışında Allah’a nispet ederek söylediği sözler, hadisler.

 

kutup

Allah’ın veli kullarının başı.

 

küfür

Allah’ın, varlığını veya birliğini inkâr etme, dinin kutsal saydığı gerçeklere inanmama ya da İslam’ın hak din olduğunu kabul etmeme.

 

küfranınimet

Yapılan ve görülen iyiliği unutup iyiliği yapanı tanımama, teşekkür etmeme, nankörlük.

 

küfüv

denk

 

küllî irade

iradeyikülliye.

 

kürsi

Her şeyi kapsamına alan ve bütün mahlukatı egemenliği altında tutan anlamında Allah’ın hükümranlığı ve mülkü.

 

kürsi ayeti

Ayetelkürsi.

 

kürsü

Cami ve medreselerde ders vermek veya nasihat etmek için konulan yüksek mekân, taht.

 

küsuf namazı

Güneş tutulması durumunda kılınan iki rekâtlık nafile namaz.

 

Kütübisemaviye

Kaynağı vahiy olan Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an-ı Kerim gibi büyük kitaplar ile bazı peygamberlere gönderilen kitapçıklar, sayfalar.

 

Kütübisitte

İçerisinde Hz. Peygamber’den nakledilen sahih hadislerin toplandığı ve İslam dünyasında şöhret bulmuş altı temel hadis kitabı.

 


L

 

Lafzatullah

Lafzayicelal.

 

Lafzayicelal

Yücelik ve ululuğunu belirtmek amacıyla yalnızca “Allah” ismi için kullanılan bir saygı ifadesi.

 

lafzen rivayet

Bir hadisi kelimesi kelimesine rivayet etme.

 

lağv

İnsanın dünyasına ve ahiretine yararı olmayan veya zararlı olduğundan dolayı terk edilmesi gerekli olan boş şeyler.

 

la havle

 “La havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l-azim.” biçimindeki övgü sözünün kısaltılmış biçimi.

 

lahik

Namaz kılmaya imamla başladığı hâlde namazının bir kısmını imam ile birlikte kılamayan kimse.

 

lahn

Sesi güzelleştirmek veya sese değişik bir biçim vermek amacıyla ezgili bir sesle Kur'an-ı Kerim okurken yapılan hata, yanlış okuma.

 

Lailaheillallah

“Allah’tan başka hiçbir tanrı yoktur.” anlamına gelen ve İslam inancının temeli olan “kelimeitevhit.”

 

lakap

Kişinin özel isminden ayrı olarak takılan övgüye veya yergiye işaret eden bir isim ya da sıfat.

 

lanet

Uzaklaştırma, kovma. Allah’ın, kişiyi bağış, merhamet ve nimetlerinden uzak tutması.

 

Lat

İslam öncesi dönemde Arapların en çok saygı duyduğu putlardan biri.

 

Latif (el-Latif)

“Her şeyi bütün incelikleri ile bilen, kullarına sürekli merhamet ve lütufta bulunan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

lebbeyk

 Telbiye duasında tekrarlanan ‘buyur’ anlamındaki söz.

 

ledünni ilim

Kişinin herhangi bir çabayla; okumak, araştırmak ve tefekkürle elde etmeyip Allah tarafından bağış olarak kendisine verilen ilim, vehbi ilim.

 

Lehep Suresi

Tebbet Suresi.

 

Levhimahfuz

Tüm varlıklar ve olaylarla ilgili Allah’ın takdirinin ve bilgisinin kayıtlı olduğu ve nasıl olduğunu insan aklının kavrayamayacağı Allah katındaki kitap.

 

Leyleyiberat

Berat Gecesi.

 

Leyleyikadir

Kadir Gecesi.

 

Leyleyimirac

Miraç Gecesi.

 

Leyleyiregaip

Regaip Gecesi.

 

Leyl Suresi

Kur'an-ı Kerim’in doksan ikinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yirmi bir ayettir. Adını birinci ayette geçen ve “gece” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

Lihyeyişerif

Hz. Peygamber’in saç ve sakalından alınıp korunan ve ülkemizde mübarek gün ve gecelerde Müslümanların ziyaretine açılan saç ve sakal telleri.

 

Livayişerif

Hz. Muhammed’in savaşlarda ordu komutanlarına verdiği sancak, bayrak.

 

Livayihamd

Mahşer günü Hz. Muhammed’in kendisine iman eden müminleri korumak için altına alacağı manevi sancak.

 

lohusalık

Kadınların doğum yapmalarından itibaren en az bir, en fazla kırk gün süre ile olarak ortaya çıkan özel bir durum, nifas hâli.

 

Lokman

Kur'an-ı Kerim’de kendisine ilim ve hikmet verildiği açıklanan fakat bir veli mi yoksa peygamber mi olduğu belirtilmeyen büyük bir şahsiyet.

 

Lokman Suresi

Kur'an-ı Kerim’in seksen birinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Otuz dört ayettir. Adını, sure içinde oğluna yaptığı öğütleri anlatılan ilim ve hikmet sahibi şahıstan almıştır.

 

Luka İncili

Yirmi dört bölümden oluşan, Pavlus’un arkadaşı  tarafından yazılan ve Hristiyan dünyasında meşhur olan dört İncil’den biri.

 

Lut Peygamber

Kur'an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri. Hz. İbrahim’in kardeşinin oğludur.

 

lütuf

Kulu, Allah’ın af ve rahmetine yaklaştıran, günahlara düşmekten uzaklaştıran her türlü ilahî yardım.

 


M

maazallah

“Allah esirgesin, Allah korusun, Allah saklasın.” anlamında bir dua sözü.

 

mabet

İbadet edilen yer, tapınak, ibadethane.

 

mabut

Kendisine ibadet edilen, tapınılan varlık, ilah, rab.

 

Macid (el-Macid)

“Şanı, şerefi, değeri büyük, kendisine ibadet ve samimiyetle yaklaşan kullarına bağışı ölçüye sığmayacak kadar çok olan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

mağfiret

Allah’ın, kendisine içtenlikle tövbe eden ve hatasını kabul edip bir daha günah işlememe konusunda söz veren kullarının günahlarını bağışlaması, affetmesi.

 

mahcur

Çocukluk, akıl hastalığı, bunaklık, savurganlık ve aptallık gibi sebeplerden dolayı sözlü veya fiilî olarak yapacakları hukuki işlemleri sınırlanan, engellenen kişi.

 

mahfil

Camilerde halifelerin, hükümdarların veya bunlara vekâlet eden üst düzey yöneticilerin, yakın çevresiyle beraber namaz kılmaları için ayrılan özel bölme.

 

mahrem

Aralarındaki kan bağının yakınlığından dolayı birbirleri ile evlenmeleri yasak olan çok yakın akrabalar.

 

mahşer

Kıyamet günü ikinci kez sûra üflendikten sonra bütün insanların diriltilerek mezarlarından kalkıp dünyada iken yaptıkları her şeyin hesabını vermek üzere toplanacakları yer.

 

mahv

Dervişin, Allah’a olan sevgisinin coşkusuyla her türlü iyi huylarını eğitip geliştirmesi ve tüm kötü huy ve davranışlarını bırakması.

mahya

Birden çok minaresi bulunan camilerde özellikle ramazan aylarında minareler arasına yazılan dinî içerikli ışıklı yazı.

 

Maide Suresi

Kur’an-ı Kerim’in beşinci suresidir. Medine’de inmiştir. Yüz yirmi ayettir. Sure, Hz. İsa ve arkadaşlarına inen “sofra” mucizesinden söz ettiği için bu adı almıştır.

 

makam

Tasavvuf yoluna giren dervişin kazandığı derece; ahlaki donanım.

 

Makamıibrahim

Hz. İbrahim’in, Kâbe’yi yaparken duvar yükselip boyu ulaşamayacak bir duruma geldiğinde iskele olarak ayağını bastığı, daha sonra üzerine çıkarak insanları hacca davet ettiği taş.

 

Makamımahmud

Hz. Peygamber’in, kıyamet gününde Allah’ın izniyle kullanacağı yardım etme, şefaat makamı.

 

mâlâyani

Konuşan kişiye veya dinleyenlere, gerek bu dünyada gerekse ahirette herhangi bir yararı dokunmayan gereksiz söz ve davranışlar.

 

Malik

Cehennemin bekçisi olduğu söylenen melek.

 

Malik b. Enes

Maliki Mezhebi’nin kurucusu.

 

Maliki

Maliki Mezhebi’nden olan, Maliki Mezhebi’nin görüşlerini benimseyen kimse.

 

Maliki Mezhebi

Malik b. Enes’in görüşleri etrafında oluşan ve ona nispet edilen fıkıh mezhebi.

 

Malikülmülk

“Tüm var olanların; bilinen ve bilinmeyen her şeyin sahibi, onların sevk ve idaresini elinde tutan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

manastır

Rahiplerin dünya ile ilişkilerini keserek içerisinde yaşadıkları ve Hristiyanlara dinî eğitim verdikleri yer.

 

manen rivayet

Bir hadisin manasının aktarıldığı rivayet.

 

Mâni (el-Mâni)

“Hiçbir kötülüğe razı olmayan, kötülükleri engelleyen, ibadet ve itaatle kendisine yakın olan kullarına gelebilecek olan her türlü kötülüğü savan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Maniheizm

3. yüzyılda İran’da Mani tarafından kurulan felsefi içerikli bir din.

 

marifet

Derin düşünme yoluyla bir şeyin anlaşılması veya ilhama dayanan aracısız bilgi, irfan.

 

marifetullah

Allah’ı gereği gibi bilip tanımaya çalışarak ona bağlanma.

 

Hz. Mariye

 

Hz. Muhammed’in İbrahim adlı oğlunun annesi

 

maruf

Kur’an-ı Kerim ve sünnete uygun olan, dinin ve aklın güzel gördüğü (her şey). Tersi münker.

                           

Marunilik

Yaygın olarak Lübnan ve Suriye taraflarında oturan Katolik kilisesine bağlı bir topluluk.

 

Marut

Bkz. Harut ve Marut.

 

masiva

Allah’ın dışındaki her şey; bütün varlıklar.

 

masiyet

Allah ve Resulünün koymuş olduğu emir ve yasaklara bile bile karşı çıkma, günahlara dalma.

 

maslahat

Bütün ilahî dinlerin ortak gayesi olan ve kişinin ahlakını geliştirip güzelleştirmesine yarayan kurallar.

 

masum

Suçsuz, günahsız, kabahatsiz, korunmuş.

 

maşallah

‘Allah’ın istediği olur!’, ‘Allah nazardan saklasın!’, ‘Allah korusun!’ gibi anlamlara gelen hayret, dilek, beğenme ve dua cümlesi.

 

maşatlık

Yahudi ve Hristiyan ölülerinin gömüldüğü mezarlık.

    

materyalist

Allah’ı inkâr ve maddeyi her şeyin esası kabul eden kişi

materyalizm

Allah’ı inkâr ve maddeyi her şeyin esası kabul eden görüş

matuh

Bunamış

 

Maturidi

İnançla ilgili konularda ehlisünnet mezheplerinden Maturidi Mezhebi’ne bağlı olan kişi.

 

Maturidilik

İnanç konularında Ebu Mansur Muhammed b. Muhammed el-Maturidi’nin görüşleri çerçevesinde oluşan ehli sünnet mezhebi.

 

Maun Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yüz yedinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yedi ayettir.

 

maunet

Allah’ın, mümin bir kuluna darda kaldığı ve sıkıntıya düştüğü zaman gönderdiği olağanüstü yardımı ve desteği.

 

Mazdekizm

Hava, su, mal ve kadınlarda ortaklığı savunan ve M. 495 yılında İranlı din reformcusu Mazdek tarafından kurulan dinî akım.

 

mazmaza

Abdestte ve özellikle gusül abdestinde ağzı bol su ile çalkalayarak yıkama.

 

mazur

özürlü.

 

meal

Kur’an ayetlerinin tam karşılıkları başka dillere aktarılamadığından, ayette anlatılmak istenileni biraz eksiği ile başka bir dile çevirme, yakın anlamlar verme.

 

Mearic Suresi

Kur'an-ı Kerim’in yetmişinci suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Kırk dört ayettir. Sure, adını üçüncü ayette geçen ve “yükseklikler” anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

mecazıkur’an

Kur’an-ı Kerim’de mecazi anlamda kullanılan kelimelerin açıklamasını ve yorumunu konu alan ilim dalı.

 

Mecelle

Osmanlılarda Tanzimat’tan sonra, İslam hukuku kurallarına ve bu konudaki değişik çalışmalara dayanılarak hazırlanmış olan ilk medeni kanun çalışması.

 

Mecid (el-Mecid)

“Her türlü lütuf ve nimeti kullarına verme hususunda cömert, övülmeye layık, güç ve kuvvet sahibi.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Me’cüc

bk. Ye’cüc ve Me’cüc.

 

Mecusi

Mecusilik dininden olan kimse, Zerdüşti, ateşperest; ateşe tapan.

 

Mecusilik

Temel inançları ateşe tapmak olan Zerdüştlük, Mithrailik, Zürvailik, Manilik, Mazdekilik dini gibi çeşitli fırka ve dinlerin ortak adı.

 

meczup

Allah aşkıyla kendinden geçmiş kimse.

 

Medeni Sure

Hz. Peygamber’e Medine’ye hicretinden sonra inen sureler.

 

Medine

Hz. Peygamber’in hicret edip ilk İslam devletini kurduğu, Arabistan’ın Hicaz bölgesinde bir şehir.

 

medrese

İslam tarihinde dinî ilimler ile sosyal ve fen bilimlerinin öğretildiği yüksek öğretim seviyesindeki eğitim-öğretim kurumu, fakülte.

 

Medyen

bk. Ashabımedyen.

 

mefsedet

İslam dininin korunmasını ilke edindiği can, mal, akıl, namus ve din emniyetini ihlal eden zararlar ve kötülükler.

 

megazi

Hz. Muhammed’in hayatını konu edinen Siyer ilminin bir kolu olarak Hz. Peygamber’in savaşları ile ilgili bilgileri içeren kitaplar.

 

Mehdi

Kıyamete yakın bir zamanda zulüm ve kötülüğü ortadan kaldırıp adaleti ve İslam’ı hâkim kılacağı öne sürülen kişi.

 

mehir

bk. mihr.

 

Mekke

Yeryüzünde yapılan ilk mescit olan Kâbe’nin bulunduğu, Hz. Peygamber’in doğup büyüdüğü Arabistan’ın en önemli iki şehrinden biri.

 

Mekki Sure

Hz. Peygamber’e hicretten önce Mekke döneminde inen sureler.

 

mekruh

Yapılmaması kesin olmayan delillerle yasaklanmış (söz ve davranışlar).

 

melek

Allah’ın emirlerine tam olarak itaat eden, nurdan yaratılmış varlık, elçi.

 

Melekülmevt

Azrail.

 

Melik (el-Melik)

“Her şeyin sahibi, hâkimi, varlıklar üzerinde her türlü denetleme ve yönetme hakkına sahip olan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

melun

Allah’ın rahmetinden, bağışından, affından uzaklaştırılmış. Şeytan, iblis.

 

memnu

Kur'an-ı Kerim ve sünnete göre yasaklığı hakkında kesin hüküm olan söz, davranış.

 

menasik

Hac sırasında yapılan Kâbe’yi tavaf, Arafat’ta vakfe, Safa ile Merve arasında say, ihram giyme gibi hacca ait işlerin hepsi.

 

Menat

Arapların Müslüman olmadan önce Cahiliye döneminde taptıkları büyük putlardan biri.

 

mendup

Hz. Peygamber’in bazen yapıp, bazen terk ettiği işler, nafile.

 

meni

İnsan ve hayvan gibi canlılarda soyun devam edebilmesi için üreme organından gelen hafif yapışkan sıvı madde.

                                     

 

menkıbe

Peygamberlerin, sahabelerin, âlimlerin, evliyanın örnek davranışlarını ve yaşayışlarını anlatan yazılı ve sözlü haberler.

 

Mennan (el-Mennan)

“Yaratmış olduğu varlıklara hiçbir karşılık beklemeksizin bol bol veren, onlara sınırsız iyiliklerde bulunan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

mensuh

bkz. nesh.

 

merfu hadis

Bir sahabe tarafından, “Hz. Muhammed şöyle buyurdu.” gibi ifadelerle Hz. Peygamber’in bizzat söylediği vurgulanarak rivayet edilen hadis.

 

merhaba

Allah, sana bolluk ve rahatlık, huzur ve afiyet versin.’ anlamında bir dua ve selamlama

 

merhamet

Şefkat gösterme, acıma, yumuşak huylu olma.

 

merhum

 “Allah’ın rahmetine kavuşmuş.” anlamında ölmüş bir Müslümanı anarken kullanılan iyi dilek sözü.

 

Merve

Mekke’de Kâbe’nin yanında bulunan iki küçük tepeden biri.

 

Hz. Meryem

Kur’an-ı Kerim’de iffeti ve edebi ile övülen, Hz. Peygamber tarafından gelmiş geçmiş en mükemmel kadınlardan biri olarak tanıtılan Hz. İsa’nın annesi.

 

Meryem Suresi

Kur’an-ı Kerim’in on dokuzuncu suresidir. Mekke’de inmiştir. Doksan sekiz ayettir. İçerisinde Hz İsa’nın annesinin kıssası anlatıldığı için bu adı almıştır.

 

mesalihimürsele

Hakkında ayet, hadis, icma ve kıyas gibi emir veya yasak edici dini bir delil bulunmayan ve İslam dininin ruhuna uygun olan faydalı şeylere göre hüküm verme veya davranma.

 

mesbuk

Cemaatle kılınan namazın birinci rekâtını kaçırıp namazın arasında veya sonunda imama uyan kimse.

 

mescit

İçerisinde beş vakit namaz, cuma ve bayram namazlarının kılındığı Müslümanların ibadet yeri, cami, namazgâh.

 

Mescidiaksa

Kudüs’te bulunan, Kâbe ve Mescidinebi’den sonra Müslümanların en önemli üçüncü mescidi.

 

Mescidiharam

Kâbe.

 

Mescididırar

Hicretten sonra H.9-M. 630 yılında Tebük seferi öncesi münafıklar tarafından Müslümanları gözetim altında tutmak, onlara tuzak kurmak için Kuba Mescidi’nin tam karşısında yapılan bir mescit.

 

Mescidinebi

Hz. Peygamber’in hicretten sonra Medine’de yaptırdığı Kâbe’den sonra en önemli ikinci mescit.

 

Meset Suresi

Tebbet Suresi.

 

mesh

Abdest alırken ıslak eli başın üzerine veya ayağa giyilen mestin üzerine sürme.

 

Mesih

İsa Peygamber.

 

Mesnevi

Büyük Türk İslam düşünürü Mevlana Celaleddin Rumi’nin 25618 beyitten oluşan Farsça eseri.

 

mest

Topukları örtecek biçimde ayaklara giyilen ve suyu hemen içine çekmeyen, deri veya keçe gibi maddelerden yapılan bir çeşit ayakkabı.

 

mesture

bk. tesettür.

 

Meşariharam

Arafat’la Mina arasındaki Müzdelife adlı yerde “Kuzah” denilen ve üzerinde “Mikade” adında silindir şeklinde bir taşın bulunduğu tepe.

 

meşru

İslam hukukunda farz, vacip, sünnet, müstehap ve mübah olan tüm davranışlar.

 

meşru müdafaa

Mal, can, namus ve akla yönelik haksız bir saldırı karşısında kişinin kanun gücüne başvurmaksızın dinî ölçüler içerisinde kendini savunması.

 

meşveret

istişare.

 

metaf

Hac, umre ya da ibadet amacıyla Kâbe’nin etrafında tavaf yapılırken dönülen alan.

 

Metin (el-Metin)

“Kuvveti ve gücü eksilmeyen, kendisine zarar verilemeyen, zalimlere ve zorbalara karşı gücünü gösteren ve yalnızca kendisine güvenilen.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

    

mevhibe

Allah’ın kullarına ve tüm yaratıklarına karşılıksız olarak verdiği her şey, nimet.

 

mevize

Kişinin kalbini yumuşatma, Allah’a olan sevgisini çoğaltma ve azabından koruma amacıyla verilen öğütler.

 

Mevla

Rab, efendi, seyit, sahip, malik, terbiye eden, birinin işini üzerine alan, veli.

                  

                  

 

Mevlana Celaleddin Rumi

İslam dünyasının yetiştirdiği büyük şair, tasavvuf ve düşünce adamı. Harzemşahlar döneminde 1207 yılında Belh’te doğmuştur. Asıl adı Mehmet Celaleddin’dir.

 

Mevlevilik

Mevlana Celaleddin Rumi’nin düşünceleri çerçevesinde oğlu Sultan Velet tarafından sistemleştirilip kurulan ve İslam dünyasında birçok taraftara sahip olan tarikat.

 

Mevlid Kandili

Hicri 12 Rebiülevvelde efendimizin doğumu münasebetiyle kutlanan kandil

 

mevlit

Süleyman Çelebi’nin Hz. Peygamber’in doğumu ve hayatı ile ilgili manzum eser.

 

mevlithan

Mevlidi bestesine uygun musiki ile okuyan kimse.

 

mevzu hadis

Hz. Peygamber söylemediği hâlde siyasal, sosyal ve dinî birtakım sebeplerle ona iftira ederek onun adına hadis diye uydurulan söz.

 

meysir

İslamiyet’ten önce, cahiliye Arapları arasında yaygın olan bir kumar türü.

 

meyte

Etinin yenmesi helal olduğu hâlde İslami usullere göre kesilmemiş olan hayvan, leş.

 

meyyit namazı

cenaze namazı.

 

mezar

kabir.

 

mezhep

İslam kültüründe dinî ilimlerde uzman olan bir müçtehidin, dinin ayrıntılarına ilişkin konularda, kendine özgü kural ve metotla meydana getirdiği görüşler toplamı, içtihatlar.

 

mezi

Cinsel içerikli şeyleri düşünmek, bakmak veya cinsel arzulara yoğunlaşmak sonucu insanın erkeklik organından gelen şeffaf, yapışkan sıvı.

 

mezmur

Hz. Davut’un makam ile okuduğu Zebur surelerinden her biri.

 

 

Milletiibrahim

Haniflik.

 

mihr

Müslüman bir erkeğin nikâh sırasında evleneceği hanıma verdiği veya vermeyi kabul ettiği mal ya da para, mehir, sadak.

 

mihrap

Cami ve mescitlerde kıble yönünde bulunan ve imamın namaz kıldırırken önünde durduğu genellikle oyuk ve girintili bölüm.

 

Mikail

Dört büyük melekten tabiat olaylarının oluşumu ve rızıkların dağıtımı ile görevli olan melek.

 

mikat

Hac ve umre yolculuğuna çıkanların Mekke çevresinde ihrama girmek zorunda oldukları sınırlar, yerler.

 

millet

Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan; aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus.

 

Mina

Mekke ile Arafat arasında bulunan ve hacıların kurban kesip sonra da şeytan taşladıkları yer.

 

minare

Camilerde müezzinin ezan okuduğu, bir veya birden çok şerefesi bulunan yüksek ve ince kule biçimindeki yapı.

 

minber

Cami ve mescitlerde imamın üzerinde hutbe okuduğu, basamaklarla çıkılan ve mihrabın sağında bulunan yüksekçe yer.

 

minhac

Allah’ın göndermiş olduğu peygamberlerinin uymalarını ve ümmetlerine de açıklama yapmalarını istediği hayat tarzı.

 

miraç

Hz. Peygamber’in, recep ayının 27. gecesinde, Mekke’den Kudüs’teki Mescidiaksa’ya götürülmesi ve oradan göğe yükseltilerek Allah’ın ayet ve olağanüstü nimetlerinin gösterilmesi.

 

Miraç Gecesi

Hz. Muhammed’in Mekke’den Kudüs’teki Mescidiaksa’ya, oradan da Allah’ın ayetlerini görmek için göklere yükseltildiği recep ayının 27. gecesi.

 

Miraç Kandili

Miraç Gecesi.

 

miraciye

Hz. Peygamber’in miracı hakkında yazılan kaside ve manzume.

 

miras

Ölen kimsenin, hukuken akrabası olan kimselere belli ölçüler içerisinde paylaştırılmak üzere bıraktığı para ve her türlü taşınır, taşınmaz mal(lar).

 

misafir

Davet veya ziyaret sebebiyle bir başkasının evine giden, konuk.

 

misak

Yapılan ve mutlaka yerine getirilmesi gereken antlaşma, ahit.

 

miskin

Kendisini geçindirecek zenginliğe sahip olmayan; ancak durumu da bilinmediği için kendisine sadaka verilmeyen ve kendisi de sadaka istemeyen kimse.

 

mistisizm

Allah’a ve gerçeğe akıl ve araştırma yolu ile değil de gönül yolu, his ve sezişle ulaşılabileceğini kabul eden felsefi inanç.

 

misvak

Diş temizliğinde kullanılan arak ağacının küçük ince dalı.

 

misyoner

bk. müsteşrik.

 

mizan

Ahirette insanların günah ve sevaplarının, iyilik ve kötülüklerinin tartılacağı manevi terazi.

 

molla

Medrese hocalığından sonra kadılık unvanını kazanan âlim.

 

Muahat

Hicretten sonra Hz. Peygamber’in, Mekke’den hicret eden Muhacirlerle Medineli Ensardan olan Müslümanlar arasında yapmış olduğu kardeşlik antlaşması.

 

muamelat

İslam fıkhının ibadetlerle ilgili hükümlerinin dışında kalan hukuki, idari, mali, iktisadi ve beşeri ilişkilerini düzenleyen bölümü.

 

muaşeret

1.    Kur’an-ı Kerim’e ve Hz. Peygamber’in sünnetine uygun bir hayat yaşama, her türlü kötülüğü ve itici davranışı terk etmek suretiyle mükemmel bir hayat sürme.

 

Muavvizeteyn Sureleri

Kur’an-ı Kerim’deki Felak ve Nâs Surelerine verilen ortak ad.

.

 

mubah

Haram veya mekruh olmayan, yapılması dinen yasaklanmamış, Allah katında yapılıp yapılmaması eşit olan davranışlar.

 

mucize

Peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla gösterdikleri olağanüstü olaylar.

 

mudarabe

İslam hukukuna göre ortaklardan bir tarafın sermaye diğer tarafın emek ve işletmecilik olmak üzere oluşturdukları, kâr-zarar, emek-sermaye ortaklığı.

 

Muğni (el-Muğni)

“Tüm varlıklara manevi zenginliğin yollarını gösteren, kendisi ise hiçbir şeye muhtaç olmayan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

muhacir

Mekke’den Medine’ye göç eden Hz. Muhammed ve arkadaşları.

 

muhaddis

Haber veren, söz nakleden, rivayet eden, ravi, hadis nakleden, hadis âlimi.

 

muhadram

Hz. Peygamber zamanında yaşayıp Müslüman olduğu hâlde onunla görüşüp sohbet etme fırsatı bulamayan kimse.

 

muhalefetün lilhavadis

“Zatında ve sıfatlarında yaratılan hiçbir varlığa benzemeyen.” anlamında Allah’ın sıfatlarından biri.

 

Hz. Muhammed (SAV)

Allah’ın bütün insanlığa rahmet olarak gönderdiği en son peygamber.

 

Muhammed b. İdris eş-Şafii

Şafii Mezhebi’nin kurucusu.

 

Muhammed Suresi

Kur'an-ı Kerim’in kırk yedinci suresidir. Medine’de inmiştir. Otuz sekiz ayettir. Adını ikinci ayette geçen peygamberimizin isminden almıştır.

 

muharref din

Allah tarafından gönderildiği hâlde aslı bozulan, zamanla insan sözü karıştırılarak tevhit inancından uzaklaştırılan din.

 

muharrem ayı

Hz. Peygamber’in hicretini esas alan ay takviminin birinci ayı.

 

muharremat

İslam dinine göre kendileri ile evlenilmesi geçici veya ebedî olarak yasaklanmış kadınlar.

 

muhkem ayet

Sağlam, anlamı açık, yoruma gerek olmayan, okunduğunda manası hemen anlaşılan ayet.

 

muhkem hadis

Hz. Peygamber’in kastettiği anlam herhangi bir açıklamaya ihtiyaç duyulmaksızın herkes tarafından anlaşılan ve amel edilen hadis.

 

muhlis

Her davranışı içten ve gönülden olan, gösterişsiz, ihlaslı, samimi kimse.

 

muhrim

Hac ve umre niyetiyle ihrama giren ve normal zamanlarda serbest ve helal olan bazı davranışlar kendisine yasak olan kişi.

 

muhsan

bk. ihsan II.

 

muhsar

Hac ve umre için niyet edip ihrama girdikten sonra çeşitli nedenlerle haccın farzlarını yerine getiremeyen kimse.

 

Muhsi (el-Muhsi)

“Yaratmış olduğu varlıklara belirli bir ölçüye göre nimetler veren, kullarının söz ve davranışlarını bilen, bütün mahlukatı denetimi altında tutan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

muhsin

Güzel davranan, bağışlayan, ikram eden, ihsan eden, iyilik eden.

        

 

muhtekir

Stokçuluk yapan, haksız kazanç elde eden, vurguncu, karaborsacı.

 

muhtesip

İyiliğin emredilmesini ve kötülüklerden sakınılmasını kontrol eden, denetleyen görevli kişi.

 

Muhyi (el-Muhyi)

“Tüm canlıları dirilten, hayat, sağlık ve esenlik veren, kıyamette onları yeniden dirilten.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Muid (el-Muid)

“Yaratmış olduğu varlıkların hayatına son verdikten sonra onları tekrar yaratan ve yaratma eylemini tüm evrende sürekli olarak tekrarlayan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Muiz (el-Muiz)

“Mutlak anlamda güç ve kuvveti elinde tutan, evrene hâkim olan, kendisine inananları rızasıyla ve cennetiyle onurlandıran.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

mukabele

Hafızların cami ve mescitlerde cemaate dönerek Kur’an-ı Kerim okurken cemaatin de mushafları açarak takip etmeleri şeklinde gerçekleşen bir okuma biçimi.

 

mukadderat

Allah’ın evrenle ilgili koymuş olduğu ve kimsenin değiştirmeye gücünün yetmeyeceği kanunlar, sünnetullah.

 

mukaddesat

Yüce Allah’la ilgili ve manevi büyüklüğü olan; din, iman, namus, Kâbe, peygamber, melek, kitap, cami, mescit, vatan, millet, bayrak vb. dinî ve millî değerler.

 

mukaddes emanetler

Hz. Peygamber’e ait olduğu belirtilen ve onun kullanmış olduğu bazı giyecekler ve ev eşyaları.

 

Mukaddim (el-Mukaddim)

“Kendisine iman edenleri toplumsal önderlik makamına getiren, ahirette ise iman etmeyenlerin önüne geçiren.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

mukallit

Delil aramaksızın bir başkasının sözüne veya iş yapmasına göre iş gören, başkalarının görüşüyle hareket eden, taklit eden, taklitçi kimse.

 

mukattaa harfleri

Herhangi bir konuda hitap ettiği kitlenin dikkatini çekmek için Kur’an-ı Kerim’de bazı surelerin başında yer alan Elif-Lam-Mim, Ya-Sin, Nûn gibi harf veya harfler grubu.

 

mukim

Vatanında ya da vatanı hükmünde olan bir yerde on beş günden fazla kalmaya niyet eden kişi.

 

Mukit (el-Mukit)

“Yaratmış olduğu tüm varlıklar arasında herhangi bir ayırım yapmaksızın onların her türlü yiyecek ve ihtiyaçlarını karşılıksız olarak karşılayan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Muksit (el-Muksit)

“Bütün işlerini yerli yerinde yapan, hiçbir varlığa haksızlık etmeyen, üstün adalet ve merhamet sahibi.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

muktedi

Cemaatle kılınan bir namazda imama uyan kişi.

 

Muktedir (el-Muktedir)

“Her şeye gücü yeten, yarattığı varlıklara hâkim olan, evrendeki her şeyin idaresini elinde tutan tek varlık.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

murakabe

Tasavvuf yoluna giren kişinin ahlaken gelişip ruhen olgunlaşması için iç âlemini kontrol altında bulundurmaya çaba harcaması.

 

murdar

İslami usule uygun olarak kesilmemiş ölü hayvan.

 

Hz. Musa

İsrailoğulları’na gönderilen, kendisine Tevrat adlı kitap verilen ve Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri.

 

musafaha

Birbirleriyle buluşan kişilerin kardeşlik, dostluk, esenlik ve saygı göstergesi olarak el sıkışmaları, tokalaşmaları.

 

musahere

Evlenme yoluyla meydana gelen akrabalık; kadının kan hısımlarıyla kocası arasında kurulan akrabalık.

 

musalla

Yerleşim yerlerinin dışında cuma, bayram ve cenaze namazlarının kılındığı, toplu duaların yapıldığı açık ve geniş alan.

 

 

musalla taşı

Cenaze namazı kılınırken cenazenin üzerine konulduğu yüksekçe taş ya da yüksek bir masa.

 

musalli

Beş vakit namazını sürekli ve düzenli olarak kılan.

 

Musavvir (el-Musavvir)

“Yaratmada hiçbir varlığı örnek almaksızın bütün varlıkları yoktan yaratıp onları dilediği gibi şekillendiren .” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

 

Musevi

Yahudi.

 

Musevilik

Yahudilik.

 

Mushaf

Fatiha Suresi’nden Nas Suresi’ne kadar tüm Kur’an surelerinin iki kapak arasına girmiş biçimi.

 

Mushafıosmani

Hz. Ebubekir tarafından tek kitap hâline getirilen mushafın esas alınarak, Hz. Osman’ın emriyle çoğaltılıp önemli yerleşim merkezlerine gönderilen mushaflar.

 

muska

Dua amaçlı yazılan, genellikle üçgen biçiminde meşin, teneke ve gümüş kaplarda korunarak boyna asılan nesne.

 

muta nikâhı

Evlenme engeli bulunmayan bir kadınla belirli bir mal karşılığında geçici bir süre için yapılan dinimizce yasaklanmış evlilik.

 

mutaassıp

Daha çok kendi din ve görüşlerini tutmakta aşırı gitmekle birlikte başka din ve düşüncede olanlara düşmanlık gösteren. Bağnaz.

 

Mutaffifin Suresi

Kur'an-ı Kerim’in seksen üçüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Otuz altı ayettir. Adını birinci ayette geçen ve ‘ölçü ve tartıda insanları aldatan’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

mutasavvıf

Tasavvufçu, tasavvufu yaymaya ve tanıtmaya çalışan, tasavvuf yoluna giren kimse.

 

Mute Savaşı

Medine’ye hicretten sonra Müslümanlarla Rumlar arasında 629 yılında yapılan ilk savaş.

 

Mutezili

Mutezile mezhebinden olan, Mutezile mezhebinin görüşlerini benimseyen.

 

Mutezile Mezhebi

Vasıl b. Ata tarafından kurulan ve inanç konularında aklı ön plana çıkaran itikadi mezhep.

 

muti

İtaat eden, boyun eğen, emri yerine getiren, itaatkâr kimse.

 

muttaki

Korunan, sakınan, çekinen, takvalı, dinî konularda bilinçli, şuurlu kimse.

                  

 

muvahhit

Allah’ın varlığına ve birliğine inanan, imanını her türlü şirkten koruyan mümin.

 

Muvatta

İmam Malik b. Enes’in fıkıh ilminin konularını esas alarak hazırladığı hadis kitabı.

 

mübarek

Bereketli, hayırlı, uğurlu, kutlu, feyizli.

 

Mübdi (el-Mübdi)

“Tüm evren ve içindekileri ilk kez ve örneksiz olarak yoktan var eden.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Mücadele Suresi

Kur'an-ı Kerim’in elli sekizinci suresidir. Medine’de indirilmiştir. Yirmi iki ayettir. Bir kadının kocasıyla ilgili sorunlarını Hz. Peygamber’e anlatması işlendiği  için sureye bu ad verilmiştir.

 

mücahede

Allah’ın adını yüceltmek amacıyla yapılan savaş, çarpışma. İnsanın iç dünyasını eğiterek güzelleştirme ve zenginleştirme çabası.

 

mücahit

Gayret eden, çok çalışan, cihat eden.

 

müceddit

Hz. Peygamber’in sünnetleri terk edilip hurafeler yaygınlaşmaya başlayınca, insanları yeniden Hz. Peygamber’in sünnetine uymaya davet eden İslam âlimi.

 

müçtehit

Kur'an-ı Kerim ve hadislerde açıkça karşılığı bulunamayan yeni konulara çözümler bulabilmek için olanca gücü ile çalışan ve çözüm üreten İslam hukuk bilgini, fıkıh âlimi.

 

Müddessir Suresi

Kur'an-ı Kerim’in yetmiş dördüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Elli altı ayettir. Adını birinci ayette geçen ve ‘örtünen’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

müdrik

Namazın başından sonuna kadar imama uyup bütün rekâtları imam ile beraber kılan kimse.

 

müellefeyikulub

Henüz Müslüman olmadıkları için İslam’a girmeleri umulan ve İslam inancının gönüllerine daha da yerleşmesini sağlamak amacıyla zekâttan kendilerine pay ayrılan kimseler.

 

müezzin

Camilerde namaz vakitlerini bildirmek için belirli kurallara göre ezan okuyan din görevlisi.

                           

 

müfessir

Kur'an-ı Kerim’i insanların anlayabileceği şekilde yorumlayan, Allah’ın ayetlerindeki esas amacı ortaya çıkarmaya çalışan ve tefsir ilminde otorite olan din bilgini.

 

müflis

Elindeki malı borçlarını karşılamayan veya borçlarına karşılık elinde hiç malı olmayan; borcu malından, gideri gelirinden fazla olan kimse.

 

müfsit

Başlanan bir ibadeti bozan veya dinin onay vermiş olduğu hukuki bir işlemi geçersiz kılan iş, söz, davranış.

 

müftü

İl ve ilçelerde Müslümanların din işlerine bakan ve din görevlilerinin idari işlerinden sorumlu, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı din görevlisi.

 

Müheymin (el-Müheymin)

“İnsanların yaptıklarını gözetleyen, onları koruyup kollayan, eşya ve varlıklar üzerinde her an denetleyici olan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

mühtedi

Müslüman değilken iman edip İslam dinini kabul eden ve bu dinin kurallarını içtenlikle yaşayan kimse.

 

mükellef

Akli dengesi yerinde, ergenlik çağına ulaşmış, dinin emir ve yasakları karşısında sorumlu bulunan erkek ve kadın.

 

mükreh

Öldürülme, organları kesilme veya malına zarar verilmekle tehdit edilerek dinen yükümlü olmadığı bir işi yapmaya zorlanan, tehdit edilen kişi.

 

mülhit

Allah’ın ayetleri, isimleri ve sıfatlarının anlamları konusunda kasıtlı olarak dine aykırı yorumlar yapan, dinin özünü bozmaya ve buna bağlı olarak insanları yanıltmaya çalışan kişi.

 

Mülk Suresi

Kur’an-ı Kerim’in altmış yedinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Otuz ayettir. Tebareke suresi olarak da bilinir.

 

mümeyyiz

Doğru ile yanlışı, hak ile batılı ayırt edip lehine ve aleyhine olan hak ve sorumluluklara sahip yedi ile on iki yaş arasındaki çocuk.

 

mümin

Allah katından peygamberleri aracılığı ile gelen her şeyi, tereddütsüz olarak doğrulayan ve kabul eden kişi.

 

Mümin (el-Mümin)

“Emin kılan, güvene kavuşturan, iyi kullarını azaptan uzaklaştırıp onlara haksızlık etmeyen.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Mümin Suresi

Kur'an-ı Kerim’in kırkıncı suresidir. Mekke’de inmiştir. Seksen beş ayettir. Sureye ‘Gâfir Suresi’ de denilmiştir.

 

Müminun Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yirmi üçüncü suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Yüz on sekiz ayettir. Adını birinci ayetteki ‘müminler’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

Mümit (el-Mümit)

“Yarattığı tüm varlıklar için ölümü yaratıp takdir eden; var olanların varlığına son veren ve dilediğini dilediği zaman yok eden.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Mümtehine Suresi

Kur'an-ı Kerim’in altmışıncı suresidir. Medine’de inmiştir. On üç ayettir. Sure, adını onuncu ayette ‘sorgulanan kadın’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

münacat

Rahmeti, şefkati ve cömertliği bol olan Yüce Allah’a istekleri bildirmek ve yalvarmak için yazılan şiir.

 

münafık

Kalbiyle inanmadığı hâlde diliyle Müslüman olduğunu açıklayan fakat gerçekte inkârcılardan olduğunu gizleyen fesatçı, nifak çıkaran, iki yüzlü kimse.

 

Münafikun Suresi

Kur’an-ı Kerim’in altmış üçüncü suresidir. Medine’de inmiştir. On bir ayettir. İlk ayetten itibaren münafıkların tutum ve davranışları konusunda yorumlar yapıldığı için sure bu adı almıştır.

 

müneccim

Yıldızların hareketlerini inceleyerek gelecek hakkında yorumlar yapan ve insanın kaderiyle ilgili hükümler verip tahminlerde bulunan kişi; kâhin, medyum, falcı.

 

münker

İslamiyet açısından işlenmesi doğru olmayan, akılca da çirkin ve kötü kabul edilen şey. Marufun tersi.

 

Münker ve Nekir

Kişi kabre konulduktan sonra onu sorgulayan ve hesaba çeken iki melek.

 

münkir

Kabul etmeyen, reddeden, tanımayan, inanmayan, inkâr eden, kâfir, inançsız kimse.

 

Müntakim (el-Müntakim)

“Haddi aşanlara layık oldukları ile muamele edip toplumu ahlaken bozan, insanlara çeşitli eziyetler yapanlardan intikam alan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

mürahik

Büluğ çağına ulaşmasına rağmen ihtilam olmayan erkek.

 

mürahika

Büluğ çağına ulaşmasına rağmen hayız olmayan kız.

 

Mürcie

İman ettikten sonra günah işlemenin insana hiçbir zarar vermediğini savunan ve

Büyük günahın hükmünü Allah’a havale eden mezhep, inanç ekolü.

 

mürit

Bir tarikat şeyhine bağlanarak tasavvuf yolunda ilerlemeye çalışan kimse.

 

Mürselat Suresi

Kur'an-ı Kerim’in yetmiş yedinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Elli ayettir. Sure, adını birinci ayette geçen ‘gönderilen melekler’ anlamındaki kelimeden almıştır.

mürsel hadis

Tabiin döneminden olan bir ravinin, sahabenin ismini isnadda belirtmeden Hz. Peygamber’den duymuş gibi rivayet ettiği hadis.

 

mürşit

Kendisine bağlananlara tasavvufu ve İslam ahlakını öğreten, dinî gerçekleri gösteren tarikat önderi.

 

mürteci

İslamiyetin kurallarına karşı olan; kanunsuzluğun, kuralsızlığın ve ahlak dışılığın hâkim olduğu cahiliye devrine dönmek isteyen kişi.

 

mürtet

İslam dinini terk edip başka bir dine geçen, din değiştiren kimse.

                           

 

mürüvvet

Mertlik, yiğitlik, cömertlik, iyilikseverlik, insanlık.

 

müsamaha

Hoşgörü, bağışlama, kolaylık gösterme.

 

müskir

Yenilmesi veya içilmesi veya vücuda herhangi bir yoldan verilmesiyle kişiye sarhoşluk veren, aklının faaliyetlerini durduran sıvı veya katı her şey.

 

Müslim

Müslüman.

 

Müslim

Sahihimüslim yazarı hadis alimi.

 

Müslüman

İslam dinine girerek bütün benliği ile Allah’a teslim olan, onun koyduğu ilkelerle barış ve esenliğe kavuştuktan sonra kendisine güven duyan ve başkalarına da güven veren kimse.

 

müsnet

Hadisleri ravilere göre sınıflandıran hadis kitapları.

 

müsnet hadis

İlk ravisinden son ravisine kadar hiçbir ravi atlamadan ve Hz. Peygamber’e nispet edilerek rivayet edilen hadisler.

 

müsrif

Saçıp savuran, savurgan, harcamada ölçüyü kaçıran, tutumsuz kimse.

 

müstazaf

Kur’an-ı Kerim’de, insani değerleri hiçe sayan ve hukuku gözetmeyen kişiler tarafından horlanan, küçük düşürülen, hakları ellerinden alınarak sömürülen insan(lar).

 

müstehab

Dinin yapılmasını hoş gördüğü, tavsiye ettiği ama yapılmasını zorunlu kılmadığı işler.

 

müstekbir

Büyüklenen, kendinden başka büyük tanımayan, kendinde mutlak ve sınırsız bir güç olduğunu zanneden kimse.

 

müsteşrik

İslam toplumlarının sosyal, tarihî, kültürel ve dinî yapılarını araştıran ve çalışmalar yapan Yahudi ve Hristiyan bilim adamı, oryantalist, misyoner.

 

müşkililkur’an

Tefsir ilminin, Kur’an-ı Kerim ayetleri arasında ilk bakışta ihtilaf ve çelişki gibi görünen konularını inceleyip açıklığa kavuşturan kolu.

 

müşavere

İstişare etme.

 

müşrik

Allah’a ortak, eş koşan kimse. Putperest

 

mütedeyyin

İslam dininin emirlerini eksiksiz bir biçimde yerine getirmeye çalışan, dindar, dinine bağlı.

 

Mütekebbir (el-Mütekebbir)

“Her türlü güç ve kuvveti elinde tutan, kendisinden daha büyük bir varlık olmayan, yücelik ve ululuk sahibi.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

müteşabih

Birçok anlama gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veya anlamı akılla bilinemeyecek olan, tefsirinde güçlük çekilen kelime ve ayetler.

 

mütevatir hadis

Sahabeden itibaren her devirde yalan üzerinde birleşmeleri mümkün olmayan topluluklar tarafından rivayet edilen hadis, haber.

 

mütevazi

Tevazu sahibi, alçakgönüllü.

 

mütevekkil

Her işinde gerekli yollara, sebeplere başvurup yeterli çalışmaları yaptıktan ve gerekli önlemleri aldıktan sonra kendi gücünü aşan konularda Allah’a dayanan, güvenen kimse.

 

mütevelli

Vakıf işlerini ve yararlarını dini ölçüler ve vakfın şartları çerçevesinde yönetmek üzere atanan kimse veya kimseler.

 

mütref

Allah’ın vermiş olduğu nimetlerle şımarıp azgınlaşan, başkalarına zulmeden, zenginliğini küfrün hizmetinde kullanıp fakirleri ezen kimse.

 

müttefekun aleyh

İmam Buhari ve İmam Müslim’in sahihliği konusunda ortak görüş bildirip kitaplarına aldıkları hadis.

 

Müzdelife

Hac ibadeti sırasında hacıların vakfe yapmak üzere geceyi geçirdikleri Arafat ile Mina arasındaki yer.

 

Müzil (el-Müzil)

“Kendisine isyan edenlere değer vermeyen, başkalarını ezmeye çalışan insanlara çeşitli biçimlerde ceza veren.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Müzzemmil Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yetmiş üçüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Yirmi ayettir. Adını birinci ayette geçen ve ‘örtüye bürünen’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

N

 

naaş

Ölen kimsenin cesedi, vücudu.

 

naat

Hz. Muhammed’in niteliklerini övmek amacıyla yazılan şiir, kaside.

 

 

nafaka

Bir şahsın normal ölçülerde, temel ihtiyaçlarının karşılanması için yapılan harcama, geçimi için ayrılan para.

 

 

nafile

Farz ve vacip dışında sevap kazanmak amacıyla yapılan ve Hz. Peygamber’in de yapmış olduğu ibadetler ve davranışlar.

 

 

Nahl Suresi

Kur'an-ı Kerim’in on altıncı suresidir. Mekke’de inmiştir. Yüz yirmi sekiz ayettir. Adını altmış sekizinci ayette geçen ve ‘bal arısı’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

Nakşibendi

Muhammed Bahauddin Nakşibendi’nin kurmuş olduğu tasavvuf ekolüne bağlı olan kimse.

 

Nakşibendilik

Büyük İslam Bilgini Şeyh Muhammed Bahauddin Nakşibendi’nin kurduğu, insanlara Allah sevgisini kazandırmayı amaçlayan ve sessizce zikretmeyi esas alan bir tasavvuf ekolü.

 

namahrem

Evlenilmesi dinen yasak olmayan yani birinci dereceden akraba sayılmayan kişi.

 

namaz

Tekbir ile başlayıp selam ile son bulan, Hz. Peygamber’in yapıp öğrettiği belirli fiil, söz ve duaları içine alan ve en az günde beş vakit kılınan ibadet.

 

namazgâh

Açıkta namaz kılmak üzere hazırlanmış olan ve kıble yönünde Kâbe’yi göstermek için dikili taş bulunan geniş alan, musalla.

 

namus

Irz, edep, haya, iffet, şeref, haysiyet.

 

Namusuekber

Cebrail.

 

nankör

Kendisine yapılan iyiliğin değerini bilemeyen, iyiliğe kötülükle karşılık veren.

 

Nasara

Hristiyan.

 

nasih

Nesh eden ayet

 

nasihat

Öğüt, akıl verme, yol gösterme, doğruya yönlendirme, güzel tavsiyede bulunma.

 

Nasrani

Hristiyan.

 

Nasr Suresi

Kur'an-ı Kerim’in yüz onuncu suresidir. Medine’de indirilmiştir. Üç ayettir. Kur'an’ın en son inen suresidir. Adını birinci ayette geçen ve ‘yardım etme’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

nass

Kur'an-ı Kerim ve hadislerde bir konu hakkındaki açık hüküm ve bunu gösteren sözler.

 

Nas Suresi

Kur'an-ı Kerim’in yüz on dördüncü ve son suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Altı ayettir. Adını birinci ayette geçen ve ‘insanlar’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

nasuh tevbe

Bir daha bozmamak üzere içtenlikle ve kesin bir karar ile yapılan tövbe.

 

nazar

 

 

Naziat Suresi

Kur'an-ı Kerim’in 79. suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Kırk altı ayettir. Adını birinci ayette geçen ve ‘meleklerin insanların ruhlarını çekip alması’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

Nebe Suresi

Kur'an-ı Kerim’in 78. suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Kırk ayettir. Adını ikinci ayette geçen ve ‘önemli haber’ anlamına gelen kelimeden almıştır. Sureye ‘Amme Suresi’ de denir.

 

nebevi hadis

Hem manası hem de sözleri Hz. Peygamber’e ait olan hadis.

 

nebi

Elçi, peygamber, resul, yalavaç.

 

necaset

Dince pis sayılan, elle tutulabilen, gözle görülebilen, ağırlığı ve hacmi olan kan, sidik, dışkı, leş gibi şeyler.

 

necasetten taharet

Dince pis sayılan; elle tutulabilen; gözle görülebilen; ağırlığı ve hacmi olan kan, sidik, dışkı ve leş gibi şeylerden bedeni, elbiseleri ve namaz kılınacak yeri arıtma; temizleme.

 

neceş

Alışverişte satış bedelini artırma, müşteri kızıştırma, bir kimsenin gerçek alıcı olmadığı hâlde alıcı gibi gözüküp o malın fiyatını yükseltmesi.

 

Necm Suresi

Kur'an-ı Kerim’in elli üçüncü suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Altmış iki ayettir. Sure adını ilk ayette geçen ve ‘yıldız’ anlamına gelen kelimeden alır.

 

nefhayisani

İkinci üfürüş, İsrafil adlı meleğin sura ikinci kez üfürmesi.

 

nefhayiula

Birinci üfleme, İsrafil adlı meleğin sura ilk üfürüşü.

 

nefis

Kişi, zat, varlığın kendisi. Ruh. Arzu, istek, tutku.

 

nehiy

İslam’ın, haram olan söz ve davranışları ve yapılmasında fayda olmayan şeyleri hoş görmemesi, çirkin kabul etmesi, yasaklaması.

 

nemime

Söz getirip götürme, kovculuk yapma, arabozuculuk, münafıklık.

 

Neml Suresi

Kur'an-ı Kerim’in yirmi yedinci suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Doksan üç ayettir. Adını on sekizinci ayette geçen ve ‘karınca’ anlamına gelen kelimeden alır.

 

Nemrut

Hz. İbrahim’in yaşadığı dönemin hükümdarı.

 

Nesai

Sünen sahibi büyük hadis alimi

nesep

Soy, baba tarafından soy, nesil, silsile, akrabalık.

                                     

 

nesh

Dinî bir hükmün sonradan gelen dinî bir hükümle ortadan kaldırılması, geçerliliğine son verilmesi.

 

neuzübillah

 “Allah’a sığınırız; Allah korusun.” anlamında dua sözü.

 

nezafet

Temizlik, taharet, saflık, paklık.

 

nezahet

Ahlaken temiz olma, kötü huy ve davranışlardan uzak durma, nazik ve kibar olma.

 

nezair

Kur’an-ı Kerim’de birkaç kelimenin tek anlama gelecek biçimde kullanılması.

 

nezir

 ‘Allah’ın emirlerine karşı gelen insanları onun azabıyla korkutan ve inançsızlara, günahkârlara ilahî emirleri duyurmak suretiyle onları uyaran.’ anlamında peygamberlerin sıfatı.

 

nezr

adak.

 

nifak

Çok yüzlü olma, içi dışı ayrı olma, iki yüzlülük.

 

nifas

lohusalık.

 

nikâh

Evlenmelerine dinî bir engel bulunmayan ve belirli şartları taşıyan erkek ve kadının beraberce bir hayat sürmek için şahitler önünde gerçekleştirdikleri evlilik anlaşması.

 

nimet

Allah tarafından insanlara iman başta olmak üzere her çeşit iyiliğin verilmesi ve her çeşit zararın uzaklaştırılması.

 

nisap

Zekât ve fıtır sadakası verebilmek ve diğer bazı mali ibadetleri yerine getirebilmek için dinen belirlenen zenginlik ölçüsü.

 

Nisa Suresi

Kur’an-ı Kerim’in dördüncü suresidir. Medine’de indirilmiştir. Yüz yetmiş altı ayettir. Adını, ‘kadınlar’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

niyet

Mükellefin yapacağı ibadetlerin geçerli olabilmesi için hangi ibadeti yapacağına kalben karar vererek bütün ibadetlerinde Allah’ın rızasını kastedip ona yönelmesi.

 

Noel

Hristiyanların Hz. İsa’nın doğum günü olarak kabul ettikleri gün dolayısıyla yaptıkları bayram.

 

Nuh Peygamber

Tevhit mücadelesinin ve sabrının büyüklüğü ile övülen ve Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri.

 

Nuh Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yetmiş birinci suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Yirmi sekiz ayettir. Hz. Nuh ile kavmi arasındaki mücadeleyi anlattığı için bu adı almıştır.

 

Nun Suresi

Kalem Suresi.

 

nur

Aydınlık, parlaklık, ışık.

 

Nur Dağı

Hira Mağarası’nın üzerinde bulunduğu Mekke yakınlarındaki dağ

Nur (en-Nur)

“Evrendeki her şeye aydınlık veren, katından vahiy göndererek insanları küfrün, şirkin ve zulmün karanlığından İslam’ın aydınlığına çıkaran” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Nur Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yirmi dördüncü suresidir. Medine’de indirilmiştir. Altmış dört ayettir. Adını otuz beşinci ayette geçen “ışık” anlamına gelen  kelimeden almıştır.

 

Nusayrilik

Muhammed b. Nusayr tarafından kurulan ve Hz. Ali’nin ilahlığını savunan bir mezhep.

 

nübüvvet

Peygamberlik, nebilik, elçilik, risalet.

 

nüzulülkur’an

Kur’an-ı Kerim’in indirilmesi.

 

nüzul sebebi

esbabınüzul.

 


O

On Emir

Allah’ın, Hz. Musa’ya Tur Dağı’nda verdiği ve İsrailoğulları’nın uymalarını istediği inanç ve ahlakla ilgili kurallar, Evamiriaşere.

 

On İki İmam

Şia mezheplerinden Caferiye veya İsnaaşeriye’ye göre din ve dünya işlerini düzenleyen ve idare eden on iki önder, rehber.

 

Ortodoks

Hristiyanlığın üç büyük kilisesinden biri.

 

oruç

İslam’ın beş temel şartından biri olarak ibadet niyetiyle imsak vaktinden itibaren, güneşin batışına kadar yemeden, içmeden uzaklaşmaları.

 

oryantalist

müsteşrik.

 

Hz. Osman

Hz. Peygamber’in damadı ve dört halifenin üçüncüsü.

 

Otuz iki farz

Her Müslümanın yerine getirmesi gereken, Kur'an-ı Kerim ve sünnetten çıkartılan iman, İslam, abdest, gusül, teyemmüm ve namazla ilgili farzlar, emirler.

 

 


Ö

öğle namazı

Güneşin gökyüzünün tam ortasından batıya döndüğü anda cisimlerin gölgesi bir veya iki katına çıkıncaya kadar kılınacak olan dört rekâtlı farz namaz.

 

ölüm

İnsan hayatına canlılık veren ruhun bedenden ayrılması.

 

Ölüm Meleği

Azrail.

 

ölüm iddeti

bk. iddet.

 

Hz. Ömer

Dört halifenin ikincisi ve Hz. Peygamber’in en önde gelen sahabelerinden biri.

 

örf

Toplumun alışkanlık hâline getirdiği söz veya davranış olarak sürdürdüğü durumlar.

 

örtünme

tesettür.

 

öşür

Toprak mahsullerinden, gümrüklerden ve devlet arazilerinden alınan vergi, toprak mahsullerinin zekâtı.

 

özür

İbadetlerin tam olarak ve vaktinde yapılmasına engel olan durum.




P

pagan

Uydurma tanrılara inanan veya çok tanrılı dinden olan kimse; putperest.

 

Panislamizm

Bütün Müslümanları aynı yönetim altında toplama amacını güden siyasi akım.

 

panteizm

Yaratanla yaratılan şeyler arasında ayrılık tanımayan, tanrı ile kâinatın tek varlık olduğunu iddia eden ve temeli eski Yunan’a dayanan doktrin.

 

papa

Tüm Katoliklerin kendisine bağlanmakla yükümlü oldukları Roma Katolik Kilisesinin başkanı, Katolik Kilisesinin ruhani lideri.

 

papaz

Hristiyan din adamı, rahip, keşiş, Orta Çağ’daki Hristiyan din adamlarının genel adı.

 

patrik

Ortodoksların ve bazı doğu kiliselerinin ruhani lideri.

 

patrikhane

Hristiyanların dinî ve resmi işlerini yürüten Ortodoks Kiliseleri Başkanlığı.

 

peygamber

Allah’ın tüm emir ve yasaklarını bildirmek, insanlara güzeli, doğruyu ve yanlış olan şeyleri açıklamak üzere görevlendirdiği ve vahiyle desteklediği seçilmiş insan. Resul, elçi, nebi, yalvaç.

 

pir

Şeyh, mürşit, üstad.

 

 

piskopos

Baş papaz, papazlığın en yüksek derecesine ulaşan ve bir bölgenin ruhani yönetimine başkanlık eden kilise adamı.

 

Protestanlık

16. yüzyılda Martin Luther ve Jean Calvin’in öncülüğünde girişilen reform hareketinin sonunda doğan ve Hristiyanlığın en büyük üç kilisesinden biri.

 

put

Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, heykel,  tapıncak, sanem, fetiş.

 

putperest

Puta tapan, şirk ve küfür içinde bocalayan kimse.

 


R

 

Rab

Yaratmış olduğu varlıkları sürekli gözetim altında tutan, tüm varlıkların hayatlarını devam ettirmeleri için onlarla ilgili doğal kurallar koyan. Allah

                             

 

Rab (er-Rab)

“Yaratan, olgunlaştıran, besleyip büyüten, tüm varlıkları gözetim altında tutan, onlarla ilgili her türlü kuralı koyan ve bütün varlıkların rızkını veren.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

rabbani

Âlim, ilim adamı, din ilimlerinde uzmanlaşan kişi, fakih.

 

rabbani hadis

kutsi hadis.

 

rabıta

Tasavvuf yoluna giren kimsenin, eğitimine girmeyi kabul ettiği kâmil bir mürşidin ahlakını örnek alarak İslam’ı en güzel bir biçimde yaşayabilme çabası

 

rada

Süt emme, emzirme.

 

radıyallahu anh

“Allah ondan razı olsun.” anlamına gelen dua sözü.

 

rahmetullahi aleyh

‘Allah’ın rahmeti, bağışı ve şefkati üzerine olsun.’ anlamında dua sözü.

 

Ra’d Suresi

Kur’an-ı Kerim’in on üçüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Kırk üç ayettir. Adını ‘gök gürültüsü’ anlamına gelen ve on üçüncü ayette geçen kelimeden almıştır.

 

Rafi (er-Rafi)

“Kur’an ve sünnete uygun hareket edenleri dünya ve ahirette yüksek derecelerle ödüllendiren, yücelten, şan ve şeref veren.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Rafızi

İnanç ve hilafetle ilgili konularda ehlisünnet mezheplerinden farklı düşünerek onlardan ayrılan ve Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman’ın halifeliğini meşru saymayan Şii gruplar.

 

rahibe

Dünyadan el etek çekerek manastırda yaşayan Hristiyan kadın rahip.

 

Rahim (er-Rahim)

“Yaratmış olduğu bütün varlıklara karşılıksız rızık veren, yarattıklarını koruyan, esirgeyen, bağışlayan ve merhamet eden.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

rahip

Hıristiyanlık’ta, dünyadan el etek çekerek manastırlarda evlenmeden yaşayan, erkek din adamı, keşiş.

 

rahle

Üzerinde Kur’an-ı Kerim, kitap okumak veya yazı yazmak için yapılmış, genellikle camilerde bulunan küçük dar masa.

 

Rahman (er-Rahman)

“Dünyada, bütün canlılara şefkat gösteren, mümin kâfir ayrımı yapmaksızın insanlara merhamet eden, rahmeti sonsuz olan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Rahman Suresi

Kur’an-ı Kerim’in elli beşinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yetmiş sekiz ayettir. Adını surenin ilk ayetindeki Allah’ın bir isminden almıştır.

 

rahmet

İncelik, sevgi, şefkat, merhamet.

 

rakabe

Köle, cariye, hür olmayan kişi.

 

Rakib (er-Rakib)

“Yarattıklarından bir an bile gafil olmayan, yarattıklarını sürekli denetleyip kontrol altında tutan ve koruyup gözeten.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

rakım

Ashabıkehf’in adlarının yazılı olduğu levha.

 

rakk

Kur’an-ı Kerim’in yazımında kullanılan işlenmiş ince deri.

 

ramazan

Müslümanların oruç tutmakla yükümlü oldukları ay takviminin dokuzuncu ayı.

 

Ramazan Bayramı

Bir aylık oruç ibadetinden sonra kamerî aylardan şevval ayının birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde Müslümanların kutladığı dinî bayram.

 

rasih âlim

İlimde derinleşip uzmanlaşan, alanıyla ilgili konularda yeterliliği bilginler tarafından onaylanan kimse.

 

raşit

Öğrendiklerini hayata katmada yüksek gayret sahibi olan ve bu birikimleriyle insanları uyaran, onları aydınlatıp onlara doğru yolu gösteren önder, imam, kılavuz, rehber.

 

raşit halifeler

Seçimle iş başına gelmiş, Hz. Peygamber’den sonra devleti yönetmiş ilk dört halife.

 

Rauf (er-Rauf)

“Yarattığı varlıklara karşılıksız ikramda bulunan, cömert davranan, iyilik edip şefkat gösteren, tehlikelerden koruyan ve yardım eden.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

ravi

Hz. Peygamber’in hadislerini, senetleriyle beraber kitaplaşma dönemine kadar rivayet eden kimse.

 

Ravzayimutahhara

Hz. Peygamber’in Medine’deki mescidinde, kabri ile minberi arasındaki “tertemiz gül bahçesi.” anlamına gelen bölüm.

 

rebiyülahir

Ay takvimine göre senenin dördüncü ayı.

 

rebiyülevvel

Hz. Peygamber’in on ikinci gecesinde dünyaya geldiği ay takvimine göre senenin üçüncü ayı.

 

reca

Müminlerin günahlarının affedilip cennete gireceklerine dair Allah’a karşı besledikleri duygu, hüsnüzan, Allah’ın bağış ve affını umma.

 

recep

Ay takviminin yedinci ayı, Müslümanlarca kutsal kabul edilen üç ayların ilki.

 

recim

Zina eden evli veya dul erkeklerin ve kadınların bu suçları mahkemece kanıtlandığında taşlanarak öldürülmeleri.

 

refref

Hz. Muhammed’in Miraç Gecesi’nde binmiş olduğu binitlerden biri.

 

Regaib Gecesi

Regaib Kandili.

 

Regaib Kandili

Allah’ın, mümin kullarına sayısız nimetler verip bağışta bulunduğu, tövbelerini kabul ettiği, Müslümanlarca kutsal kabul edilen recep ayının ilk cuma gecesi.

 

regaib namazları

Beş vakit namazın sünnetlerinden ayrıca kılınan kuşluk, teheccüd ve evvabin gibi nafile namazlar.

 

rehin

Bir hak karşılığında güvence olarak alıkonulan herhangi bir mal, paraya karşılık olarak gösterilen şey, ipotek, teminat.

 

rekât

Namazın, ayakta durma, rükû ve iki secdenin tamamlanmasıyla oluşan bölümü.

 

remel

Hacda, tavafın ilk üç dönüşünde adımları kısa atarak, omuzları silkeleyerek süratli bir biçimde yürüme.

 

remyicimar

şeytan taşlama.

 

resmihat

Resmiosmani.

 

Resmiosmani

Hz. Osman döneminde, Kur’an-ı Kerim’in yeniden yazılıp çoğaltılmasında ve Kur’an-ı Kerim’in okunmasında uyulması zorunlu olan imla, yazı şekli.

 

resmülmushaf

Kur’an-ı Kerim’in yazımıyla ilgili olarak ortaya çıkan bir ilim.

 

resul

Allah tarafından seçilip kendisine vahiy gönderilen peygamber.

 

Reşid (er-Reşid)

“Yaratmış olduğu tüm varlıkların takip edecekleri doğru yolu belirleyen, onları hakka ve hayra yönlendiren, eğiten..” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

reşit

Akli yeteneklerini en güzel biçimde kullanabilen ergin kimse.

 

revatip namazları

Beş vakit namazın farzından önce veya sonra kılınan nafile namazlar.

 

rey

Kur’an-ı Kerim ve sünnetin açıkça çözüme kavuşturmadığı meseleleri karara bağlamak ve bir çözüm bulmak için takip edilen yol, bu konularda görüş belirtme.

 

Rey Ekolü

Reye çok başvurarak olaylara çözüm bulmaya çalışan âlimler

 

Rezzak (er-Rezzak)

“Yaratmış olduğu tüm canlıların tüm ihtiyaçlarını karşılayan, onların yeme, içme, mal mülk edinmelerini sağlayan, her türlü rızkı sürekli veren.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Rıdvan

Cennetin bekçiliğini yapan ve cennete girecek olan müminlere cennetin kapısını açacak melek.

 

Rıdvan Beyati

Hudeybiye Antlaşması sırasında müminlerle peygamberimizin yaptığı biat.

 

rıfk

Bir Müslümanda olması gereken incelik, naziklik, yumuşak huyluluk ve kibarlık gibi ahlaki özellikler.

 

rıhlet

İslam’ın ilk dönemlerinde hadis bilginlerinin, Hz. Muhammed’in hadislerini toplamak için yaptıkları yolculuklar.

 

 

rıza

Razı olma, hoşnut olma, memnun olma, bir şeyi kendi hür iradesiyle isteme, kabul etme, benimseme.

 

rızık

Allah’ın tüm canlılara kendi katından verdiği yenilen, içilen, giyilen ve maddi manevi yararlanılan mallar, çocuklar, eşler, ilim ve iman gibi şeylerin hepsi.

 

riba

faiz.

 

ribat

Nöbet bekleme, sınır boylarında düşmanı gözetleme.

 

rics

Pis, murdar, necis, temiz olmayan. Dinen pis kabul edilen şey.

 

riddet

Dinden dönme, irtidat.

 

rifade

Tarihte, Kâbe’yi ziyarete gelen hacılara yapılan yemek dağıtma görevi.

 

rikaz

İster sonradan konulsun isterse doğal hâlde olsun, yer altında gizlenmiş olan değerli mal, para ve madenler.

 

risalet

Peygamberlik, nübüvvet.

 

rivayet

Hz. Peygamber’in söz, onay ve eylemlerinin yazılı veya sözlü olarak sonraki nesillere metin ve senetleriyle aktarılması.

                                     

rivayet tefsiri

Kur’an-ı Kerim’i ayetlerle, Hz. Peygamber’in hadisleri ve sahabenin sözleri ile açıklama, tefsir etme.

    

riya

Gösteriş, iki yüzlülük, sahtekârlık, özü sözü bir olmama.

 

riyakâr

Gösteriş yapan, iki yüzlü, sahtekâr, özü sözü birbirine uymayan.

 

riyazet

Müminlerin, İslam dininin onaylamadığı kötü söz ve davranışlardan kurtulma, kendini eğiterek ahlaken olgunlaşma çabası.

 

rububiyet

Tanrılık, ilahlık, uluhiyet.

 

Rufailik

Seyyid Ahmed er-Rifai tarafından kurulmuş olan tasavvuf okulu, tarikat, Rufailik.

 

ruh

İnsanda ve hayvanda canlılık unsuru, hayat, can, öz.

 

ruhani

İslam dışındaki dinlerin dinî otoriteleri.

 

ruhban

Evlenmeyen papazlar, Hristiyan din adamları, keşişler, İslamiyet dışındaki dinlerin din adamları.

 

ruhbanlık

Dünya işlerinden tamamen uzaklaşarak, manastırlarda, kiliselerde ahiret işleriyle meşgul olma, dünyadan el etek çekme, rahiplik, keşişlik.

 

ruhlar âlemi

âlemiervah.

 

ruhsat

Dinen yükümlü sayılan kişilerden özel durum ve zorunluluk zamanlarında dinî görevlerini hafifletmek, güçlüğü ortadan kaldırmak amacıyla Allah ve Resulünün koyduğu geçici hükümler,

 

Ruhulemin

Cebrail.

 

Ruhulkudüs

Cebrail.

 

Ruhullah

İsa Peygamber.

 

Hz. Rukiye

Hz. Peygamber’in Hz. Hatice’den doğan ikinci kızı.

 

rukye

Efsun, muska. Sihirbaz ve üfürükçülerin okudukları şey.

 

Rum Suresi

Kur’an-ı Kerim’in otuzuncu suresidir. Mekke’de inmiştir. Altmış ayettir. Sure, adını ikinci ayette geçen ‘Bizanslılar’ anlamındaki kelimeden almıştır.

 

ruyetihilal

Ramazan orucuna başlamak, bayramı belirlemek veya hac mevsiminin girdiğini tespit etmek için ayın hareketlerini esas alan kamerî takvime göre hilalin gözetlenmesi.

 

ruyetullah

Bazı Kur’an ayetlerinin ve Hz. Peygamber’den nakledilen bir kısım hadislerin bildirdiğine göre, Allah’ın mümin kulları tarafından cennetten görülmesi.

 

ruziceza

Dünyada yapılan her şeyin karşılığının görüleceği hesap günü, mahkeme günü, karar günü, haşr günü.

 

rükû

Namazın farzlarından olmak üzere, kıraatten sonra ellerin dizlerin üzerine konulup tespih dualarını okumak için eğilme.

 

rükün

Bir ibadet veya muamelenin varlığı kendisine bağlı olan esas(lar).

 

rüşt

Çocukluk devresini geçirip ergin hâle gelme, kişinin dinine ve dünyasına zarar verip vermeyecek şeyleri bilmesi.

 

rüşvet

Yetkili şahıs ve makamlara hakkı olmayan bir şeyi verme, özel çıkar sağlama.

 

rüyayısadıka

Doğru ve görüldüğü gibi çıkan, gerçekleşen rüya, rüyayısaliha.

 

 

 

rüyayısaliha

Rüyayısadıka.


S

saat

Kıyamet, kıyametin kopması, kıyametin kopma zamanı.

 

sabah namazı

Sabaha karşı doğu tarafında görülen beyazlığın yayılmasından veya tan yerinin ağarmasından güneşin doğmasına kadar geçen sürede kılınan iki rekâtlık farz namaz.

 

sabır

Hoşa gitmeyen olaylar, nefse ağır gelen şeyler ve insanı zorlayan durumlar karşısında sükûnet ve dayanma kuvveti, Allah’a sığınıp güvenerek bela ve felaketlere direnç gösterme.

 

Sabii

Sabiîlik dinine inanan kimse.

 

Sabiilik

Kur’an-ı Kerim’de Yahudi ve Hristiyanlarla birlikte anılan bir din.

 

 

Sabur (es-Sabur)

“Kullarının isyan ve inkârlarına rağmen nimetlerini vermeye devam eden, kullarının isyan ve küfürlerine sabır gösteren.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

sadak

mihr.

 

sadaka

Allah’ın rızasını kazanmak için fakirlere ve her türlü ihtiyaç sahibine mülkiyeti onlara ait olmak üzere verilen mal, para.

 

sadakayıcariye

Kişinin ölümünden sonra da kendisinin rahmetle anılmasına sebep olacak nesil yetiştirmeyi de içine alan tüm güzel ameller.

 

sadakayıfıtır

fitre.

 

sadakat

Dostluk, bağlılık, güven duyma, vefalı olma, sözünde durma, doğruyu söyleme.

 

sadat

Seyideler.

 

sadık

Allah’a ve Resulüne iman eden, imanını bilgi temeline oturtup inanç konusunda herhangi bir şüpheye düşmeden gereğinde inancı için canını ve malını feda edebilen mümin.

 

Sad Suresi

Kur’an-ı Kerim’in otuz sekizinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Seksen sekiz ayettir. Adını birinci ayette geçen mukattaa harfinden almıştır.

 

saf

Cemaatle namaz kılan müminlerin imamın arkasında kıbleye paralel olarak yaptıkları düzgün sıralardan her biri.

 

Safa

Hac ve umrede say ibadetinin başladığı Kâbe’nin doğu tarafındaki küçük tepe.

 

Saf Suresi

Kur'an-ı Kerim’in altmış birinci suresidir. Medine’de inmiştir. On dört ayettir. Dördüncü ayette müminlerin ‘saf saf dizilerek Allah yolunda savaştıklarını’ anlattığından bu adı almıştır.

 

Saffat Suresi

Kur'an-ı Kerim’in otuz yedinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yüz seksen iki ayettir. Sure, adını ilk kelimesi olan ve ‘saf saf dizilen melekler’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

Safiyullah

“Allah’ın seçkin kıldığı, tertemiz insan.” anlamında Hz. Âdem.

 

sahabe

Hz. Peygamber zamanında yaşamış, Müslüman olarak Peygamberi çok kısa bir süre olsa da görmüş, onun sohbetinde bulunmuş ve yine Müslüman olarak ölmüş kimse.

 

sahabe kavli

Müçtehit sahabelerin ortak görüşleri veya herhangi bir müçtehit sahabenin görüşü.

 

sahihan

sahiheyn.

 

sahiheyn

Hz. Peygamber’den gelen sahih hadisleri içerisinde toplayan Buhari ve Müslim adlı İslam âlimlerinin hadis kitaplarına verilen ortak ad.

 

sahibitertip

Ergenlik çağına girdikten sonra farz olan beş vakit namazı ara vermeden vaktinde kılan ve üzerinde peş peşe altı vakit namaz borcu olmayan kimse.

 

sahih hadis

Güvenilir ravilerin, aralarında kopukluk olmadan birbirlerine aktardıkları, diğer güvenilir ravilerin rivayetlerine aykırı olmayan ve hiçbir kusuru bulunmayan hadis.

 

Sahihibuhari

Muhammed b. İsmail el-Buhari tarafından hazırlanan ve en sahih hadislerden meydana gelen hadis kitabı.

 

Sahihimüslim

Müslim b. Haccac el-Kuşeyri tarafından hazırlanan ve en sahih hadislerden meydana gelen hadis kitabı.

 

sahur

Oruç tutan Müslümanların imsak vaktinden (tan yerinin ağarmasından) önce yedikleri yemek.

 

sait

Dünyada iken inancını Kur’an-ı Kerim ve sünnet temeline oturtup davranışlarını ilahî emirlere göre uyarlamak suretiyle Allah’ın rızasını kazanıp cenneti hak eden mümin.

 

 

sakalışerif

‘Kıymetli, değerli, mübarek ve şerefli sakal’ anlamında Hz. Peygamber’in sakalının telleri için kullanılan bir ifade.

 

sala

Müslümanları bayram ve Cuma namazına çağırmak, kandilleri duyurmak veya bazı yerlerde cenaze için kılınacak namazı dost, akraba ve komşulara haber vermek amacıyla okunan salatuselam.

 

salat

namaz.

 

salatıvusta

ikindi namazı.

 

salatüselam

‘Allah’ın rahmeti ve bereketi, Hz. Muhammed’in, ailesinin ve ona iman edenlerin üzerine olsun.’ anlamında ‘Allahümme salli ala Muhammedin ve ala âli Muhammed’ biçimindeki dua cümlesi.

 

salavatışerife

salatüselam.

 

salih

İyi, hayırlı, faydalı, güzel.

 

salih amel

Dayanaklarını Kur’an-ı Kerim ve sünnetten alan, insanın imanını güçlendirmek için niyetli olarak yapılan tüm güzel davranışlar, inançlar, ibadetler ve insanlığın faydasına yapılan işler.

 

Salih Peygamber

Semud Kavmine gönderilen Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri.

 

salik

Ahlaki olgunluğa erişmek ve Hz. Muhammed’in ahlakıyla ahlaklanmak için tasavvuf yoluna giren kimse, derviş, mürit.

 

salip

haç.

 

salvele

Hz. Muhammed’in adlarından biri anıldığında ona sevgi ve saygının bir göstergesi olarak salatüselam okuma.

 

Samed (es-Samed)

“Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin varlığı ve varlığının devamı kendisine bağlı bulunan, tüm var olanların başvurup yardım dileyeceği tek varlık.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Samiri

Hz. Musa döneminde yaşamış ve Musa Peygamber Allah’tan vahiy almak için toplumundan ayrıldığında İsrailoğulları’na altından buzağı heykeli yapıp buna tapmaya çağıran put ustası.

 

sarık

İmamın namaz kıldırırken başına giydiği, üzerinde tülbent veya şal sarılı takke, kavuk, fes.

 

savm

oruç.

 

say

Hac veya umre ibadeti sırasında Kâbe’nin yanında bulunan Safa ile Merve tepeleri arasında dört gidiş, üç geliş olmak üzere yedi kez gidip gelme.

 

Sebe Suresi

Kur'an-ı Kerim’in otuz dördüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Elli dört ayettir. Adını, Yemen’de bir bölge ve kabile isminin geçtiği on beşinci ayetten almıştır.

 

sebil

Yol, cadde, tarik. Yüce Allah’ın yapılmasını emrettiği, Hz. Peygamber’in uygulamada örnek olduğu her türlü hayır.

 

sebt günü

Yahudilerce dinlenme günü kabul edilen ve kutsal sayılan cumartesi günü, şabat.

 

sebulmesani

Farz olsun nafile olsun bütün namazlarda okunması zorunlu olan ve yedi ayetten oluşan Fatiha Suresi.

 

secavend

Kur'an-ı Kerim okurken nerelerde durulup durulmayacağını veya durak yerlerini gösteren işaretler, harfler.

 

seccade

Üzerinde namaz kılınan halı, yaygı, tahta, kumaş, hasır ve tabaklanmış hayvan postu.

 

secde

Namazda alnı, burnu, elleri, dizleri ve ayak parmaklarını yere koyup orada Allah’ın yüceliğini Hz. Peygamber’in öğrettiği dualarla anma.

 

secdeyisehiv

sehiv secdesi.

 

secdeyitilavet

tilavet secdesi.

 

Secde Suresi

Kur’an-ı Kerim’in otuz ikinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Otuz ayettir. Adını on beşinci ayette geçen alnı yere koyma anlamındaki kelimeden almıştır.

 

seddizerayi

Kur’an-ı Kerim ve sünnette yasaklanmış olan şeyleri işlemeye sebep olacak yolları ortadan kaldırma, engelleme.

 

sefih

Akılsız, beyinsiz, bilgisiz, cahil, kıt görüşlü, düşüncesiz.

 

seferî

Doğup büyüdüğü, yerleştiği veya işi gereği yaşamını sürdürdüğü yerden doksan kilometre uzaklıktaki bir yere on beş günden az kalmak üzere yolculuk yapan kişi.

 

seferîlik

Bir kimsenin yaşamını sürdürdüğü bir yerden yaklaşık doksan kilometre uzaklıktaki bir yere on beş günden az kalmak üzere yapmış olduğu yolculuk.

 

seher

Tan yerinin ağarmasından veya sabah namazının vaktinin girmesinden önceki gecenin son üçte birlik vakti.

 

sehiv secdesi

Yanılma, unutma secdesi.

 

selam

Müslümanların birbirlerine iyi niyet ve saygı, sevgi dileklerini bildirmek üzere söyledikleri “Allah sana sağlık, afiyet, esenlik, barış, güven, huzur, sevgi versin.” anlamında dua cümlesi.

 

Selam (es-Selam)

“Her türlü eksiklikten, noksanlıktan uzak olan, yaratmasında kusursuz, kullarına güvenlik, barış, esenlik ve sağlık veren.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

selefisalihin

Hz. Peygamber’in döneminden itibaren sahabe, tabiin ve tebeitabiinden olan Müslümanlar.

 

Selefiye

Allah’ın sıfatları ve fiilleri başta olmak üzere inanç konularına ait olan ayet ve hadisleri hiçbir yorum yapmadan oldukları gibi kabul edip iman eden ehlisünnet mezhebi.

 

selem

Bir malın parasının peşin ödenip malın ise daha sonra teslim edilmesi yoluyla gerçekleşen bir alışveriş biçimi.

 

sema

Mevlana Celaleddin Rumi’nin kurmuş olduğu Mevlevîlik tarikatında dervişlerin kendilerinden

 

sema

Hadislerin toplanma döneminde bir öğrencinin hadis âlimi olan hocasından hadisleri dinleyerek öğrenme şekli.

 

semavi din

Allah tarafından gönderilen, vahye dayanan, Allah’tan geldiği şekliyle korunan ve insanlara, yalnızca Allah’a imanı ve ibadet etmeyi emreden din.

 

semavi kitaplar

İlahî kitaplar.

 

Semi (es-Semi)

“Gizli ve açık her şeyi duyan, insanın kalbinden geçenleri bile işitip bilen, kullarının yapmış olduğu duaları boş çevirmeyen.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

Semud Kavmi

Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ve kendilerine peygamber olarak Hz. Salih’in gönderildiği, Hicaz ile Suriye arasındaki Vadilkura’da yaşamış eski bir Arap kabilesi.

 

senet

isnat.

 

seriyye

Hz. Peygamber’in kumanda etmediği küçük askeri birlik, öncü kuvvet, akıncı birliği.

 

Serverikâinat

‘Kâinatın önderi, efendisi ve övünç kaynağı’ anlamında Hz. Muhammed’e verilen unvan.

 

setriavret

Müslüman erkek ve kadınların namazda ya da dinen evlenmesi yasak olmayan kişilerin yanında örtülmesi gereken yerlerini örtmeleri, dinin belirlediği avret yerlerini kapatmaları.

 

 

sevap

Kişinin iman, ibadet, ahlak ve tüm güzel davranışlarının karşılığı olarak Allah tarafından kendisine verilen ödül; mükâfat.

 

Sevr mağarası

Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicreti esnasında Hz. Ebubekir ile beraber Mekkeli müşriklerden gizlenmek için üç gün kaldığı mağara.

 

seyfullah

Orduyu sevk ve idaredeki üstün başarısı ve cesaretinden dolayı Hz. Peygamber tarafından Hz. Halid b. Velid’e verilen unvan.

 

seyit

Hz. Peygamber’in soyunu, torunu Hz. Hüseyin aracılığıyla devam ettiren müminler, Hz. Hüseyin’in soyundan gelenler.

 

seyyie

İşlenmesine dinin onay vermediği küçük günahlar, suçlar.

                           

seyrisüluk

Manevi bir önderin denetiminde Allah’ı gerçek anlamda tanıma, onu aşk derecesinde sevme amacıyla çıkılan manevi yolculuk; ruh ve ahlak eğitimi.

 

 

sıdk

 “Allah’tan almış oldukları emirleri insanlara olduğu gibi bildiren ve hayatlarının hiçbir anında hiçbir şekilde yalan söylemeyen ve dosdoğru davranan.” anlamında peygamberlerin sıfatlarından biri.

 

sıddık

 “Hz. Peygamber’e ve onun Allah tarafından getirmiş olduğu dinî emirlere içtenlikle ve gösterişten uzak olarak inanan.” anlamında Hz. Ebubekir’in sıfatı.

 

sılayırahim

Akraba ziyareti.

 

sıratımüstakim

Allah’ın gösterdiği dosdoğru yol, İslam dini.

 

 

sırat köprüsü

Kıyamet koptuktan sonra insanların mahşerde sorgulanmalarının sonucunda cennetlik veya cehennemlik olmak için üzerinden geçecekleri yol.

 

siccin

Kâfirlerin ve Allah’a isyanda aşırı gidenlerin dünyada iken yapmış oldukları her türlü söz ve davranışın yazıya geçirildiği amel defteri.

 

sihir

Büyü, tılsım, aldatma, hile yapma, bir şeyi veya bir olayı gerçek şeklinin dışında gösterme.

 

sihirbaz

Sihir yapan, sihirle uğraşan, büyücü.

 

sika

Adalet ve zapt özelliği taşıyan hadis ravisi.

 

 

sikaye

Kâbe’ye gelen hacılara ve ziyaretçilere su ve zemzem dağıtma görevi.

 

sinagog

havra.

 

siyer

Hz. Muhammed’in hayatını, onun yaşayış biçimini, niteliklerini, ahlakını, savaşlarını anlatan ve İslam tarihi içinde yer alan özel bir ilim dalı.

 

sorumluluk

 

suffe ashabı

ashabısuffe.

 

sufi

Yünden dokunmuş elbise giyen, dünyaya olduğundan fazla değer vermeyen, derviş.

 

suhuf

Dört büyük kitaptan ayrı olarak Yüce Allah’ın Cebrail aracılığı ile bazı peygamberlerine gönderdiği dinî emirler ve bu emirleri içeren sayfalar.

 

 

sulh

İki kişi veya iki grup arasındaki anlaşmazlığın, davanın veya savaşın sona ermesi için yapılan anlaşma, barış.

 

sûr

Kıyametin kopmasını ve kıyamet koptuktan sonra yeniden dirilmeyi duyurmak için İsrafil adlı melek tarafından üflenilecek olan bir boru.

 

sure

Kur’an-ı Kerim’in her biri diğerinden besmele ile ayrılmış 114 bölümünden biri.

 

sübhanallah

“Allah her türlü eksiklik, kusur ve ayıptan uzaktır.” anlamında bir dua cümlesi.

 

sücud

secde.

 

Süleyman Peygamber

Kur'an-ı Kerim’de adı geçen büyük peygamberlerden biri. İsrailoğulları’na gönderilmiş peygamberlerden ve hükümdarlardan Hz. Davut’un oğludur.

 

sünen

Fıkıh ilminin konuları esas alınarak bölümlere ayrılan hadis kitapları.

 

sünnet

Hz. Peygamber’in Kur’an-ı Kerim’den anlamış olduğu şeyleri hayatında yaşama biçimi, Hz. Muhammed’in hayat tarzı.

 

sünnetihüda

sünnetimüekkede.

 

sünnetigayrimüekkede

Hz. Peygamber tarafından bazen yapılıp bazen yapılmayan iş, davranış ve ibadetler.

 

sünnetimüekkede

Hz. Peygamber’in devamlı olarak yaptığı, çok az terk ettiği farz ve vacibin dışındaki iş, davranış ve ibadetler.

 

sünnetizevaid

sünnetigayrimüekkede.

 

sünnet olma

hitan.

 

sünnetullah

Allah’ın evren ve evrenin içindeki canlı cansız tüm varlıklar ile ilgili koyduğu kurallar, tabiat kanunları.

 

 

sünni

İnanç ve uygulama ile ilgili konularda ehlisünnete göre hayatını düzenleyen kimse.

 

süt akrabalığı

rada.

 

sütre

Herhangi bir yerde özellikle de açık alanlarda namaz kılan bir kişi ya da cemaatin önünden başkalarının geçme ihtimaline karşı önlerine dikilen taş, değnek vb. cisim.

 

 


Ş

şaban

Ay takvimine göre sekizinci ay.

 

şabat

sebt günü.

 

Şadırvan

Camilerin genellikle avlusunda bulunan abdest alma yeri

 

Şafii

İmam Muhammed b. İdris eş-Şafii’nin kurmuş olduğu fıkıh mezhebine bağlı kimse.

 

Şafii Mezhebi

İmam Muhammed b. İdris eş-Şafii’nin görüşleri etrafında oluşan ve ona nispet edilen mezhep, fıkıh ekolü.

 

şahit

Gören, tanık olan, hazır bulunan, görgü tanığı.

 

şaki

Yapmış olduğu kötü davranışların ve inançsızlığın sonunda cehennemlik olmayı hak eden inkârcı kişi.

 

şakkulkamer

Hz. Muhammed’in, peygamberliğini ispat etmek için Mekke müşriklerine hicretin beşinci yılında Allah’ın izniyle göstermiş olduğu ayın ikiye yarılma mucizesi.

 

şaman

Şamanizm’de dinî ayinleri ve törenleri idare etmekle görevli olan din adamı.

 

Şamanizm

Ruhlarla insanlar arasında aracılık yaptığı ve hastaları iyileştirme gücüne sahip olduğuna inanılan şamanlar çevresinde oluşan inanç sistemi.

 

şari

Kanun koyucu, din gönderen, haram ve helali belirleyen.

 

şarkiyatçı

Oryantalist. Müsteşrik.

 

 

 

şart

Hükmün varlığı kendisine bağlı olan şey, rükün.

 

 

şavt

Hac ve umre yapılırken veya nafile tavaf esnasında Hacerulesvet’i selamlayarak başlamak ve yine onu selamlayarak bitirmek üzere sağdan sola doğru Kâbe’nin etrafında bir kez dönme.

 

şebiarus

Mevlana Celaleddin Rumi’nin ölüm gününün hatırası olarak yapılan merasim, tören.

 

şecaat

Hakkını alma, haksızlığa boyun eğmeme ve savaşlarda düşmana karşı cesaretli davranma.

 

şefaat

Allah’ın katında değerli bir müminin; peygamberlerin, sıddıkların, âlimlerin ve şehitlerin başka bir Müslüman için azabın kaldırılması için Allah’tan dilekte bulunmaları.

 

şehadet

Tanıklık, şahitlik, bir şeyin doğruluğuna inanma.

 

şehit

Allah yolunda veya Allah’ın kutsal kabul ettiği din, vatan, namus, mal ve can güvenliği için cihat ederken öldürülen mümin.

 

şehvet

Kişinin insan olarak ulaşmak isteği şeylere karşı duymuş olduğu sınırsız arzu, dünya nimetlerine karşı aşırı istek.

 

Şekûr (eş-Şekûr)

“Yapılan iyilikleri çok büyük sevap vererek ödüllendiren, kendisine karşı yapılan ibadetleri ve ahlaki davranışları karşılıksız bırakmayan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri.

 

şemailişerif

Hz. Muhammed’in ahlak ve alışkanlıklarını konu edinen eserler.

 

Şems Suresi

Kur’an-ı Kerim’in doksan birinci suresidir. Mekke’de inmiştir. On beş ayettir. Adını ilk ayette geçen ve ‘güneş’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

şer

Kötü, fena, kötü iş, bela, musibet.

 

şerefe

Minarede gövdeyi çepeçevre dolaşan ve kenarları korkuluklu, müezzinin ezan okuması için yapılmış yer.

 

şerh

Bir şeyi açıklamak ve yorumlamak amacıyla yazılan kitap.

    

şer’î

Şeriatla ilgili ve şeriata uygun olan.

 

şeriat

Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerden, peygamberin sözlerinden çıkarılan, dinî temellere dayanan Müslümanlık kanunları, İslam fıkhı.

 

şerif

Hz. Peygamber’in torunu Hz. Hasan’ın soyundan gelen mümin.

 

şerik

Allah’a ortak koşulan şey.

 

şevval

Ramazan ve zilkade ayları arasında bulunan ve kamerî ayların onuncusu olan ay.

 

şeyh

Üstat, hoca, âlim. Hz. Peygamber’in hadislerini rivayet eden hadis âlimi, muhaddis.

 

şeyhayn

İki büyük hadis âlimi olan Buhari ve Müslim. Aynı zamanda Hanefi Mezhebi’nin iki büyük imamı, İmam Ebu Hanife ve İmam Ebu Yusuf.

 

şeyhülislam

Tarihte Osmanlı Devletinde ilmiye sınıfının başı olan ve sadrazamdan sonra devletin ikinci en büyük görevlisi.

 

 

 

 

şeytan

Allah’ın, “Âdem’e itaat et.” emrine karşı gelip isyan ettiği için ilahî rahmetten kovulan cinlerin inkârcı olanlarından gizli varlık.

 

şeytan taşlama

Hac görevini yerine getiren Müslümanların Mina’da sembolik olarak küçük kule şeklindeki üç ayrı yapıya taş atmaları.

 

Şia

Hz. Muhammed’in vefatından sonra, Hz. Ali’nin imam ve halife olması gerektiğini, imamet ve hilafetin onun soyundan gelenlere ait olduğunu iddia eden farklı mezhep ve görüşlerin ortak adı, Şiilik.

 

Şii

Şia’nın temel görüşlerini benimseyen kimse.

 

Şiilik

Şia.

 

şirk

Allah’a inanmakla birlikte başka varlıkları da tanrı kabul etme.

 

Şit Peygamber

Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerden biri.

 

Şuara Suresi

Kur’an-ı Kerim’in yirmi altıncı suresidir. İki yüz yirmi yedi ayettir. Mekke’de indirilmiştir. Sure, adını ‘şairler’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

Şuayp Peygamber

Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberden biri. Medyen ve Eyke halkına peygamber olarak gönderilmiştir.

 

şûra

Çözüm aranan hayatla ilgili bütün meselelerde danışmaya layık, alanlarında uzman ve ilmî yeterlilik sahibi kişilerle fikir alışverişinde bulunma.

 

Şûra Suresi

Kur’an-ı Kerim’in kırk ikinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Elli üç ayettir. Adını, otuz sekizinci ayette geçen ve ‘görüş alışverişinde bulunma, danışma’ anlamına gelen kelimeden almıştır.

 

şüheda

şehitler.

 

şükür

Görülen iyiliğe karşı söz ve davranış ile hoşnutluk gösterme ve yapılan iyiliğin kıymetini bilme.

 

şükür secdesi

Hayırlı ve güzel şeyleri elde etmekten, bir nimete kavuşmaktan veya bir beladan kurtulmaktan dolayı kıbleye yönelip tekbir alarak yapılan ve Allah’a hamt, dua ve şükürden ibaret olan bir secde.

 

 


T

 

taassup

Bağnazlık, aşırı taraftarlık, tutuculuk, körü körüne bağlılık, fanatizm.

                           

tabiin

Hz. Peygamber’in sahabelerinin zamanına yetişen, onlarla görüşen, sohbette bulunan ve Müslüman olarak ölen kişiler.

 

tabu

Kutsal sayılan bazı insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinî inanç.

 

tabut

Ölünün defnedilmek için mezarlığa götürülürken içine konduğu sandık.